saygın

listen to the pronunciation of saygın
Türkçe - İngilizce
esteemed

I've been invited to speak in front of esteemed groups such as yourselves. - Sizin gibi saygın grupların önünde konuşmak için davet edildim.

Don't worry so much! For quite an esteemed expert such as myself, it's peasy lemon squeezy! - Bu kadar endişelenme! Benim gibi çok saygın bir uzman için bu iş çocuk oyuncağı!

reputable

That is a reputable store. - Orası saygın bir mağazadır.

Tom is reputable, isn't he? - Tom saygın, değil mi?

prestigious
respectable

He seems like a respectable businessman, but he's really part of the Mafia. - O saygın bir iş adamı gibi görünüyor ama aslında Mafyanın bir üyesidir.

That was a respectable performance, but it definitely wasn't sensational. - Bu saygın bir performans oldu, ama kesinlikle heyecan verici değildi.

important
respectable, respected, reputable, esteemed itibarlı, muteber
esteemed, respected
commanding
decent

Finding a decent man is more difficult than winning a lottery. - Saygın bir insan bulmak bir piyango kazanmaktan daha zor.

valued
notable
honorable
honourable [Brit.]
eminent
recognized
honourable
August
highly respected
wellthoughtof
{s} reputed
saygın kimse
notable
saygın kişi
worthy
saygın yaşlı adam
grand old man
kısmen saygın
semirespectable
son derece saygın
highly reputable
son derece saygın
highly regarded
yaşlı ve saygın
hoar
yaşlı ve saygın kimse
patriarch
Türkçe - Türkçe
Değerli, değeri anlaşılmış, en üst düzeye ulaşmış
Saygı gören, sayılan
Değerli, değeri anlaşılmış, en üst düzeye ulaşmış: "A. Ş. Hisar, Türk romanında saygın yerini haklı olarak almıştır."- H. Taner
Mutebber
saygın