son vermek

listen to the pronunciation of son vermek
Türkçe - İngilizce
end

Sami wanted to end his life. - Sami kendi hayatına son vermek istedi.

He tried in vain to put an end to their heated discussion. - Onların hararetli tartışmaya bir son vermek için boşuna uğraştı.

terminate
cease
put an end

He tried in vain to put an end to their heated discussion. - Onların hararetli tartışmaya bir son vermek için boşuna uğraştı.

Scientists are working hard to put an end to AIDS. - Bilim adamları AIDS'e son vermek için harıl harıl çalışıyorlar.

wind up
doomed
termine
break something off
drop
dissolve
(deyim) bust up
(deyim) bring to an end
call a halt to
discontinue
wrap up
to end, to finish, to put an end to, to terminate, to break sth off
put a stop to
raise
close
shut down upon
call a halt
top off
chuck
fetch up
put an end to

He tried in vain to put an end to their heated discussion. - Onların hararetli tartışmaya bir son vermek için boşuna uğraştı.

Scientists are working hard to put an end to AIDS. - Bilim adamları AIDS'e son vermek için harıl harıl çalışıyorlar.

stash
end off
shut down on
sign off
to bring (something) to an end; to put an end to (something)
(oturum vs) adjourn
cut off
call off
finish
make an end of
stop

You have to stop drinking. - İçmeye son vermek zorundasın.

I have to stop procrastinating. - Ertelemeye son vermek zorundayım.

heal
have done with
Scotch
lift
abrogate
do away with
break off
give an end
wipe up
halt
conclude
son verme
{i} termination
son vermek oturum vs
adjourn
son ver
{f} end

Let's put an end to this discussion. - Bu tartışmaya bir son verelim.

In the near future, we will be able to put an end to AIDS. - Yakın gelecekte, AIDS'e son verebileceğiz.

son ver
(Bilgisayar) dismiss
son ver
(Bilgisayar) terminate

Mary terminated our friendship. - Mary dostluğumuza son verdi.

son verme
finish
son ver
{f} terminated

Mary terminated our friendship. - Mary dostluğumuza son verdi.

son ver
put an end to
son ver
{f} doomed
son verme
subversion
hayatına son vermek
take one's own life
hayatına son vermek
put an end to oneself
işine son vermek
cashier
işine son vermek
let go
konuşmaya son vermek
ring off
maaşına zam işine son vermek
to pay sb off
para birimi olarak kullanımına son vermek
demonetize
son nefesini vermek
to breathe one's last, to draw one's last breath
son nefesini vermek
expire
son nefesini vermek üzere
at one's last gasp
son verme
putting an end
son verme
discontinuation
son verme
calling off
son verme
discontinuance
son verme
{i} closure
tartışmaya son vermek
make it up
toplantıya son vermek
(Hukuk) adjourn
yayına son vermek
sign off
yeterli sayı olmadığından oturuma son vermek
count out
çalışmaya son vermek
call it a day
ırk ayırımına son vermek
desegregate
son vermek

    Heceleme

    son ver·mek

    Telaffuz

    Etimoloji

    [ 's&n ] (noun.) before 12th century. Middle English sone, from Old English sunu; akin to Old High German sun son, Greek hyios.