nedense

listen to the pronunciation of nedense
Türkisch - Englisch
for some reason

For some reason, people have been avoiding me like the plague ever since I got back from India. - Her nedense, Hindistan'dan döndüğümden beri insanlar benden bir veba gibi kaçıyorlar.

For some reason, I'm wide awake and can't fall asleep. - Nedense, tamamen uyanığım ve uykuya dalamıyorum.

somehow

You look different somehow. - Her nedense farklı görünüyorsun.

Somehow it's been a rough day. - Her nedense zor bir gün oldu.

someway
for some reason or other
somehow, someway, for some reason
neden
cause

Marriage is the main cause of all divorces. - Bütün boşanmalarının temel nedeni evliliktir.

The primary cause of his failure is laziness. - Onun başarısızlığının ana nedeni tembelliktir.

neden
reason

I am not going, because, among other reasons, I don't have money. - Gitmiyorum.çünkü,diğer nedenler arasında,param yok.

For one reason or another, their holiday in France wasn't as good as they expected it would be. - Şu ya da bu nedenle, onların Fransa'daki tatili onların olmasını umdukları kadar iyi değildi.

neden
why

There is no reason why he should resign. - Onun istifa etmesi için bir neden yok.

Why are there no taxis at the station today? - Neden bugün istasyonda taksi yok?

neden
{i} ground

Adultery was a ground for divorce. - Zina bir boşanma nedeniydi.

Mars is red because of rusty iron in the ground. - Mars, zemindeki paslı demir nedeniyle kırmızıdır.

neden
what for?
neden
motive

The motive for the murder is not yet known. - Cinayetin nedeni henüz bilinmiyor.

I don't know the motives for Marlon's behaviour. - Marlon'un davranışının nedenlerini bilmiyorum.

her nedense
for some reason

Women seem to like him for some reason. - Her nedense kadınlar ondan hoşlanıyor gibi görünüyor.

For some reason, people have been avoiding me like the plague ever since I got back from India. - Her nedense, Hindistan'dan döndüğümden beri insanlar benden bir veba gibi kaçıyorlar.

neden
wherefrom
neden
causatively
neden
{i} rise

It may give rise to serious trouble. - O, ciddi bir soruna neden olabilir.

Does depreciation of the yen give rise to inflation? - Yenin değer kaybetmesi enflasyona neden olur mu?

neden
(Kanun) instance
neden
motivation
neden
whyever
neden
grounds
neden
matter of
neden
factor

I'm just a simple factory worker. Why do you bother me? - Ben sadece basit bir fabrika işçisiyim. Neden beni rahatsız ediyorsunuz?

neden
argument

Why do you always have to get so personal when we have an argument? - Bir anlaşmazlığımız olduğunda, neden her zaman bu kadar şahsi algılıyorsun?

neden
y (why)
neden
score
neden
why on earth

Why on earth did you sell your newly-built house? - Allah aşkına neden yeni yapılmış evini sattın?

neden
incentive
neden
matter for
neden
spring

Do you know why spring rolls are called spring rolls? - İngilizcede sigara böreğine neden bahar sarması dendiğini biliyor musun?

neden
point

What's the point of us being here? - Burada olmamızın nedeni ne?

Why do I have to do this? What's the point? - Neden bunu yapmak zorundayım? Anlamı ne?

neden
matter

Why don't we let Tom handle this matter? After all, he's the expert, right? - Neden Tom'un bu mesele ile ilgilenmesine izin vermiyoruz? Nede olsa, o uzman, değil mi?

Why does it matter so much to you? - Neden senin için bu kadar önemli?

neden
whys
neden
the cause
neden
to cause
neden
the reason
neden
the cause of
neden
{i} case

That being the case, he had little to say. - Bu nedenle, onun söyleyecek çok az şeyi vardı.

her nedense
somehow for some reason or other
her nedense
somehow, for some reason, someway
her nedense
somehow

You look different somehow. - Her nedense farklı görünüyorsun.

Somehow it's been a rough day. - Her nedense zor bir gün oldu.

neden
seeds
neden
whence
neden
occasion
neden
cause; reason
neden
causation

Correlation doesn't equal causation. - Korelasyon nedenselliğe eşit değildir.

Correlation doesn't imply causation. - Korelasyon nedensellik anlamına gelmez.

neden
wherefore
neden
what for
neden
Why?/What for?/For what reason?/For what reason ...?/Why ...?
neden
inducement
neden
cause, reason; why, what for
neden
(Hukuk) reason, ground
neden
room

Although the life of Chinese people is getting better and better now, there is still room for improvement. - Çin halkının yaşamı şimdi gittikçe iyileşmesine rağmen, gelişme için hâlâ bir neden vardır.

It was very stuffy in that room with all the windows closed. - Bütün pencerelerin kapalı olması nedeniyle o oda çok havasızdı.

neden
forwhy
neden
wherefores
Türkisch - Türkisch
Bilinmeyen, belli olmayan bir sebep dolayısıyla: "Eline sarılmak istedi, o da nedense elini vermekten çekiniyor."- M. Ş. Esendal
Bilinmeyen, belli olmayan bir sebep dolayısıyla
neden
Bir varlığı veya olayı etkileyen, oluşturan, doğuran şey, sebep, illet
her nedense
Sebebi bilinmez
neden
Bir olayı doğuran başka bir olayı sormak için kullanılır; niçin
neden
Bir olayı veya durumu gerektiren veya doğuran başka olay veya durum, sebep
neden
Bir olayı veya durumu gerektiren veya doğuran başka olay veya durum, sebep: "İzmir'in işgali faciası, özel nedenlerden, onu ayrıca ilgilendiriyor."- A. İlhan
neden
Bir olayı doğuran başka bir olayı sormak için kullanılır; niçin: "Biz şarklılar neden ille her şeyi büyütüp efsaneleştiririz?"- H. Taner
nedense
Favoriten