az

listen to the pronunciation of az
Türkçe - İngilizce
slight
{s} short
{s} small
{s} little
under
{s} slim
{s} few
a bit
less
marginal
(deyim) few and far between
exiguous
(Biyokimya) oligo
light
minor
a little
thin
contracted
insufficiently
slightly
slender
narrow
inconsiderable
tenuous
scant
remote
poor
scanty
meager
fewer
wanting
{s} spare
poco
scrimp
{s} skimpy
hypo
{s} low
{s} stingy
wee
{s} shoestring
{s} insufficient
limited
skimp
{s} scrimpy
exisluous
too small, too few, not enough, insufficient
seldom, rarely
little; few; small, inconsiderable; insufficient, skimpy; rarely, seldom; insufficiently
meagre
small (amount), little
less (than)
spare; stingy
all but
az miktar
{i} little

Poor as she was, she gave him what little money she had. - O, fakir olmasına rağmen, sahip olduğu az miktarda parayı ona verdi.

I gave her what little money I had with me. - Üzerimdeki az miktarda parayı ona verdim.

az önce
just

The bullet just shaved his cheek. - Az önce,kurşun onun yanağını sıyırarak geçti.

He's just gone on leave. - O az önce izinli gitti.

az miktar
inch
az önce
just now

Paul telephoned just now. - Paul az önce telefon etti.

He left the office just now. - O, az önce ofisten ayrıldı.

az sonra
soon

The beautiful color of the sky soon faded away. - Gökyüzünün harika rengi az sonra yok oldu.

Soon, the tea was ready. - Az sonra çay hazırdı.

az miktar
{i} few

A few years ago, our room had little furniture in it. - Birkaç yıl önce, bizim odanın içinde az miktarda mobilya vardı.

az miktar
{i} drop
az kalmak
run short of (something)
az miktar
bit
az miktar
dash
az sayıda
phenomenal
az önce
a short time ago
az önce
deja
az miktar
trace
az miktar
touch
az miktar
dram
az sonra
shortly

Tom arrived shortly after Mary did. - Tom Mary geldikten az sonra geldi.

They should be finished shortly. - Onlar az sonra hazır olmalı.

az sonra
by and by
az miktar
suggestion
az da olsa
even if just a bit
az sonra
at after
az önce
just a moment ago
az kalmak
run short of
az kalmak
be outnumbered
az kalmak
run short of smth
az miktar
{i} dribblet
az miktar
{i} fewness
az miktar
trifle
az miktar
{i} suspicion
az miktar
{i} modicum
az miktar
shade
az miktar
{i} smallness
az miktar
{i} handful
az miktar
{i} mickle
az miktar
scruple
az miktar
small

He would be paid a small amount of money. - Az miktarda para ödenirdi.

A small amount of brandy is added to the whipped cream. - Krem şantiye az miktarda brendi ekledi.

az miktar
scattering
az miktar
twopence
az miktar
tinge
az miktar
driblet
az sonra
shortly after

Tom got here shortly after 2:30. - Tom 2.30'dan az sonra buraya geldi.

Tom arrived shortly after Mary did. - Tom Mary geldikten az sonra geldi.

az sonra
presently
az sonra
soon after

I am planning to book my flights to Berlin soon after. - Az sonra Berlin'e uçuş rezervasyonumu yaptırmayı planlıyorum.

az sonra
soon, shortly, by and by
az zaman
{i} little

I had little time to prepare the speech. - Konuşmaya hazırlanmak için çok az zamanım vardı.

We have a little time before the next train. - Bir sonraki trenden önce az zamanımız var.

az önce
shortly before
az önce
only just

We've only just begun. - Sadece az önce başladık.

I only just left Tom. - Az önce Tom'u terk ettim.

az önce
a short time ago, just now
İngilizce - İngilizce
Arizona, a state of the United States of America
state in the southwestern United States
Azerbaijan (in Internet addresses). Arizona. azimuth. the written abbreviation of Arizona
Açores (Azores)
Arizona
the azimuth of a celestial body is the angle between the vertical plane containing it and the plane of the meridian
the demon of greed
pref. used to form the names of chemical compounds containing nitrogen or the azo group (variation of azo-)
prep + dat : (together) with (a person)
Azimuth
a state in southwestern United States; site of the Grand Canyon
Türkçe - Türkçe
(Osmanlı Dönemi) KALİL
kıt
Azot'un kısaltılması. Bu gaz N kısaltması ile de gösterilir
eksik
düşük
cımık
Bu gaz N simgesi ile de gösterilir
Kafi gelmeyen
Zerdüştiler'de aç gözlü cin
Nicelik, güç, nitelik, süre bakımından eksiklik bildirir
Ender, seyrek
Azot elementinin simgesi
Nicelik, nitelik, güç, süre, sayı bakımından eksiklik: "Heykel konularının parmakla sayılacak kadar az olduğunu ileri sürüyordu."- B. R. Eyuboğlu
Alışılmış olandan, umulandan veya gerekenden eksik, çok karşıtı
ısırma, dişleme
Az miktar
(Osmanlı Dönemi) MA'N
Az sonra
birazdan
Az önce
bayak
Az önce
demin