nedense

listen to the pronunciation of nedense
Türkçe - İngilizce
for some reason

It doesn't seem strange, but for some reason it feels strange... - Garip görünmüyor ama nedense garip hissettiriyor.

For some reason, people have been avoiding me like the plague ever since I got back from India. - Her nedense, Hindistan'dan döndüğümden beri insanlar benden bir veba gibi kaçıyorlar.

somehow

Somehow I have taken a fancy to that girl. - Her nedense o kızdan hoşlanmaya başladım.

You look different somehow. - Her nedense farklı görünüyorsun.

someway
for some reason or other
somehow, someway, for some reason
neden
cause

The primary cause of his failure is laziness. - Onun başarısızlığının ana nedeni tembelliktir.

A lot of human deaths are caused by smoking cigarettes. - İnsan ölümlerinin çoğuna, sigara dumanı neden olmuştur.

neden
reason

For one reason or another, their holiday in France wasn't as good as they expected it would be. - Şu ya da bu nedenle, onların Fransa'daki tatili onların olmasını umdukları kadar iyi değildi.

I am not going, because, among other reasons, I don't have money. - Gitmiyorum.çünkü,diğer nedenler arasında,param yok.

neden
why

There is no reason why he should resign. - Onun istifa etmesi için bir neden yok.

Why did you come to Japan? - Neden Japonya'ya geldin?

neden
{i} ground

Adultery was a ground for divorce. - Zina bir boşanma nedeniydi.

Mars is red because of rusty iron in the ground. - Mars, zemindeki paslı demir nedeniyle kırmızıdır.

neden
what for?
neden
motive

Tom had no motive to kill Mary. - Tom'un Mary'yi öldürmek için nedeni yoktu.

Nobody seemed to have a motive for the murder. - Hiç kimsenin cinayet için bir nedeni var gibi görünmüyordu.

her nedense
for some reason

For some reason, I feel sleepy when I start studying. - Her nedense okumaya başladığımda kendimi uykulu hissediyorum.

For some reason I don't like Tom. - Her nedense Tom'dan hoşlanmıyorum.

neden
wherefrom
neden
causatively
neden
{i} rise

Thoughtless speech may give rise to great mischief. - Düşüncesiz konuşma büyük zarara neden olabilir.

Why did you turn down his request for a pay rise? - Onun ücret artışı ile ilgili ricasını neden geri çevirdin?

neden
(Kanun) instance
neden
motivation
neden
whyever
neden
grounds
neden
matter of
neden
factor

I'm just a simple factory worker. Why do you bother me? - Ben sadece basit bir fabrika işçisiyim. Neden beni rahatsız ediyorsunuz?

neden
argument

Why do you always have to get so personal when we have an argument? - Bir anlaşmazlığımız olduğunda, neden her zaman bu kadar şahsi algılıyorsun?

neden
y (why)
neden
score
neden
why on earth

Why on earth did you sell your newly-built house? - Allah aşkına neden yeni yapılmış evini sattın?

neden
incentive
neden
matter for
neden
spring

Do you know why spring rolls are called spring rolls? - İngilizcede sigara böreğine neden bahar sarması dendiğini biliyor musun?

neden
point

Love your enemies, for they point out your mistakes. - Senin hatalarını belirttikleri nedeniyle düşmanlarını sev.

Why do I have to do this? What's the point? - Neden bunu yapmak zorundayım? Anlamı ne?

neden
matter

I don't know why it should matter. - Neden önemli olması gerektiğini bilmiyorum.

Language is an important matter, so don't leave it to the linguists. - Dil önemli bir konudur, bu nedenle dilbilimcilere bırakmayın.

neden
whys
neden
the cause
neden
to cause
neden
the reason
neden
the cause of
neden
{i} case

That being the case, he had little to say. - Bu nedenle, onun söyleyecek çok az şeyi vardı.

her nedense
somehow for some reason or other
her nedense
somehow, for some reason, someway
her nedense
somehow

Somehow you don't sound too good today. Is anything the matter? - Her nedense bugün çok iyi görünmüyorsun. Sorun mu var?

She was somehow incensed against me. - Her nedense bana karşı öfkeliydi.

neden
seeds
neden
whence
neden
occasion
neden
cause; reason
neden
causation

Correlation doesn't equal causation. - Korelasyon nedenselliğe eşit değildir.

Correlation doesn't imply causation. - Korelasyon nedensellik anlamına gelmez.

neden
wherefore
neden
what for
neden
Why?/What for?/For what reason?/For what reason ...?/Why ...?
neden
inducement
neden
cause, reason; why, what for
neden
(Hukuk) reason, ground
neden
room

Why haven't you cleaned your room? - Neden odanı temizlemedin?

Although the life of Chinese people is getting better and better now, there is still room for improvement. - Çin halkının yaşamı şimdi gittikçe iyileşmesine rağmen, gelişme için hâlâ bir neden vardır.

neden
forwhy
neden
wherefores
Türkçe - Türkçe
Bilinmeyen, belli olmayan bir sebep dolayısıyla: "Eline sarılmak istedi, o da nedense elini vermekten çekiniyor."- M. Ş. Esendal
Bilinmeyen, belli olmayan bir sebep dolayısıyla
neden
Bir varlığı veya olayı etkileyen, oluşturan, doğuran şey, sebep, illet
her nedense
Sebebi bilinmez
neden
Bir olayı doğuran başka bir olayı sormak için kullanılır; niçin
neden
Bir olayı veya durumu gerektiren veya doğuran başka olay veya durum, sebep
neden
Bir olayı veya durumu gerektiren veya doğuran başka olay veya durum, sebep: "İzmir'in işgali faciası, özel nedenlerden, onu ayrıca ilgilendiriyor."- A. İlhan
neden
Bir olayı doğuran başka bir olayı sormak için kullanılır; niçin: "Biz şarklılar neden ille her şeyi büyütüp efsaneleştiririz?"- H. Taner
nedense