sonucunda

listen to the pronunciation of sonucunda
Türkisch - Englisch
in the wake of
in consequence of
as a result of

His suicide came as a result of his disappointment in love. - Yaşadığı aşk acısının sonucunda intihar etti.

As a result of a traffic jam, he wasn't able to see her off at the station. - Trafik sıkışıklığı sonucunda, onu istasyondan uğurlayamadı.

as the result of
sonuç
conclusion

The conclusion reached by a study is People who think their feet are smelly, have smelly feet; people who think they aren't, don't. - Bir çalışma ile ulaşılan sonuç ayaklarının pis koktuğunu düşünen insanların kötü kokan ayakları vardır; ayaklarının kötü kokmadığını düşünen insanların yoktur.

What conclusions did they come to? - Hangi sonuçlara vardılar?

sonuç
{i} consequence

He who makes the mistake bears the consequences. - Hata yapan sonuçlarına katlanır.

This could have unintended consequences. - Bunun umulmadık sonuçları olabilir.

sonuç
result

If you divide any number by zero, the result is undefined. - Eğer herhangi bir sayıyı sıfıra bölerseniz, sonuç tanımsızdır.

Many diseases result from poverty. - Çoğu hastalık yoksulluktan sonuçlanır.

sonuç
outcome

The outcome of the election is doubtful. - Seçim sonuçları şüphelidir.

I never doubted the outcome. - Ben sonuçtan asla şüphe etmedim.

sonucunda ortaya çıkan
resultant 
sonucunda oluşan kayıp
(Ticaret) consequential loss
sonuç
{i} end

The peace talks ended in failure. - Barış görüşmeleri başarısızlıkla sonuçlandı.

I hope everything will turn out well in the end. - Sonunda her şeyin iyi sonuçlanacağını ümit ediyorum.

sonuç
joy
sonuç
{i} success

He said to himself, Will this operation result in success? - Kendi kendine şöyle dedi: Bu operasyon başarıyla sonuçlanacak mı?

I'm sure your efforts will result in success. - Çabalarının başarıyla sonuçlanacağından eminim.

sonuç
result, consequence, outcome, conclusion, product, effect netice
sonuç
product
sonuç
payoff
sonuç
result, outcome, conclusion
sonuç
wrap-up
sonuç
{i} show

The results of Tom's biopsy show that the tumor is benign. - Tom'un biyopsi sonuçlarına göre, tümör iyi huyludur.

Tom's strength training began to show results. - Tom'un güç antrenmanı sonuçları göstermeye başladı.

sonuç
effect

It's simply cause and effect. - Sadece neden ve sonuçtur.

If you do that, it will only bring about a contrary effect. - Eğer bunu yaparsan,bu sadece aksi sonuçlar doğuracak.

bunun sonucunda
so
bunun sonucunda
hereat
onun sonucunda
so
sonuç
after effect
sonuç
catastrophe
sonuç
determination
sonuç
deduction
sonuç
find

You've always known that eventually everyone would find out. - Sonuçta herkesin öğreneceğini sen her zaman biliyordun.

Eventually it was possible to find a really satisfactory solution. - Sonunda gerçekten tatmin edici bir sonuç bulmak mümkündü.

sonuç
finish

Apply two coats of the paint for a good finish. - İyi bir sonuç için iki tabaka boya uygula.

sonuç
ending

The European Union is set up with the aim of ending the frequent and bloody wars between neighbours, which culminated in the Second World War. - Avrupa Birliği, ikinci dünya savaşı ile sonuçlanan sık ve kanlı komşu devletler arasındaki savaşları bitirme amacıyla kuruldu.

sonuç
desinence
sonuç
(Bilgisayar) result at
sonuç
(Denizbilim) conculusion
sonuç
repercussion
sonuç
bottomline
sonuç
(Bilgisayar) farewell statement
sonuç
(Ticaret) performance
sonuç
resultant 
sonuç
rowen
sonuç
(Ticaret) output
sonuç
sequent
sonuç
all in all

All in all, how many different schools have you attended? - Sonuçta, kaç tane farklı okula devam ettin?

sonuç
(Ticaret) score
sonuç
desition
sonuç
{i} issue
sonuç
ramification

Sami didn't fully understand the ramifications of his actions. - Sami kendi eylemlerinin sonuçlarını tam olarak anlamadı.

sonuç
inference
sonuç
bottom line
sonuç
avail
sonuç
hangover
sonuç
event

You'll tell me everything eventually. - Sonuçta her şeyi bana anlatacaksın.

Tom should eventually have enough money to buy Mary a diamond ring. - Tom'un sonuçta Mary'ye elmas bir yüzük alması için yeterli parası olmalıydı.

sonuç
fruit

Let's stop this fruitless argument. - Bu sonuçsuz argümanı bırakalım.

Your effort will surely bear fruit. - Çabanız mutlaka sonuç verecek.

sonuç
child

Sami had a relationship that resulted in a child. - Sami'nin bir çocukla sonuçlanan bir ilişkisi vardı.

She's still a child after all. - Sonuçta o hâlâ bir çocuk.

sonuç
resultant
sonuç
{i} decision

Maria is always making hasty decisions, forgetting about the consequences. - Maria sonuçları unutarak her zaman aceleci kararlar veriyor.

That decision will have far-reaching and serious consequences. - O kararın geniş kapsamlı ve ciddi sonuçları olacaktır.

bunun sonucunda
As a result of this/that
sonuç
result for
sonuç
result to
sonuç
to result
sonuç
{i} corollary
sonuç
{i} finding
sonuç
{i} sum

I want to summarize the content of the presentation and draw a conclusion. - Sunumun içeriğini özetlemek ve bir sonuç çıkarmak istiyorum.

sonuç
ate
sonuç
success#
sonuç
deduct
sonuç
(Hukuk) outcome, conclusion
sonuç
denouement
sonuç
produce

Like causes produce like results. - Benzer sebepler benzer sonuçlar üretirler.

Effort produces fine results. - Çaba güzel sonuçlar üretir.

sonuç
close

The election results were extremely close. - Seçim sonuçları son derece yakın.

sonuç
harvest
sonuç
{i} sequel
sonuç
spawn
sonuç
{i} aftermath
sonuç
{i} upshot
sonuç
consequent
sonuç
log. conclusion
sonuç
fruitage
sonuç
ultimate

Ultimately, he ended up going to school. - Sonuçta, okula gitmeye son verdi.

So ultimately, with Tatoeba we are only building the foundations… to make the Web a better place for language learning. - Yani sonuçta, Web'i dil öğrenmede daha iyi bir yer yapmak için biz Tatoeba ile sadece temelleri inşa ediyoruz.

Türkisch - Türkisch

Definition von sonucunda im Türkisch Türkisch wörterbuch

Sonuç
netice
sonuç
Öz, özet
sonuç
Bir gelişim veya girişimden elde edilen şey
sonuç
Bir olayın doğurduğu başka bir olay veya durum, netice
sonuç
Bir gelişim veya girişimden elde edilen şey. Öz, özet
sonuç
Bir olayın doğurduğu başka bir olay veya durum, netice: "Her koşu beklenilmeyen, şaşırtıcı bir sonuç verebilirdi."- N. Cumalı
sonuç
Yazının veya sözün bitim bölümü
sonucunda
Favoriten