temelsiz

listen to the pronunciation of temelsiz
Türkisch - Englisch
unfounded
unsubstantial
groundless

You're wasting your energy. Your complaint is groundless. - Enerjini harcıyorsun. Şikayetin temelsiz.

(Politika, Siyaset) idle
built on sand
fallacious
footless
insubstantial
without foundation

The rumor was completely without foundation. - Söylenti tamamen temelsizdi.

unfounded, baseless, groundless
without foundation; unfounded, groundless
without any foundation
impermanent, transitory, transient
baseless

Baseless speculations. - Temelsiz spekülasyonlar.

All of your accusations are baseless. She is innocent, and we will prove that. - Senin suçlamalarının tümü temelsizdir. O masumdur ve biz bunu kanıtlayacağız.

(building) which lacks a foundation
ungrounded
temel
basis

Compassion is the basis of all morality. - Merhamet tüm ahlakın temelini oluşturmaktadır.

This idea is the basis of my argument. - Bu fikir benim iddiamın temelidir.

temel
foundation

Your idea has no foundation at all. - Sizin fikrinizin hiç temeli yok.

A house is built on top of a solid foundation of cement. - Bir ev, çimentodan yapılmış sağlam bir temel üstüne inşa edilmiştir.

temel
{s} basic

Tom easily learned the basic rules of the game. - Tom oyunun temel kurallarını kolaylıkla öğrendi.

Studies show that once the basic needs of shelter and food are met, additional wealth adds very little to happiness. - Araştırmalar, temel barınma ve gıda ihtiyaçları karşılanır karşılanmaz, ilave zenginliğin mutluluğa çok az şey kattığını gösteriyor.

temel
base

Baseless speculations. - Temelsiz spekülasyonlar.

Don't discriminate against people based on nationality, gender, or occupation. - İnsanlara milliyet, cinsiyet veya meslek temelinde ayrımcılık yapmayın.

temelsiz bir biçimde
sophistically
temelsiz iddialar
baseless allegations
temelsiz iddialar
unfounded allegations
temelsiz iddialar
groundless allegations
temel
essential

Education is one of the most essential aspects of life. - Eğitim, yaşamın en temel yönlerinden biridir.

I must spend the money remaining to me only for essential things. - Bana kalan parayı sadece temel şeyler için harcamalıyım.

temel
fundamental

There is a fundamental difference between your opinion and mine. - Senin fikrinle benimki arasında temel bir fark vardır.

When we hear of a divorce we assume that it was caused by the inability of those two people to agree upon fundamentals. - Bir boşanma duyduğumuzda biz bunun o iki kişinin temel ilkeler üzerinde anlaşmaya varma yetersizliğinden kaynaklandığını varsayıyoruz.

temel
{s} elementary

This is an elementary error of reasoning. - Bu akıl yürütme ile ilgili temel bir hatadır.

Education shall be free, at least in the elementary and fundamental stages. - Eğitim, en azından ilk ve temel aşamalarda parasızdır.

temel
{s} underlying

We still have to solve the underlying problem. - Biz hâlâ temel sorunu çözmek zorundayız.

temel
parent
temel
foundation; basis; base; ground, groundwork; main, chief, basic, fundamental, principal, primary, elementary
temel
ground

The house burned to the ground. - Ev temele kadar yandı.

The house burned to the ground before the fire truck arrived. - İtfaiye aracı gelmeden önce ev temele kadar yandı.

temel
constitutive
temel
bedrock
temel
{s} staple

Cassava is a drought-tolerant crop and consequently a major staple food for millions of people. - Manyok kuraklığa dayanıklı bir ekindir ve bu nedenle milyonlarca insan için önemli bir temel gıdadır.

Instant noodles are a staple among college students. - Anlık şehriyeler üniversite öğrencileri arasında temel bir yemektir.

temel
basics

These are the basics. - Bunlar temel öğelerdir.

You have to learn the basics first. - Önce temel öğeleri öğrenmelisin.

temel
(Kanun) grounds
temel
mainstream
temel
primitive
temel
profound
temel
(Bilgisayar) primitives
temel
primary

Honesty is the primary reason for his success. - Dürüstlük onun başarısı için temel nedendir.

The primary aim of science is to find truth, new truth. - Bilimin temel amacı gerçeği , yeni gerçeği bulmaktır.

temel
essential for
temel
rudimentary
temel
(Ticaret) structure
temel
cornerstone

Freedom of speech is the cornerstone of democracy. - Konuşma özgürlüğü, demokrasinin temel taşıdır.

