orta

listen to the pronunciation of orta
Türkçe - İngilizce
medium

I like my steak medium. - Bifteğimi orta büyüklükte severim.

Television is obsolete as a medium in any case. - Televizyon ortam olarak her halükarda modası geçmiş.

mean

This does not mean that they have nothing in common with other peoples. - Bu, onların diğer insanlarla ortak bir şeyi olmadığı anlamına gelmez.

Tom doesn't have a mean bone in his body. - Tom bedeninde ortalama bir kemiğe sahip değil.

middle

The tiger laid in the middle of the cage. - Kaplan kafesin ortasına uzanmıştı.

The middle finger is the longest. - En uzun parmak orta parmaktır.

central

He's back from his travels in Central Asia. - Orta Asya'daki seyahatlerinden döndü.

Kazakhstan is one of the developed countries in Central Asia. - Kazakistan, Orta Asya'daki gelişmiş ülkelerden biridir.

mid

The tiger laid in the middle of the cage. - Kaplan kafesin ortasına uzanmıştı.

Don't speak in the middle of a lesson. - Dersin ortasında konuşma.

moderate

Moderate exercise will do you good. - Orta derecede egzersiz sana iyi gelecektir.

Moderate exercise will refresh both mind and body. - Orta dereceli egzersiz hem aklımızı hem bedenimizi tazeler.

mediocre
center

We sat in the center of the room. - Odanın ortasına oturduk.

This stone has a hole in the center. - Bu taşın ortasında bir deliği var.

center point
counter
(Dilbilim) half open
mid-

She married again in her mid-forties. - Kırklı yaşların ortalarında tekrar evlendi.

He's going through a mid-life crisis. - Bir orta-yaş krizine giriyor.

cross-ball
(Meteoroloji) mediocris
normal

His normal position is third baseman. - Onun normal pozisyonu üçüncü orta saha oyuncusu.

I thought that my girlfriend was normal, but she turned out to be a succubus! - Kız arkadaşımın normal olduğunu düşündüm ama onun bir şeytan olduğu ortaya çıktı.

indifferent
med

The Medieval Era gave way to the Renaissance. - Orta çağ Rönesansa yol açtı.

I like my steak medium. - Bifteğimi orta büyüklükte severim.

centre point
in-between
mesial
secondary

In 1873 he moved to Warsaw with his whole family, and from that time taught German at the Veterinary Institute and at a secondary school. - 1873 yılında bütün ailesiyle birlikte Varşova'ya taşındı ve o zamandan sonra Veteriner Enstitüsü ve bir ortaokulda Almanca dersi verdi.

He attended only secondary school. - O sadece ortaokula devam etti.

passable
medial
moderate; average, middling
midst

Your gift was like discovery of an oasis in the midst of a desert. - Hediyen bir çölün ortasındaki bir vahanın keşfi gibiydi.

America is in the midst of a drug overdose epidemic. - Amerika aşırı dozda bir ilaç salgınının ortasında.

phys. place, locus, field
intermediary
in between
middle, middle part, central part
middle, central (thing)
mezzo
bosom
middle, centre; central; average, medium, middle, middling; intermediate; moderate, tolerable; mediocre, indifferent
intermediate

Intermediate and advanced language courses are given in the language being learned. - Orta ve ileri dil kursları öğretilen dilde verilir.

She can't put together three words in Spanish, and she claims she's intermediate. - İspanyolca üç kelimeyi bir araya getiremiyor, ve orta düzey olduğunu iddia ediyor.

meso

The earliest civilizations arose in Mesopotamia. - En eski uygarlıklar Mezopotamya'da ortaya çıktı.

What makes you think the Middle East is more important than Mesoamerica, for instance? - Örneğin Orta Doğu'nun Orta Amerika'dan daha önemli olduğunu sana düşündürten şey ne?

fair
middling
median
centre [Brit.]
mediate
intermediate , medium
mesne
(Tıp) medius
fair to middling
tolerable
average

She reads on average three or four books a week. - O, haftada ortalama üç ya da dört kitap okur.

