saygınlık

listen to the pronunciation of saygınlık
Türkçe - İngilizce
{i} prestige
repute
notability
Grace
venerability
cachet
odor
odour [Brit.]
standing
esteem, respect, prestige, credit, eminence itibar, prestij
honour [Brit.]
credit

You're giving me more credit than I deserve. - Ben hak ettiğimden daha fazla saygınlık veriyorsun.

note
reputability
respectability
importance
honor
esteem, respect, being esteemed
esteem
eminence
goodwill
respect
dignity
distinction
face
regard
{i} honour
respectableness
{i} odour
saygın
prestigious
saygın
reputable

Tom is reputable, isn't he? - Tom saygın, değil mi?

Tom is a reputable and a trustworthy person. - Tom saygın ve güvenilir bir kişidir.

saygın
{s} esteemed

Sami's family was much esteemed in Cairo. - Sami'nin ailesi Kahire'de çok saygındı.

I've been invited to speak in front of esteemed groups such as yourselves. - Sizin gibi saygın grupların önünde konuşmak için davet edildim.

saygın
{s} decent

Finding a decent man is more difficult than winning a lottery. - Saygın bir insan bulmak bir piyango kazanmaktan daha zor.

saygın
respectable

Tom looks respectable. - Tom saygın görünüyor.

Tom is a respectable businessman. - Tom saygın bir işadamıdır.

saygın
important
saygın
{s} valued
saygın
{s} notable
saygın
eminent
saygın
recognized
saygın
honourable
saygın
August
güven, saygınlık, itibar
trust, reputation, reputation
saygın
highly respected
ekonomik saygınlık
solidity
saygın
wellthoughtof
saygın
{s} reputed
saygın
honorable
saygın
esteemed, respected
saygın
honourable [Brit.]
saygın
{s} commanding
saygın
respectable, respected, reputable, esteemed itibarlı, muteber
Türkçe - Türkçe
Saygı görme, güvenilir olma durumu, itibar, prestij
izzetüikbal
fahamet
itibar
saygın
Değerli, değeri anlaşılmış, en üst düzeye ulaşmış
saygın
Saygı gören, sayılan
saygın
Değerli, değeri anlaşılmış, en üst düzeye ulaşmış: "A. Ş. Hisar, Türk romanında saygın yerini haklı olarak almıştır."- H. Taner
saygın
Mutebber
saygınlık