dalgalanmak

listen to the pronunciation of dalgalanmak
Türkçe - Türkçe
Dalga oluşmak
Renk için ton değiştirmek
Hareket durumunda olmak, kıpırdamak: "Yolun kenarlarında eğrelti otları tilki kürkü gibi dalgalanıyordu."- S. F. Abasıyanık
Hareket durumunda olmak, kıpırdamak
Ton değiştirmek
Dalga oluşmak: "Yüzünde belli belirsiz bir pembelik dalgalanmıştı."- H. Taner
çalkanmak
yüzmek
çalkalanmak
talazlanmak
Dalgalanma
çalkantı
Dalgalanma
(Osmanlı Dönemi) İLTİVA
Dalgalanma
temevvüç
dalgalanma
(Osmanlı Dönemi) temevvüc
dalgalanma
Mal fiyatlarının türlü sebeplerle inişi veya çıkışı
dalgalanma
Koşu duruşunda, dizlerin hafif bükülmesinden ve kolların gevşek olarak öne yukarı doğru kaldırılmasından sonra, dizlerin gerilerek gövdenin doğrulmasıyla vücudun diz, kalça, bel, sırt, baş ve kollarda geliştirdiği bir dalga hareketi
dalgalanma
Bir toplumda uyumsuzluktan doğan karışıklık
dalgalanma
Dalgalanmak işi
dalgalanmak