azaltmak

listen to the pronunciation of azaltmak
Türkisch - Englisch
decrease

I would like to drastically decrease the amount of time it takes me to clean the house. - Evi temizlemem için geçen zamanı büyük ölçüde azaltmak istiyorum.

What should you do to decrease your debt? - Borcunu azaltmak için ne yapmalısın?

reduce

He wanted to reduce the tax on imports. - O ithalatta vergi azaltmak istedi.

This company is using new technologies to reduce its environmental footprint. - Bu şirket çevresel kaplama alanını azaltmak için yeni teknolojiler kullanıyor.

lessen

Sami agreed to testify against Layla in order to lessen his sentence. - Sami, hapis cezasını azaltmak için Leyla'nın aleyhine ifade vermeyi kabul etti.

We had to lessen the impact of the erratic supplies. - Düzensiz malzemelerin etkisini azaltmak zorundaydık.

alleviate
mitigate

Reducing deforestation is one way to mitigate the impacts of climate change. - Ormansızlaşmanın azaltılması, iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak için tek yoldur.

minimize
appease
depress
impair
whittle down
abridge
detract
diminish
moderate
drop off
minimise
soothe
subdue
deplete
deduct
dim
labefy
step back
prune
cut in on
wane
whittle away
derogate from
detract from
slacken
allay
dip
relieve
shrink
remit
dull
economise on
downsize
turn down
take up the slack
beat down
whittle at
sink
(Ticaret) impairment
make inroads on
cut

The factory had to cut back its production. - Fabrika üretimini azaltmak zorunda kaldı.

Instead of cutting down on cigarettes, why don't you just give them up? - Sigaraları azaltmak yerine neden sadece onları bırakmıyorsun?

temper
blunt
diminute
trim
solace
defalk
to cut down
cushion
decrement , decrease
cut down on
derogate
fade in
dock
deaden
attenuate
put down
shorten
(Hukuk) dampen, slah
scale down
to lessen, reduce, lower, decrease
to lessen, to reduce, to lower, to decrease; to deplete, to cut back; to curtail, to to cut down; to relieve, to soothe, to alleviate, to allay; to deaden
bate
axe
slim down
azaltma
reduction

We hope to come to an accord with them about arms reduction. - Biz silah azaltma konusunda onlarla anlaşmak istiyoruz.

azaltmak (masrafları)
retrench
azar azar azaltmak
whittle down
azaltma
deplete
etkisini azaltmak
Emasculate
azaltma
decrease

I would like to drastically decrease the amount of time it takes me to clean the house. - Evi temizlemem için geçen zamanı büyük ölçüde azaltmak istiyorum.

Unfortunately, increasing the number of traffic signals at intersections didn't help decrease the number of traffic accidents. - Ne yazık ki kavşaklardaki trafik sinyallerinin sayısını artırmak trafik kazalarının sayısın azaltmaya yardımcı olmadı.

etkisini azaltmak
spend
etkisini azaltmak
dilute
azaltma
cut

She advised him to cut down on smoking, but he didn't think that he could. - O ona sigara içmeyi azaltmasını tavsiye etti fakat o yapabileceğini düşünmüyordu.

Rather than cutting down on cigarettes, sir, why don't you just give them up? - Sigaraları azaltmaktansa, bayım, niçin onları bırakmıyorsun.

azaltma
(İnşaat) muffle
azaltma
remittance
azaltma
damping
azaltma
moderation
azaltma
attenuate
azaltma
(Ticaret) remission
azaltma
{i} retrenchment
azaltma
(Biyokimya) inhibition
azaltma
reduce

The doctor told Tom to reduce his red meat consumption. - Doktor Tom'a kırmızı et tüketimini azaltmasını söyledi.

I have to reduce my expenses this month. - Bu ay masraflarımı azaltmak zorundayım.

azaltma
mitigate

Reducing deforestation is one way to mitigate the impacts of climate change. - Ormansızlaşmanın azaltılması, iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak için tek yoldur.

azaltma
diminishment
azaltma
restriction
azaltma
decrement
azaltma
lowering
gitgide azaltmak
taper off
mümkün mertebe azaltmak
minimize
nominal değerini azaltmak
(Ticaret) write down
azal
{f} decrease

The medicine decreased his pain. - İlaç onun acısını azalttı.