What is the average height of the players? - Oyuncuların boy ortalaması nedir?

centro-
media
centre
midpoint
the middle
of medium
ın the middle
{i} C
midway
center,centre
inbetween
ides
centripetal
orta dereceli şey
intermediate
orta yaş krizi
Mid-life crisis
orta doğu
Middle East

Yemen is a country in the Middle East. - Yemen, Orta Doğu'da bir ülkedir.

President Barack Obama praised Poland as an example for aspiring democracies in the Middle East and elsewhere. - Başkan Barack Obama Orta Doğuda ve başka yerde demokrasileri isteyenler için örnek olarak Polonya'yı övdü.

orta bölüm
(Bilgisayar) middle section
orta yaş bunalımı
Mid-life crisis
orta yüksek
(Bilgisayar) medium high
orta da
in the middle
orta direk
Pillar of society
orta kesmek
(Spor) to whip in a cross-ball
orta masası
middle panel
orta oyuncusu
mid player
orta pişmiş
medium

et orta pişmiş istiyorum.

orta çağ
middle ages
orta çıkarmak
(Spor) to whip in a cross-ball
orta öğrenim
secondary education
Orta Afrika Ekonomi ve Gümrük Birliği
(Hukuk) Central African Customs and Economic Union (UDEAC)
Orta Avrupa Müttefik Hava Kuvvetleri (NATO)
(Askeri) Allied Air Forces Central Europe (NATO)
Orta Avrupa Müttefik Kara Kuvvetleri (NATO)
(Askeri) Allied Land Forces Central Europe (NATO)
Orta Doğu Savunma Yakıt Bölgesi
(Askeri) Defense Fuel Region, Middle East
Orta asya
central asia

Kazakhstan is one of the developed countries in Central Asia. - Kazakistan, Orta Asya'daki gelişmiş ülkelerden biridir.

Bush doesn't want to make wars in order to control Central Asian oil. - Bush Orta Asya petrolünü kontrol etmek için savaşmak istemiyor.

orta amerikalı
Central American
orta boylu
(person) of medium height
orta boylu
middle-sized
orta dereceli okul
secondary school
orta direk
1. (Denizcilik) mainmast. 2. (Konuşma Dili) middle class, middle-class people
orta elçilik
ministerial
orta frekans
centre frequency
orta giriş köprü
(Askeri) medium girder bridge
orta halli
of moderate means
orta işi
housework
orta karar
moderate
orta kemer
central arch, centre arch
orta kuşak
the Temperate Zone
orta malı
a) common to all b) prostitute
orta nokta
midpoint
orta noktada uzlaşma örtme faktörü
(Askeri) midpoint compromise coverage factor
orta orantılı
mean proportional
orta parmak
middle finger

The hand has five fingers: the thumb, the index finger, the middle finger, the ring finger, and the pinky. - Elin beş parmağı var: başparmak, işaret parmağı, orta parmak, yüzük parmağı ve serçe parmak.

The middle finger is the longest. - En uzun parmak orta parmaktır.

orta sahın
nave
orta seviyede
moderate
orta seyir kotrası
(Askeri) medium endurance cutter
orta siklet
middleweight
orta sınıf
middle-class
orta sınıf öğrencisi
middler
orta tabaka
middle-class
orta tribünde
center stand
orta vade
(Hukuk) medium-term
orta vadeli planlama
(Hukuk) medium-term planning
orta vadeli rekabet
(Hukuk) medium-term competitiveness
orta yaş
middle age
orta yer
midpoint
orta yönetim
(Ticaret) middle management
orta çizgi
en-dash
orta ölçü
(Tekstil) intermediate size
orta öğretim okulu
grammar school
orta ünlü
(Dilbilim) central vowel
orta derecede
(Biyoloji) mediocre
orta derecede
reasonable
orta boy
medium size
orta boy
medium sized
orta boy
midsize
orta derecede
reasonably
orta vade
(Politika, Siyaset) midterm
orta boy
middle-sized
orta boy
medium-sized
orta boy
middle size
orta derece
middle level
orta yol
mid-course
orta çağ
middle age
orta çağ
dark ages
Orta Saha
midfielders
Orta boy
medium height
Orta boylu
medium height
Orta saha
midfield

