saldırı

listen to the pronunciation of saldırı
Türkçe - İngilizce
attack

The enemy attack ended at dawn. - Düşman saldırısı şafakta sona erdi.

The enemy kept up their attack all day. - Düşman bütün gün saldırısına devam etti.

assault

Tom asked Mary if she knew where he could buy an assault rifle. - Tom Mary'ye bir saldırı tüfeğini nerede alabileceğini bilip bilmediğini sordu.

Tom has been arrested three times for assault. - Tom saldırı için üç kez tutuklandı.

offensive

They went on the offensive in the first half. - Onlar ilk yarıda saldırıya geçti.

Several soldiers were injured in the offensive. - Saldırıda birkaç asker yaralandı.

onslaught

The defenders checked the onslaught by the attackers. - Savunucular saldırganlar tarafından yapılan saldırıyı kontrol etti.

aggression

The aggression was provoked by all those gratuitous insults. - Saldırı tüm bu gereksiz hakaretler tarafından kışkırtıldı.

We have to defend our country from the foreign aggression. - Ükemizi yabancı saldırısından korumak zorundayız.

offense

The best defense is a good offense. - En iyi savunma iyi bir saldırıdır.

He was unaware of the enormity of the offense. - Saldırının büyüklüğünden habersizdi.

charge

Tom currently faces charges of aggravated assault. - Tom şu anda ağırlaştırılmış saldırı suçuyla yüz yüze.

Tom was charged with first degree assault and sentenced to 15 years in prison. - Tom birinci derecen saldırı ile suçlandı ve 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

(Hukuk) agression
invasion
dash
offence [Brit.]
scrimmage
scrum
scrummage
attack, aggression, assault, charge, invasion hücum, taarruz, tecavüz
onset
raid

He completed many dangerous bombing raids. - Bir sürü tehlikeli bombardıman saldırılarını tamamladı.

The air raid was demoralizing for the enemy. - Hava saldırısı düşman için cesaret kırıcıydı.

thrust
pounce
attack on
(Politika, Siyaset) violation
(Askeri) strike

The USSR will only use air strikes in the country as a last resort. - SSCB sadece son çare olarak ülkede hava saldırılarını kullanacak.

The USA will only use air strikes in the country as a last resort. - ABD yalnızca son çare olarak ülkede hava saldırılarını kullanacak.

offence
sally
broadside
rush
{i} mugging

Many muggings go unreported. - Soygun amaçlı birçok saldırı bildirilmiyor.

onrush
munition attack
assailment
to attack
diatribe
{i} lunge
saldırı düzenlemek
attack
saldırı anı
zero hour
saldırı durumuna geçmek
stand to
saldırı fırsatı
ammunition
saldırı halinde
on the offensive
saldırı ile ilgili
aggressive
saldırı pozisyonunda
atilt
saldırı saati
h hour
saldırı silahları
mil . offensive weapons
saldırı sonucu olan
violent
saldırı teknesi
assault boat
savaş ilan etmeden yapılan ani saldırı
sneak attack
nükleer saldırı
strike
cinsel saldırı
(Pisikoloji, Ruhbilim) sexual assault
elektronik saldırı
(Askeri) electronic attack
fiili saldırı
(Kanun) assault
aktif saldırı
(Bilgisayar) active countermeasures
aktif saldırı
active countermeasure
bir saldırı bildirmek istiyorum
I want to report an attack
bombalı saldırı
bomb attack
bombalı saldırı
bomb attack, bombing attack
denizden saldırı
sea invasion
elektronik saldırı (eski adıyla Elektronik Karşı Tedbirler (ECM)); acil faaliyet
(Askeri) electronic attack (previously ECM); emergency action; executive agent; executive assistant
fiziksel saldırı
strong arm
fiziksel saldırı
physical assault
helikopter saldırı gücü
(Askeri) helicopter assault force
karşı saldırı
countercharge
karşı saldırı
riposte
karşı saldırı
counterattack
nedensiz saldırı
wanton attack
sözle saldırı
broadside
zırhlı saldırı helikopteri
(Askeri) attack helicopter
önleyici saldırı
preemptive attack
Türkçe - Türkçe
Kötülük veya yıpratma amacıyla, bir kimseye karşı doğrudan doğruya silahlı veya silahsız bir eylemde bulunma, hücum, taarruz, tecavüz
taarruz
yakın saldırı
combo attack
saldırı