I would like to drastically decrease the amount of time it takes me to clean the house. - Evi temizlemem için geçen zamanı büyük ölçüde azaltmak istiyorum.

azal
diminish

His income was diminished by half after retirement. - Emekli olduktan sonra geliri yarı yarıya azaldı.

The population of this country is gradually diminishing. - Bu ülkenin nüfusu giderek azalmaktadır.

azal
{f} decaying
azal
{f} diminished

The war diminished the wealth of the country. - Savaş ülkenin zenginliği azalttı.

The rights of every man are diminished when the rights of one man are threatened. - Bir insanın haklarının tehdit edildiğinde, her insanın hakları azaltılır.

azal
fell off

Sales fell off in the third quarter. - Üçüncü çeyrekte satışlar azaldı.

azal
tail off
azal
{f} decreasing

Our sales are decreasing. - Satışlarımız azalıyor.

Japan's foreign aid is decreasing in part because of an economic slowdown at home. - Japonya'nın dış yardımları yurttaki ekonomik yavaşlamadan dolayı kısmen azalıyor.

azal
fallen off
azal
fall off
azal
{f} decreased

Production of rice has decreased. - Pirinç üretimi azaldı.

Sales have decreased these days. - Satışlar bugünlerde azaldı.

azaltma
abatement
azaltma
minimization
azaltma
mitigation
azaltma
extenuation
azaltma
assuagement
azaltma
curtailment
azaltma
depletion
azaltma
deduction
azaltma
{i} waning
azaltma
diminition
azaltma
alleviate
azaltma
reducing

Reducing deforestation is one way to mitigate the impacts of climate change. - Ormansızlaşmanın azaltılması, iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak için tek yoldur.

Karaoke is good for reducing stress. - Karaoke stresi azaltmak için iyidir.

azaltma
derogation
acısını azaltmak
reduce pain
azal
mute
azaltma
diminution
azaltma
attenuation
azaltma
discount
azaltma
{i} ax
azaltma
retrenchment; ax
azaltma
{i} axe
azaltma
{i} lessening
azaltma
{i} detraction
azaltma
{i} cutback
azaltma
reduction, deduction, cut
azaltma
reduction, lightening, decrease
azaltma
setdown
aşamalı olarak azaltmak
phase down
baskıyı azaltmak
depressurize
basıncı azaltmak
decompress
etkisini azaltmak
vitiate
etkisini azaltmak
stultify
etkisini azaltmak
make nonsense of
etkisini azaltmak
cushion
faaliyeti azaltmak
run down
gücünü azaltmak
weaken
gücünü azaltmak
damp
gücünü azaltmak
damp down
hararetini azaltmak
damp down
hararetini azaltmak
damp
hararetini azaltmak
quench one's thirst
hassasiyetini azaltmak
desensitize
nüfusu azaltmak
dispeople
nüfusunu azaltmak
unpeople
nüfusunu azaltmak
depopulate
nüfusunu azaltmak
depeople
savunma gücünü azaltmak
soften up
yavaş yavaş azaltmak
whittle away
yavaş yavaş azaltmak
whittle down
yavaş yavaş azaltmak
whittle off
önemini azaltmak
de emphasize
önemli ölçüde azaltmak
decimate
şiddetini azaltmak
de escalate
şiddetini azaltmak
fade out
Englisch - Englisch

Definition von azaltmak im Englisch Englisch wörterbuch

Azal
A place near the western extremity of the valley near Jerusalem
Türkisch - Türkisch
Az denecek bir miktara indirmek veya eskisinden az bir duruma getirmek, kırmak
Az denecek bir miktara indirmek veya eskisinden az bir duruma getirmek, kırmak: "İlk işleri kullandıkları renkleri azaltmak oluyor."- B. R. Eyuboğlu
Etkisini yitirmesine sebep olmak, hafifletmek
kısmak
(Osmanlı Dönemi) TASRİD
kısıntı yapmak
düşürmek
(Osmanlı Dönemi) TAHMİZ
AZAL
(Osmanlı Dönemi) (Ezel. C.) Ezeller. Başlangıcı olmayan zamanlar
Azaltma
(Osmanlı Dönemi) İŞFAK
azaltma
Azaltmak işi
azaltmak
Favoriten