genel

listen to the pronunciation of genel
Türkçe - İngilizce
general

Lemma 5 cannot be generalized to arbitrary artinian rings. - Lemma 5 gelişigüzel seçilmiş Artin halkaları ile genellenemez

The labor unions had been threatening the government with a general strike. - İşçi sendikaları hükümeti genel grevle tehdit etmekteydi.

public

I went to a public high school. - Ben bir genel liseye gittim.

The mayor addressed the general public. - Belediye başkanı genele hitap etti.

generic
broad

Broadly speaking, dogs are more faithful than cats. - Genellikle, köpekler kedilerden daha sadıktırlar.

prevalent
(Ticaret) across-the-board
birdie
coarse
(Ticaret) macro
popular

As is often the case with educated people, he likes classical music better than popular music. - Genellikle eğitimli insanlarda olduğu gibi o klasik müziği popüler müzikten daha çok seviyor.

He is popular among general readers. - O genel okuyucular arasında popüler.

(Biyokimya) routine
(Ticaret) over-all
comprehensive
generalis

It is dangerous to generalise about a situation which you do not fully understand. - Tamamen anlamadığın bir durum hakkında genelleme yapmak tehlikelidir.

exoterical
rife
(Dilbilim) generic term
liberal
plenary
across the board
running

There is so much pollution in New York that joggers often wear masks when running. - New York'ta o kadar çok kirlenme var ki koşucular genellikle maske takarlar.

general , global , public
widespread
prevailing

Bad cold is prevailing throughout the country. - Ülke genelinde soğuk hava hüküm sürüyor.

Bad cold is prevailing throughout the country. - Kötü bir soğuk algınlığı ülke genelinde hüküm sürüyor.

exoteric
Catholic
general, common; public
overhead
collective
blanket
grand

My grandfather usually eats breakfast at six. - Büyükbabam sabah kahvaltısını genellikle saat altıda yer.

common

Osteoporosis is more common in advanced age, and is often a concern for post-menopausal women. - Osteoporoz ileri yaşlarda daha yaygındır ve genellikle menopoz sonrası kadınlar için bir sorundur.

Cardiopulmonary resuscitation is commonly known as 'CPR'. - Kardiyopulmoner resüsitasyon genelde 'CPR' olarak bilinir.

sweeping
general, common
public, pertaining to the public
universal

Universal suffrage was a major achievement. - Genel seçim hakkı büyük bir başarıydı.

abstract
current
koinos
pandemic
epidemic
genel olarak
in general

Americans, in general, don't like to dress up. - Amerikalılar, genel olarak, giyinip süslenmeyi sevmezler.

In general, wolves do not attack people. - Genel olarak, kurtlar insanlara saldırmazlar.

genel merkez
headquarters

I didn't visit the headquarters of Twitter. - Twitter'ın genel merkezini ziyaret etmedim.

Our headquarters will remain in Boston. - Genel Merkezimiz Boston'da kalacak.

genel olarak
generally

Generally speaking, women live longer than men by almost ten years. - Genel olarak, kadınlar erkeklerden yaklaşık on yıl daha uzun yaşarlar.

Generally speaking, boys can run faster than girls. - Genel olarak söylemek gerekirse, oğlanlar kızlardan daha hızlı koşabilirler.

genel bakış
overview

We had lost the overview a long time ago. - Biz uzun zaman önce genel bakışı kaybetmiştik.

genel müdür
president

The president ignored the protesters outside his office. - Genel müdür ofisin dışındaki protestocuları görmezden geldi.

