kalkmak

listen to the pronunciation of kalkmak
Türkçe - İngilizce
get up

I didn't want to get up early. - Erken kalkmak istemedim.

They lack an ideal, a reason to get up in the morning. - Onların bir ideali sabahları kalkmak için bir sebepleri yok.

stand up

I'd like to stand up. - Ayağa kalkmak istiyorum.

Amy made an effort to stand up. - Amy ayağa kalkmak için bir çaba sarfetti.

(for a train, plane, bus, ship) to leave, depart
to stand up, rise to one's feet, get up
to be abolished
cancelled
end
run
stir
be cancelled
to be about again
be about again
about again
to be cancelled
recover
off

The plane was about to take off. - Uçak kalkmak üzereydi.

The plane is about to take off. - Uçak kalkmak üzeredir.

presume
get erect
be abolished
attempt
arise from
depart
go
abolished
get a hard on
try
move
become unfashionable
to sound reveille
stand upon
lift
(for grain) to be reaped, be gathered
straighten
(araba) pull
for reveille to be sounded. kalk gidelim etmek slang to swipe, walk off with, steal. kalk gidelim olmak slang to be swiped, be stolen. kalk işareti starting signal. kalkıp kalkıp oturmak to be boilling with anger, be hopping mad
to go up, rise
to get up, get out of bed
(for a cloth or lid) to be taken off, be raised
to disappear, cease to be available, be gone
lift-off
pull away
(for game, fowl) to be raised, be flushed
to start, attempt, begin to (do), try (something). kalk borusu reveille, the signal for reveille. kalk borusu çalmak
leave

The train for Cambridge leaves from Platform 5. - Cambridge treni 5. platformdan kalkmaktadır.

The train's about to leave. Hurry up. - Tren kalkmak üzere. Acele et.

(ayağa) to stand up; (yataktan) to get up; to rise; to depart, to leave, to move off" " hareket etmek; (uçak) to take off, to lift off; (taşıt) to run; to recover, to be about again; to end; to be cancelled, to be abolished, to be annulled; to attempt, to try, to dare; (penis) to get erect, to get up; to go out, to become unfashionable
stand on
rise

Early to bed and early to rise, makes a man healthy, wealthy and wise. - Erkenden uyumak ve erken kalkmak bir adamı sağlıklı, zengin ve bilge yapar.

Early to bed, early to rise makes a man healthy, wealthy and wise. - Erken yatmak, erken kalkmak bir insanı sağlıklı, zengin ve akıllı yapar.

arise
(for a rule or privilege) to be annulled, be repealed, be abolished
straighten up
to rise, come loose, peel off
start
(otobüs vb.) pull away from the kerb
(for something) to be taken away, be removed (from)
to take it into one's head to (do something)
to get well, be back on one's feet (after an illness)
take off

The plane is about to take off for Paris. - Uçak Paris için kalkmak üzere.

The plane is about to take off. - Uçak kalkmak üzeredir.

(for money) to go out of circulation
go out
lift off
cock
tilt up
(Fiili Deyim ) be astir
have a hard on
ayağa kalkmak
stand up

I'd like to stand up. - Ayağa kalkmak istiyorum.

Amy made an effort to stand up. - Amy ayağa kalkmak için bir çaba sarfetti.

uykudan kalkmak
awake
kalkmak (taşıt)
leave
karga bokunu yemeden kalkmak
(deyim,Konuşma Dili) rise with the lark
ayağa kalkmak
stand

I'd like to stand up. - Ayağa kalkmak istiyorum.

I'm having trouble standing up. - Ayağa kalkmakta sorun yaşıyorum.

kalk
got up

As a rule I get up at six o'clock, but yesterday morning I got up at eight. - Genellikle saat altıda kalkarım, fakat dün sabah sekizde kalktım.

Got up at six, and left home at seven. - Altı kalktım, ve yedide evden ayrıldım.

biriyle düşüp kalkmak
sleep with
erken kalkmak
get up early
kalkma
erection
kalkma
liftoff
sustaya kalkmak
beg
uykudan geç kalkmak
sleep in
kalk
gotten up
kalk
rise up
kalk
get up

I always get up at six. - Her zaman altıda kalkarım.

I usually get up at about six-thirty. - Genellikle saat altı otuz civarında kalkarım.

ayağa kalkmak
get on
Erken yatmak erken kalkmak insanı sağlıklı zengin ve akıllı yapar
(Atasözü) Early to bed and early to rise makes a man healthy, wealthy and wise
amuda kalkmak
Do a handstand
amuda kalkmak
Do a headstand
amuda kalkmak.
to handstand
tersinden kalkmak
Wake up on the wrong side of the bed
yakında kalkmak
soon off

yakında istanbul a uçuyorum.

