acele!

listen to the pronunciation of acele!
Türkisch - Englisch
hurry up!
haste

More haste, less speed. - Acele işe şeytan karışır.

I had breakfast in haste in order to be in time for the first bus. - Ben ilk otobüse zamanında yetişmek için aceleyle kahvaltı yaptım.

hurry

She was in a hurry to go home. - Eve gitmek için acelesi vardı.

He went to the airport in a hurry. - Aceleyle havaalanına gitti.

rush

He is used to eating in a rush. - O, aceleyle yemeğe alışkındır.

Five fire engines rushed to the scene of the fire. - Beş itfaiye aracı yangın mahalline aceleyle gitti.

{s} urgent

An urgent telegram brought her hurrying back to Tokyo. - Acil bir telgraf onu Tokyo'ya aceleyle geri getirdi.

Come on, hurry up! It's urgent. - Hadi, acele et! Acil.

hasty

We ate a hasty meal and left immediately. - Acele bir yemek yedik ve hemen ayrıldık.

She was a bit hasty in answering me. - O bana cevap vermede biraz acele idi.

{s} hurried

They hurried to their father's rescue. - Babalarını kurtarmak için acele ettiler.

We hurried to the station only to miss the train. - Sadece trene yetişmek için istasyona aceleyle gittik.

pressing
hurry-up
precipitation
brusque
post
express

Tom watched them hurry through the doors, a disagreeable expression on his face. - Tom, yüzünde tatsız bir ifade, onların kapılardan acele ile girişini izledi.

You must hurry up, or you will miss the express. - Acele etmelisin yoksa ekspresi kaçıracaksın.

precipitousness
by return post
instancy
quickly

I have come to realize that China is developing quickly but the Chinese people live a relatively leisurely life. - Çin'in hızla geliştiğini anlamak için geldim ancak Çin halkı nispeten acelesiz bir hayat yaşıyor.

At any rate, Ozawa hurriedly took off his raincoat and quickly put it on the naked girl's shoulders. - Her neyse, Ozawa aceleyle yağmurluğunu çıkardı ve hızlı bir şekilde çıplak kızın omuzlarına koydu.

urgency
dispatch
precipitate
nippy
extemporaneous
hurriedness
abruptness
hurry-scurry
cursory
crash
hustle

Come on, we need to hustle. - Haydi, acele etmeliyiz.

precipitateness
immediate

We ate a hasty meal and left immediately. - Acele bir yemek yedik ve hemen ayrıldık.

hurry of
hurry to
turmoils
hurriedly

At any rate, Ozawa hurriedly took off his raincoat and quickly put it on the naked girl's shoulders. - Her neyse, Ozawa aceleyle yağmurluğunu çıkardı ve hızlı bir şekilde çıplak kızın omuzlarına koydu.

The composition has been written hurriedly, so it's probably full of errors. - Kompozisyon aceleyle yazılmış, bu nedenle o muhtemelen hatalarla doludur.

{s} flying
hotfoot
in haste

As it was printed in haste, the book has many misprints. - O acele ile basıldığı için, kitabın bir sürü baskı hataları var.

I had breakfast in haste in order to be in time for the first bus. - Ben ilk otobüse zamanında yetişmek için aceleyle kahvaltı yaptım.

{i} press
tantivy
in a hurry

She cleaned her room in a hurry. - O aceleyle odasını temizledi.

She was in a hurry to go home. - Eve gitmek için acelesi vardı.

{i} whirl
{s} early

You needn't have hurried; you've arrived too early. - Acele etmene gerek yoktu; çok erken vardın.

You needn't have hurried. You've arrived too early. - Acele etmene gerek yoktu. Çok erken geldin.

precipitous
summary
hurry, haste, undue haste
hastily

Fadil hastily married. - Fadıl aceleyle evlendi.

He hastily packed his bags. - O, aceleyle valizini hazırladı.

precipitance
haste, hurry, rush, precipitation, urgent, hasty, hurried, precipitate, pressing, immediate,hastily, in a hurry
in a hurry, hastily; urgently
precipitancy
hurried, hasty (action)
hurryup
{i} bustle
too previous
slapdash
scurry
discomposedly
Türkisch - Türkisch
(Osmanlı Dönemi) Çabuk, çabukluk. Bir işi çabuk yapmaya ve çabuk bitirmeye çalışma, ivedilik
ivedi
(Osmanlı Dönemi) ALZ
(Osmanlı Dönemi) ŞESASA
(Osmanlı Dönemi) NEZK $
(Osmanlı Dönemi) ZEMEYAN
Vakit geçirmeden, tez olarak
Tez davranma gerekliliği
Vakit geçirmeden, tez olarak: "Acele bir karar vermek ihtiyacındayım."- P. Safa
Çabuk davranma, ivecenlik
İvedi
Hızlı yapılan, çabuk, tez, ivedi: "Acele işe şeytan karışır."- Atasözü. Çabuk davranma, ivecenlik
acele!
Favoriten