Make solidarity and equal rights the cornerstone of public policy. - Dayanışma ve eşit haklar kamu politikasının temel taşını oluşturur

temel
ultimate

So ultimately, with Tatoeba we are only building the foundations… to make the Web a better place for language learning. - Yani sonuçta, Web'i dil öğrenmede daha iyi bir yer yapmak için biz Tatoeba ile sadece temelleri inşa ediyoruz.

temel
(İnşaat) matrix
temel
abecederian
temel
radix
temel
precept
temel
hypostasis
temel
bases
temel
back drop
temel
fundament

Let us turn now to the fundamental issue. - Şimdi temel konuya dönelim.

When we hear of a divorce we assume that it was caused by the inability of those two people to agree upon fundamentals. - Bir boşanma duyduğumuzda biz bunun o iki kişinin temel ilkeler üzerinde anlaşmaya varma yetersizliğinden kaynaklandığını varsayıyoruz.

temel
substructure
temel
stereobate
temel
{i} backdrop
temel
footing
temel
central

Bravery is a central principle of Hanukkah. - Cesaret, Hanuka'nın temel bir ilkesidir.

temel
substruction
temel
basement
temel
rudiments
temel
leading
temel
main

Marriage is the main cause of all divorces. - Bütün boşanmalarının temel nedeni evliliktir.

The main crop of Japan is rice. - Japonyanın temel ürünü pirinçtir.

temel
grounding
temel
guiding
temel
socle
temel
keynote
temel
baselined
temel
baseline
temel
based

Nothing is more contemptible than respect based on fear. - Hiçbir şey korku temelli saygıdan daha aşağılık değil.

Don't discriminate against people based on nationality, gender, or occupation. - İnsanlara milliyet, cinsiyet veya meslek temelinde ayrımcılık yapmayın.

temel
simple
temel
bread-and-butter
temel
basic to
temel
foundational
Temel
(isim) Foundation; basis; principal, chief
temel
{s} rudimental
temel
ground form
temel
{i} pedestal
temel
root

We must get to the root of the problem. - Problemin temeline gitmeliyiz.

temel
{s} elemental
temel
{i} backbone
temel
{s} working
temel
basis; basic principle; ground, groundwork
temel
{i} fortification
temel
groundwork
temel
{i} substratum
temel
{i} abecedarian
temel
bread and butter
temel
keystone
temel
{i} bottom

I'm getting to the bottom of this. - Bunun temeline iniyorum.

I need to get to the bottom of this. - Bunun temeline inmeliyim.

temel
{s} principal

The principal goal of NASA's Juno mission is to understand the origin and evolution of Jupiter. - NASA'nın Juno misyonunun temel hedefi Jüpiterin kökeni ve evrimini anlamaktır.

This is one of the principal arguments against your plan. - Bu, senin planına karşı temel argümanlardan biridir.

temel
basic, fundamental
temel
grass roots
temel
corner stone
temel
principal, chief, main, most important
temel
hard pan
temel
(Hukuk) basic, foundation, fundamental
temel
{s} basal
temel
{i} bed
temel
rationale
temel
foundations

Food, clothing and shelter are the foundations of survival. - Gıda, giyim ve barınak hayatta kalmanın temelleridir.

Weak foundations caused the house to subside. - Zayıf temeller evin çökmesine yol açtı.

Türkisch - Türkisch
Temeli olmayan
Gerçek veya sağlam olmayan, asılsız, yanlış
Gerçek veya sağlam olmayan, asılsız, yanlış: "Bu temelsiz sözler sonradan çürütülmüştür."- S. Birsel
temel
En önemli, belli başlı, ana, esas, asıl, baz: "Devletin temel kanununun adı Anayasa'dır."- B. Felek
temel
Bir şeyin gelişimi için gereken ilk ögeler: "Temelde sıradan bir Fransız vodviline dayanırdı oynadıkları oyun."- N. Cumalı
temel
Bu bölümleri yapmak için kazılan çukur
temel
Bir yapının toprak altında kalan ve yapıya dayanak olan duvar, taban vb. bölümlerinin tümü: "Evin temelleri sökülüyor gibi sarsılıyor."- H. E. Adıvar
Temel
çizgi
temel
Bir şeyin gelişimi için gereken ilk ögeler
temel
Bir yapının tabanını oturtmak için kazılan çukur
temel
En önemli, belli başlı, ana, esas, asıl, baz
temel
Bir yapının toprak altında kalan ve yapıya dayanak olan duvar, taban vb. bölümlerinin tümü
temel
En önemli, bellibaşlı
temelsiz
Favoriten