Mary göbek deliğini deldirmek istiyor.
- Mary wants to get her belly button pierced.
Son zamanlarda top gibi bir göbek büyütüyorum. Bu orta yaş olmalı.
- Lately, I've been growing a pot belly. It must be middle age...
Onun midesine vurdum.
- I hit him in the belly.
Midesi dolu olan bir insan kimsenin aç olduğunu düşünmez.
- A man with a full belly thinks no one is hungry.
Adama karnından vurdum.
- I hit the man on the belly.
Tom hamile karısının karnına elini koydu.
- Tom put his hand on his pregnant wife's belly.
O bir oryantal dansöz.
- She's a belly dancer.
Mary göbek deliğini deldirmek istiyor.
- Mary wants to get her belly button pierced.
O bir oryantal dansöz.
- She's a belly dancer.
O bir oryantal dansöz.
- She's a belly dancer.
A strange man bellied up to the bar and offered to buy me a drink.
Mary göbek deliğini deldirmek istiyor.
- Mary wants to get her belly button pierced.
After several financial failures, the organization went belly up.
He bellied up to the bar as soon as he saw a free stool.
belly-dance expert.
But one guy was still yelping: a big-bellied biker, with a long, black beard that hung halfway down his bloated gut.
I was sorry to hear that my favorite little restaurant went belly-up.
Your eyes are bigger than your belly.
It is not evident whether the police followed the usual search procedures.
- Polisin olağan arama prosedürlerini izleyip izlemediği belli değil.
He is a foreigner, as is evident from his accent.
- Aksanından belli olduğu gibi, o bir yabancı.
It was apparent that someone had taken the money by mistake.
- Birinin parayı yanlışlıkla aldığı belliydi.
The man is apparently deceiving us.
- Belli ki o adam bizi yanıltıyor.
After a certain point, everything became a little more difficult.
- Belli bir noktadan sonra her şey biraz daha zor oldu.
He was taken care of by a certain young doctor.
- Ona belli bir genç doktor tarafından bakıldı.
If you are a parent, don't allow yourself to set your heart on any particular line of work for your children.
- Eğer bir ebeveyn iseniz, çocuklarınız için belli bir iş dalını çok istemenize izin vermeyin.
Whether she will agree or not is not clear.
- Katılıp katılmayacağı belli değil.
He is a teacher, as is clear from his way of talking.
- Onun konuşma şeklinden açıkça belli olduğu için, o bir öğretmendir.
The goal of the center should be to train young people from other countries within a specific time period.
- Merkezin hedefi, diğer ülkelerden gelen gençleri belli bir zaman aralığında eğitmek olmalıdır.
Everything will be decided on Monday.
- Her şey pazartesi günü belli olacak.
It is plain that you are to blame.
- Senin suçlanacağın belli.
Obviously, he is lying.
- Belli ki yalan söylüyor.
Tom was obviously a rich man.
- Tom'un zengin bir adam olduğu belliydi.
... LET'S BELLY UP! ...