ortaklar

listen to the pronunciation of ortaklar
Türkçe - İngilizce

ortaklar teriminin Türkçe İngilizce sözlükte anlamı

ortak
{i} partner

I just made Tom partner. - Sadece Tom'la ortak oldum.

The two men were business partners. - İki adam iş ortaklarıydı.

ortak
common

Though they're twins, they don't have many interests in common. - Onlar, ikiz olmalarına rağmen, çok sayıda ortak ilgileri yok.

The common language of many Asians is English. - Birçok Asyalının ortak dili İngilizce'dir.

ortak
mutual

We have a mutual friend. - Ortak bir arkadaşımız var.

Forget it. He is our mutual friend, after all. - Unut gitsin. Sonuçta o bizim ortak arkadaşımız.

ortak
joint

They made a joint decision to divorce. - Boşanmak için ortak bir karar aldılar.

The project was a joint effort by students from three different classes. - Proje üç farklı sınıftan gelen öğrencilerin ortak bir çabasıydı.

ortaklar kurulu
assembly of shareholders
ortak
{i} associate

The firm has added 25 new associates to work on mergers and other deals. - Şirket birleşmeler ve diğer fırsatlar üzerinde çalışmak için 25 yeni ortak ekledi.

Dan lied to his associates. - Dan, ortaklarına yalan söyledi.

ortak
{i} mate
ortak
partner, associate; common, shared, joint, mutual, communal, collective, corporate
ortak
cooperative
ortak
(Kanun) stockholder

The stockholders are making money hand over fist. - Ortaklar kolay yoldan para kazanıyorlar.

ortak
(Ticaret) part owner
ortak
spouse
ortak
{i} party
ortak
(Biyokimya) covalent

What is a covalent bond? - Ortak değerlikli bağ nedir?

ortak
comprehensive
ortak
in common

I give up. What do an Irish priest and Congolese witch doctor have in common? - Ondan vazgeçtim. İrlandalı rahip ve Kongolu cadı doktorun ortak neyi var?

Tom and Mary have nothing in common. - Tom ve Mary'nin ortak bir şeyi yok.

ortak
concerted
ortak
co_partner
ortak
public
ortak
interested
ortak
(Politika, Siyaset) combined
ortak
(Ticaret) shareholding
ortak
communal

The apartment is cheap, but it only has communal bathrooms. - Apartman ucuz fakat sadece ortak banyoları var.

ortak
(Ticaret) co-partner
ortak
helpmate
ortak
collective

The consequence of individual crimes should be collective punishment. - Bireysel suçların sonucunun ortak cezalandırma olması gerekir.

ortak
coheir
ortak
co
ortak
copartner
ortak
corporate
ortak
unanimous
ortak
universal
ortak
associated
ortak
identic
ortak
{s} fellow
ortak
{i} collaborator
ortak
{i} pard
ortak
commutual
ortak
dormant partner
ortak
cosignatory
ortak
{i} privy
ortak
{s} sympathetic
ortak
{i} shareholder
ortak
{i} cooperator
ortak
{i} sidekick
ortak
{s} conjunct
ortak
consociate
ortak
(karar) agreed
ortak
partner; associate
ortak
common, held in common, shared
ortak
(Hukuk) collective, common, joint, associated
ortak
partner , common (adj)
ortak
fellow wife (in a polygamous household)
sessiz ortaklar
silent partners
üye ortaklar
(Ticaret) affiliations
Türkçe - Türkçe
şüreka
Ortak
(Osmanlı Dönemi) ŞERİK
Ortak
şerik
Ortak
müşterek
ortak
Kuma: "Kendi üstüne bir ortağın getirilmesi Emeti'nin pek ziyade gücüne gitmişti."- E. E. Talu
ortak
Birden çok kimse veya nesneyi ilgilendiren, onlara özgü olan, onların katılmasıyla oluşan, müşterek: "Edebiyata şiirle başlamak, büyük küçük bütün yazarlarda görülen ortak bir yöndür."- N. Cumalı
ortak
Birlikte iş yapan, ortaklaşa yararlarla birbirlerine bağlı kimselerden her biri, şerik, hissedar: "Bırakın ortağıma bir telefon edeyim."- H. Taner
ortak
Yeniçeri ocağından emekli olanlara verilen ad
ortak
Birlikte iş yapan, ortaklaşa yararlarla birbirlerine bağlı kimselerden her biri, şerik, hissedar
ortak
Birden çok kimse veya nesneyi ilgilendiren, onlara özgü olan, onların katılmasıyla oluşan, müşterek
ortak
Kuma
ortaklar