kavgalı

listen to the pronunciation of kavgalı
Türkisch - Englisch
at loggerheads
litigious
angry with, mad at (someone)
angry with

Layla was angry with all white people. - Leyla bütün beyaz insanlarla kavgalıydı.

disputed; cross/angry (with)
at odds

Those two departments are sometimes at odds with each other. - Bu iki bölüm bazen birbiriyle kavgalıdır.

stormy
contentious
kavga
fighting

He was expelled from school for fighting. - Kavga ettiği için okuldan kovuldu.

I never actually saw Tom and John fighting. - Aslında Tom ve John'u hiç kavga ederken görmedim.

kavga
quarrel

Siblings should not quarrel. - Kardeşler kavga etmemelidir.

Our friendship is greater than our quarrels. - Dostluğumuz kavgalarımızdan büyük.

kavga
fight

Border fights were common. - Sınır kavgaları yaygındı.

I don't know why they are fighting. - Neden kavga ettiklerini bilmiyorum.

kavgalı olmak
quarrel
kavgalı olmak
be at loggerheads
kavga
{i} row

Everybody row in concert! - Konserde herkes kavgaya karıştı!

Watch out for rowdy or drunk customers. - Kavgacı ya da sarhoş müşterilere dikkat edin.

kavga
melee
kavga
fracas
kavga
battle

I really don't want a battle. - Gerçekten bir kavga istemiyorum.

kavga
(Kanun) dissention
kavga
faction
kavga
kick up
kavga
donny
kavga
(Argo) blue
kavga
set-to
kavga
argument

I agree with you, so there's no need to be so argumentative. - Sana katılıyorum, o yüzden bu kadar kavgacı olmaya gerek yok.

The argument ended in a fight. - Tartışma kavga ile sona erdi.

kavga
brawl

Tom didn't start the brawl. - Kavgayı Tom başlatmadı.

Dan triggered a brawl between Matt and Linda. - Dan, Matt ve Linda arasında bir kavgayı tetikledi.

kavga
feud
kavga
hassle
kavga
bother
kavga
war
kavga
bust-up
kavga
dispute
kavga
altercation

Sami was involved in the altercation. - Sami kavgaya karıştı.

The chief of police told reporters that both a member of the public and a police officer had been injured in last night's altercation. - Polis şefi muhabirlere verdiği demeçte, dün gece çıkan kavgada hem bir vatandaş hem de bir polis memuru yaralandığını söyledi.

kavga
bust up
kavga
scrimmage
kavga
fray
kavga
dissension
kavga
punch-up
kavga
{i} wrangling
kavga
setto
kavga
conflict
kavga
quarreled

I quarreled with Tom yesterday. - Dün Tom'la kavga ettim.

Tom quarreled with Mary. - Tom, Mary'yle kavga etti.

kavga
embroil
kavga
velitation
kavga
fight, quarrel, brawl, dissension, strife, affray, altercation, tussle; (evli çift) bust-up; struggle, battle
kavga
bobbery
kavga
broil
kavga
jar
kavga
{i} blowup
kavga
{i} miff
kavga
{i} affray
kavga
scrap

Wow, you're really in a bad mood. Don't get scrappy. - Vay, gerçekten berbat bir ruh halindesin. Kavgacı olma.

kavga
wrangle
kavga
tilt
kavga
rhubarb
kavga
quarrel, row; brawl, fight
kavga
{i} unpleasantness
kavga
brawling
kavga
shooting match
kavga
{i} rumpus
kavga
punch up
kavga
{i} odds

Those two departments are sometimes at odds with each other. - Bu iki bölüm bazen birbiriyle kavgalıdır.

kavga
strife
kavga
kickup
kavga
discord
kavga
jangle
kavga
{i} scuffle
kavga
set to
kavga
dustup
kavga
muss
kavga
{i} contention
kavga
breach
kavga
roughhouse
kavga
tussle
Türkisch - Türkisch
Kavgayla yapılan veya içine kavga karışan
Birisiyle kavga ederek darılmış olan, dargın
Kavga
(Osmanlı Dönemi) TALAC
Kavga
(Osmanlı Dönemi) ŞERR
kavga
Herhangi bir amaca erişmek, bir şeyi elde etmek veya bir şeye karşı koyabilmek için harcanan çaba, verilen mücadele
kavga
Düşmanca davranış veya sözlerle ortaya çıkan çekişme veya dövüş, münazaa
kavga
Savaş
kavga
Düşmanca davranış veya sözlerle ortaya çıkan çekişme veya dövüş, münazaa: "Kavga olmadan evden fırlasak ne iyi olacak."- H. E. Adıvar
kavgalı
Favoriten