He's the president of the bank. - O, bankanın genel müdürüdür.

genel afla serbest bırakmak
amnesty
genel müdürlük
(Politika, Siyaset) directorate general
genel af
(Kanun) act of grace
genel af
(Latin) amnestia
genel amaç
(Bilgisayar) general purpose
genel arama
(Bilgisayar) general search
genel
(Bilgisayar) public network
genel bakım
(Askeri) servicing
genel bakış
general view
genel bakış
roundup
genel bakış
general overview
genel bilgi
preliminary information
genel bilgi
guideline
genel birim
(Bilgisayar) generic volume
genel bütçe
(Politika, Siyaset,Ticaret) national budget
genel durum
general situation

The general situation is advantageous to us. - Genel durum bizim için avantajlı.

genel durum
context
genel düzey
(Bilgisayar) global level
genel evrak
(Askeri) central registry
genel geçer
common
genel giriş
(Askeri) public access
genel hata
(Bilgisayar) general error
genel hata
(Bilgisayar) general failure
genel hesap
(Bilgisayar) global account
genel hizmet
(Bilgisayar) generic service
genel hukuk
(Kanun) common law
genel kabul
general acceptance
genel kod
(Bilgisayar) global code
genel kota
(Politika, Siyaset) global quota
genel kurul
(Kanun) general board
genel kurul kararı
general assembly resolution
genel kurul toplantısı
(Ticaret) annual meeting
genel kurul toplantısı
(Ticaret) plenary session
genel merkez
(Politika, Siyaset) headquarter

I didn't visit the headquarters of Twitter. - Twitter'ın genel merkezini ziyaret etmedim.

Our headquarters will remain in Boston. - Genel Merkezimiz Boston'da kalacak.

genel müdür
director-general
genel müdür muavini
(Ticaret) assistant general manager
genel müdürlük
general directorate
genel müdürlük
directorate-general
genel müdürlük binası
(Politika, Siyaset) head office
genel nüfus
general population
genel nüfus sayımı
general census
genel parti
(Bilgisayar) general party
genel plan
(İnşaat) general layout
genel rapor
(Askeri) general report
genel sayı
(Bilgisayar) general number
genel sayı
(Bilgisayar) grand count
genel sekreter
secretary-general
genel tarih
(Bilgisayar) general date
genel terim
general term
genel tıp
(Tıp) general medicine
genel uyarı
(Bilgisayar) general warning
genel vali
(Politika, Siyaset) governor-general
genel yapı
general structure
genel yol
highway
genel çekim
(Fotoğrafçılık) master shot
genel çözüm
(Matematik) integral curves
genel çözüm
(Bilgisayar,Matematik) general solution
genel çözüm
(Matematik) primitive
genel şura
(Askeri) general council
genel kurmay başkanı
Chief of General Staff
genel antrepo
(Ticaret) general warehouse
genel başkanlık
chairman
genel fikir
Public opinion
genel görüş
(deyim) Common wisdom
genel harp
(Askeri) Total war
genel kanının aksine
Contrary to popular belief
genel kredi sözleşmesi
General loan agreement
genel kurul tutanağı
general assembly proceedingsplenum's record
genel müdür
(Endüstri) director of operations
genel müdür yardımcısı
Co-CEO
genel müdür yardımcısı
general manager asistant
genel müdürlük
(İdari Yönetim) General management
genel müdürlük
(İdari Yönetim) Head office
genel sekreterlik
General Secretary
genel sığınak
Public fallout shelter
genel vekaletname
attorney general
genel yayın yönetmeni
Editor in chief
genel yazman
general secretary
Genel Servis Yönetimi; genel destek topçusu
(Askeri) General Services Administration; general support artillery
genel hizmet; genel destek; yer hızı; grup ayıracı
(Askeri) general service; general support; ground speed; group separator
genel geçer
(Politika, Siyaset) de facto
genel gider
overhead
genel görüş
{i} Zeitgeist
genel anlamda
typically
genel görünüm
complexion
genel görünüm
general view
genel görünüm
big picture

We need to look at the big picture. - Genel görünüme bakmamız gerekiyor.

You need to look at the big picture. - Genel görünüme bakmalısın.

genel görünüş
general view
genel olarak
taking stall in all
genel olarak
broadly
genel olarak
as a general thing
genel olarak
nine times out of ten
genel toplam
(Ticaret) total amount
genel toplam
general total
genel anlamda
generally speaking
genel durum
air
genel görünüş
panorama
genel görüş
panoramic sight
genel hizmet
public utility
genel kongre
general assembly
genel kurul
general assembly
genel kurul
general meeting
genel kültür
liberal education
genel müdür
general manager

The general manager is in the meeting room. - Genel Müdür toplantı odasında.