(penis) kalkmak
(Argo) (penis) stiffen
(penis) kalkmak
(Argo) (penis) harden
(penis) kalkmak
(Argo) (penis) go hard
(penis) kalkmak
(Argo) (penis) become hard
(penis) kalkmak
(Argo) (penis) get hard
altından kalkmak
to carry out (something) successfully
altından kalkmak
to overcome, to surmount
amuda kalkmak
to do a handstand
amuta kalkmak
to do a hand stand
arka ayakları üzerinde kalkmak
sit up and beg
arka ayakları üzerinde kalkmak
sit up
ayaka kalkmak
1. to stand up, get up, rise to one's feet. 2. to recover and get out of bed. 3. to get excited, be aroused
ayağa kalkmak
arise
ayağa kalkmak
rise
ayağa kalkmak
alight on one's feet
ayağa kalkmak
a) to stand up, to rise b) to get better, to recover
beraber düşüp kalkmak
to live together
cenaze kalkmak
for a funeral to be held at (a specified place)
curcunaya kalkmak
slang to start a brawl
damarları şaha kalkmak
slang to want something badly, have a consuming desire
düşüp kalkmak
a) to carry on (with sb), to go with, to have an affair (with) b) to consort (with)
erken kalkmak
wake up early
erken kalkmak
rise early
erken kalkmak
rise with the lark
erken kalkmak
to get up early
fahişelerle düşüp kalkmak
wench
finişe kalkmak
to make a final dash for the finish line, put on a final sprint
finişe kalkmak
to spurt
geç kalkmak
sleep late
geç kalkmak
wake up late
havaya kalkmak
levitate
herkesle düşüp kalkmak
screw around
herkesle düşüp kalkmak
sleep around
hop oturup hop kalkmak
to be hopping mad, be fit to be tied
hücuma kalkmak
to spring to the assault
inip kalkmak
heave
iyileşip ayağa kalkmak
get about
işyerinde yatıp kalkmak
be in residence
kalk
{f} take off

I like watching planes take off. - Uçakların kalkışını izlemeyi severim.

Their plane will soon take off. - Onların uçakları yakında kalkacak.

kalk
up
kalkma
{i} uprising
kullanımdan kalkmak
fall out of use
kullanımdan kalkmak
go out of use
kullanımdan kalkmak
pass out of use
merakı kalkmak
1. for a feeling of sadness or melancholy to descend upon (someone). 2. to become filled with curiosity
midesi kalkmak
feel queasy
ortadan kalkmak
1. to be done away with; to cease to be. 2. slang to be done away with, be bumped off, be killed. 3. not to be found on the market
ortadan kalkmak
a) to be removed b) to be destroyed c) to disappear
sabahın köründe kalkmak
rise with the lark
sahura kalkmak
to get up (from bed) in order to eat this meal
sağ tarafından kalkmak
(for things) to be going well for one
tedavülden kalkmak
fall into disuse
tedavülden kalkmak
to be taken out of circulation
tedavülden kalkmak
to go out of circulation, be withdrawn from circulation
ters tarafından kalkmak
to get out of the wrong side
ters tarafından kalkmak
to get up on the wrong side of the bed, be in a bad mood
ters tarafından kalkmak
get out af the bed on the wrong side
tohuma kalkmak
to run to seed
tırısa kalkmak
(for a horse) to begin to trot, break into a trot
uykudan kalkmak
to wake up and get out of bed
vizyondan kalkmak
(for a movie) to stop playing, cease running
yataktan kalkmak
turn out
yataktan kalkmak
show a leg
yataktan kalkmak
get up
yataktan kalkmak
get out of the bed
yataktan kalkmak
to get up
yavaş yavaş ortadan kalkmak
die out
yerden kalkmak
pick oneself up
yukarı kalkmak
rise
yükün altından kalkmak
1. to succeed in doing a difficult task, carry out a hard job successfully. 2. to repay a kindness or favor
yüreki kalkmak
to get excited or agitated, for one's heart to begin to pound with excitement or agitation
yürürlükten kalkmak
fall into desuetude
şaha kalkmak
rear up
şaha kalkmak
curvet
şaha kalkmak
to rear
şaha kalkmak
(for a horse) to rear, stand up on its hind legs
Türkçe - Türkçe
Uyanarak yataktan ayrılmak
Yerinden ayrılıp yol almaya başlamak
Güncelliğini yitirmek
Taşıtlar, yola çıkmak
Yola çıkmak
Başka yere gitmek, taşınmak
Varlığı, hayatı son bulmak
Derlenip götürülmek: "Ne zaman kalkacağını, nereye gömüleceğini bilmek, bildirmek mümkün değil."- M. Ş. Esendal. İyileşmek
Girişmek, başlamak, davranmak, yeltenmek
Yok olmak, artık bulunmamak
İyileşerek gezecek duruma gelmek
Bir durumdan başka bir duruma geçmek
Yerinden ayrılıp yol almaya başlamak: "Çıkın arabaya, kalkacak şimdi, kalacaksınız buracıkta!"- O. C. Kaygılı
Başka yere gitmek, taşınmak: "O yıl, çok geçmeden piyade taburu bizim ilçeden başka ilçeye kalktı."- N. Cumalı
Ayakta beklemek
Derlenip götürülmek
Yukarı doğru yükselmek
Geçerli olmamak, geçerliğini yitirmek, geçmez olmak
Oturma durumundan dik duruma gelmek, doğrulmak: "Annem yerinden kalktı, yanıma geldi, bir kolunu uzatarak omzuna doladı."- H. Z. Uşaklıgil
Uçmak
İki art ayağı üzerinde dik durum almak
Oturma durumundan dik duruma gelmek, doğrulmak
Hayvan iki art ayağı üzerinde dik durum almak
Girişmek, başlamak, davranmak, yeltenmek: "Gözlüklerini takmadan okumaya kalktı."- N. Cumalı
Uygulanmaz olmak
Ayakta beklemek: "Mektepte cezaya kalkmış gibi duruyorsun."- F. R. Atay
Uyanarak yataktan ayrılmak: "İstemeye istemeye, altüst olmuş yataktan kalktım."- Ö. Seyfettin
Kabarmak, ayrılmak
Gitmek üzere davranmak, gitmeye yeltenmek
(Osmanlı Dönemi) MÜSAVERE
(Osmanlı Dönemi) SAMEYAN
Kalkma
(Osmanlı Dönemi) İNTİAZ
kalk
Bir dilden başka bir dile olduğu gibi çevrilen deyim
kalkma
Kalkmak işi
İngilizce - Türkçe

kalkmak teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı

üretimden kalkmak
Be discontinued
kalkmak