Mesut Ozil is one of the best midfielders in the world. - Mesut Özil dünyanın en iyi orta saha oyuncularından biridir.

orta derece
mid-grade
orta okul
intermediate school
orta yol
midway
ortalar
centers
etkinin tasarlanmış orta noktası; etkinin arzu edilen orta noktası
(Askeri) designated mean point of impact; desired mean point of impact
orta boy
a) middle size b) medium-sized
orta boy
1. middle-sized. 2. middle-sized thing
orta boy
middlesized
orta boylu
middle sized
orta boylu
medium-sized
orta halli
undistinguished
orta halli
tolerable
orta halli
middling
orta halli
everyday
orta halli
middle-class
orta halli
middle class
orta saha
(tenis) center court
orta yol
via media
orta yol
midcourse
Türkçe - Türkçe
Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer: "Tam bağın ortasına geldikleri zaman düşman askerlerini gördüler."- Y. K. Karaosmanoğlu
Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer
İyi ile kötü arasındaki durum, hâl
Eğitimde zayıf ile iyi arasındaki derece
Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre
Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen
Her iki yanda kendi türünden eşit sayıda nesneler bulunan: "Hademe orta bölmeyi açmak üzere koştu."- R. H. Karay. İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat
İçinde, arasında
Görünür, algılanır durum
Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm
Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş: "Aut çizgisinden nefis bir orta..."- H. Taner
Görünür, algılanır durum: "Moralinin, inadının, zaman zaman da aşırı ataklığının nedeni ortadadır."- H. Taner
Her iki yanda kendi türünden eşit sayıda nesneler bulunan
Topluluk içinde, arasında
İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat
Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer
Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş
Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm: "Seccadesini ortasından kesip ikiye böldüler."- Ö. Seyfettin. İyi ile kötü arasındaki durum, hâl
Yeniçeri ocağında tabur
Orantı
midi
(Osmanlı Dönemi) VASÎT
(Osmanlı Dönemi) CEVŞ
vasat
Orta Şark
Orta Doğu
orta ağırlık
Boksta 71 kg dan 75 kg a kadar olan boksörlerin ayrıldığı kategori, orta sıklet
orta dalga
Dalga boyu 200 ile 600 m arasında değişen dalga
orta dikme
Bir doğru parçasına orta noktasında dik olan doğru
orta halli
Ne zengin, ne yoksul olan
orta hizmetçisi
Bir evin temizlik işlerine bakan hizmetçi
orta işi
Orta hizmeti
orta karın
Göbeğin üstünde kalan karın bölgesi
orta kulak boşluğu
Dış kulak ile iç kulak arasındaki boşluk
orta masası
Değişik sayıdaki kısa ayaklar üzerine yatay olarak yerleştirilmiş tablası olan, genellikle oturma grubu ile kullanılan mobilya
orta mektep
Ortaokul
orta saha
Futbol, hentbol vb. oyunlarda topun oynandığı sahanın orta bölümü
orta sıklet
Orta ağırlık
orta yaşlı
Ne genç ne de yaşlı olan
orta yol
Çözüme açık, herkes tarafından kabul edilebilir olan davranış ve tutum
orta yolculuk
Orta yolcu olma durumu
orta öğretim
İlköğretimden geçtikten sonra öğrenimini sürdürmek isteyen öğrencileri daha üst öğrenime veya teknik ve meslek alanlarında hazırlamak için planlanan öğretim dönemi, orta tedrisat
orta şekerli
Ne az ne de çok şekeri olan
Orta parmak
(Osmanlı Dönemi) VUSTA
Orta Çağ
Batı Roma İmparatorluğunun çöküşünden (476) başlayarak 1453 'e veya 1492'ye kadar süren çağ
orta boy
Orta büyüklükte olan
orta boylu
Orta yükseklikte, boyda olan
orta parmak
El parmaklarının sağdan ve soldan üçüncü olanı
İngilizce - Türkçe

orta teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı

orta kilolu
Medium weight