Hi, I have an appointment with the general manager. This is my interview notice. - Merhaba, genel müdürle bir randevum var. Bu, röportajımın belgesi.

genel müdür
director general
genel olarak
by and large

By and large, this school is one of the best. - Genel olarak bu okul en iyilerinden biri.

By and large, reporters don't hesitate to intrude on one's privacy. - Genel olarak muhabirler birinin mahremiyetine izinsiz girmeye çekinmezler.

genel seçim
general election

A general election was in the air. - Bir genel seçim havasındaydı.

A general election will be held in May. - Bir genel seçim mayıs ayında düzenlenecek.

genel sunuş
public presentation
genel toplam
grand total
genel toplam
final total
Genel anlamda
in general terms
Genel cerrahi
(Tıp, İlaç) general surgery
Genel müdür
general director
Genel olarak
over-all
genel anlamda
in general sense
genel olarak
as general
genel sekreter
general secretary
GENEL SEKRETER
(Askeri) secretary general staff
Genel merkez
home office
federal genel fazla menkul (taşınabilir) ordu malı; yabancı genel fazla menkul (
(Askeri) federal excess personal property; foreign excess personal property
genel ev
(Fiili Deyim ) bawdy house
genel gider
general expenses
genel kurmay
{i} command
genel kurmay
general staff
genel kurul
plenary session
genel kurul
general meeting, general assembly
genel kurul
{i} plenum
genel merkez
head office

Our head office is in Boston. - Bizim genel merkezimiz Boston'dadır.

genel merkez
central office
genel olarak
in general, generally, by and large
genel olarak
at large

We discussed the matter at large. - Konuyu genel olarak konuştuk.

genel olarak
in the abstract
genel sekreter
{i} secretary general

Tom is the new secretary general of the United Nations. - Tom, Birleşmiş Milletler'in yeni genel sekreteridir.

genel sekreter
(parti) floor manager
genel seçim
popular election
genel seçim
(Politika, Siyaset) general elections
genel yetenek
general ability
Türkçe - Türkçe
Bir genelleme sonucunda elde edilen
Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne)
Geniş yetkileri olan bazı resmî görevlerin adında yer alır
Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan
Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan: "Genel bir sıralama yapmak gerekirse, denebilir ki, dünyada en iyisi mutlu, dengeli bir evliliktir."- H. Taner
Yetkisi ve sorumluluğu çok olan
Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umum
umumi
(Osmanlı Dönemi) umûmî
Genel olarak
kuş bakışı
Genel ev
kırmızı fener
Genel ev
kerhane
Genel ev
aşağı mahalle
Genel ev
koltuk
Genel görünüm
panorama
Genel kongre
umumi kongre
Genel kurul
umumi heyet
Genel müdür
umum müdür
Genel müdürlük
umum müdürlük
Genel olarak
alelıtlak
Genel sekreter
genel yazman
genel ev
Genel kadınların erkek kabul ettikleri ev, kerhane, umumhane
genel gider
Bir işin üzerinde görülmeyen ama yapımı için gerekli olan yardımcı giderler toplamı
genel görünüm
Bir yerin, bir olayın dıştan görünümü
genel kurul
Bir kuruluşta bütün üyelerin katılmasıyla yapılan toplantı
genel müdür
Bir kurum veya kuruluşta idarenin en üst düzeydeki sorumlusu
genel müdürlük
Genel müdürün yetkisi ve makamı
genel sekreter
Bazı kamu kuruluşlarında, siyasi partilerde veya büyük özel kuruluşlarda yönetim işlerini yürüten görevli, genel yazman
genel sekreterlik
Genel sekreterin yetkisi ve makamı, genel yazmanlık
genel yetenek
Ölçüleri yeteneklerin ortalaması sayılan yetenek
İngilizce - Türkçe

genel teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı

genel bir ifade olarak
As a general statement