sakin

listen to the pronunciation of sakin
Türkçe - İngilizce
habitant
resident

Local residents are in a state of shock. - Yerel sakinler şok içinde.

Many Boston residents oppose the mayor's plan. - Birçok Boston sakini belediye başkanının planına karşı çıkıyor.

calm

It was a calm winter evening. - Sakin bir kış akşamıydı.

He remains calm in the face of danger. - O, tehlike karşısında sakin kalır.

quiet

I never dreamed of there being such a quiet place. - Ben böylesine sakin bir yer olduğunu asla hayal etmedim.

I would like to live in the quiet country. - Sakin bir ülkede yaşamak istiyorum.

tranquil

I guess I have some tranquilizers in my bag. - Sanırım çantamda biraz sakinleştirici var.

Tom was hit by a tranquilizer dart. - Tom sakinleştirici bir dart tarafından vuruldu.

cool

Calm down and be cool. - Sakin ol ve rahat ol.

Tom tried to act cool. - Tom sakin davranmaya çalıştı.

even-tempered
emotionless
composed

Tom tried to stay composed. - Tom sakin kalmaya çalıştı.

citizen

I am a citizen of Chiba, but work in Tokyo. - Ben Chiba sakiniyim ama Tokyo'da çalışıyorum.

I am also a citizen of Tokyo. - Ben de bir Tokyo sakiniyim.

meek
stilly
sedentary
(deyim) as calm as a millpond
sedated

They have Tom sedated. - Onlar Tom'u sakinleştirdiler.

They have him sedated. - Onlar onu sakinleştirdiler.

leisurely

Sami was enjoying a leisurely life. - Sami sakin bir hayattan zevk alıyordu.

self-possessed
balmy
matter-of-fact
occupant

The police vehicle's armor plating saved the lives of its occupants. - Polis aracının zırh kaplaması apartman sakinlerinin hayatlarını kurtardı.

arcadia
douce
collected

Fadil was amazingly calm and collected after he had shot Rami. - Fadıl, Rami'yi vurduktan sonra inanılmaz biçimde sakin ve kendindeydi.

Tom was calm and collected. - Tom sakin ve aklı başındaydı.

residentiary
phlegmatical
equanimity
imperturbate
easeful
restrained
coolheaded
unruffled
(Askeri) clam
uneventful
steady
esay
philosophical
soft
static
(Meteoroloji) lull
equable
untroubled
inhabiter
unmoved
phlegmatic
denizen
ataraxic
statical
shacker
canny
tranquilizing
unperturbed
taciturn

Mary's partner is a taciturn person. - Mary'nin ortağı sakin bir kişidir.

occupier
unhurried
peaceable
calm, tranquil, serene; still
halcyon
(a) resident; (an) inhabitant
local

Local residents are in a state of shock. - Yerel sakinler şok içinde.

She married a local boy. - O, yöre sakini bir çocukla evlendi.

laidback
(someone) who resides in or inhabits (a place)
philosophic
nerveless
tenant
Pacific
hushed
cold

He jumped into the cold and calm waters of the gulf, and started to swim through the darkness. - O, körfezin soğuk ve sakin sularına atladı ve karanlığın içinden yüzmeye başladı.

airless
even tempered
peaceful

When Tom has trouble sleeping, he starts counting stoats. That quickly brings him into a peaceful mood, and he is fast asleep before he could count the stoats to fifty. - Tom'un uyumada problemi olduğunda, o kakımları saymaya başlar.O, onu çabucak sakin bir hale getirir. Ve o kakımları elliye kadar sayabilmeden önce derin uykuya dalar.

The strike had not been peaceful, however, and Rev. Martin Luther King, Jr. begged both sides to be patient and calm. - Ancak, grev huzurlu olmamıştı ve Aziz Martin Luther King, Jr her iki taraftan sabırlı ve sakin olmasını rica etti.

sakin olmak
be calm
sakin bir biçimde
quietly
sakin ol
be cool

Calm down and be cool. - Sakin ol ve rahat ol.

He's trying to be cool. - Sakin olmaya çalışıyor.

sakin olmak
calm down

Sami has to calm down. - Sami sakin olmak zorunda.

You have to calm down. - Sakin olmak zorundasın.

sakin kafayla
calmly
sakin kalmak
chill out
sakin meltem
(Askeri) moderate breeze
sakin ol
(Konuşma Dili) go easy
sakin olmak
settle down
sakin olmak
(deyim) keep one's head
sakin olun lütfen
please stay calm
sakin, kendi hâlinde yaşayan
residents, who live in their own state of
sakin bir biçimde
sedately
sakin bir şekilde
impassively
sakin bir şekilde
matter-of-factly
sakin bir şekilde
unperturbedly
sakin deniz
hyaline
sakin duramama
(Tıp) jactitation
sakin durmama
jactitation
sakin ol
keep still
sakin ol
keep your hair on
sakin ol
keep cool

Tom is trying to keep cool. - Tom sakin olmaya çalışıyor.

sakin ol
cool it
sakin ol
steady on
sakin olmak
keep cool
sakin olmak
keep one's temper
sakin olmak
keep still
sakin olmak
to calm down

You have to calm down. - Sakin olmak zorundasın.

Sami has to calm down. - Sami sakin olmak zorunda.

sakin olun
cool it
sakin olun her şey yoluna girecek
Calm down everything will be OK
sakin olunuz
please calm down
sakin olurmusunuz
please calm down
sakin sakin
leisurely
sakin su yüzeyi
(Askeri) still-water level
sakin ve aklı başında
calm and collected
sakinler
doldrums
yerleşik-sakin
(Meteoroloji) settled
sakin ol
Take it easy

Calm down, Tom. Take it easy. - Sakin ol, Tom. Sinirlenme.

Take it easy. I can assure you that everything will turn out fine. - Sakin olun. Ben her şeyin güzel olacağına sizi temin edebilirim.

durgun, sakin, hareketsiz
calm, quiet, still
sakin ol
stay calm

Stay calm. You'll have your reward tomorrow. - Sakin ol. Yarın ödülünü alacaksın.

Stay calm no matter what she says. - Ne derse desin sakin ol.

bayan sakin
inhabitress
sakin olmak
reside
sakin olmak
abide
sakin olmak
dwell
sakin olmak
inhabit
sessiz sakin
restful
sessiz sakin
idyllic
Türkçe - Türkçe
Hareket etmeyen, kımıldamayan, durgun, dingin
Durgun, hareket etmeyen, kımıldamayan, dingin
Sessiz
Bir yerde oturan: "Sakinleri Müslümanlardan ibaret olan semtte, bakkal dükkânı, günün her saatinde dolup boşalır."- S. Ayverdi
Huysuzluğu, rahatsızlığı azalmış veya geçmiş: "Sesi dinlediği müddetçe sakin ve uslu duruyordu."- Y. K. Karaosmanoğlu
Kimseyi rahatsız etmeyen, kızgınlık göstermeyen
Sessiz: "Dinlenmek için otelimizden daha sakinini bulacağınızı ummam."- S. F. Abasıyanık
Bir yerde oturanlar, sakinler
Huysuzluğu, rahatsızlığı azalmış veya geçmiş
Bir yerde oturan, sekene
Hindu'ların çok korktuğu dişi şeytanlara verilen ad
(Osmanlı Dönemi) bir yerde oturan
(Osmanlı Dönemi) İSKÂN
SAKİN
(Osmanlı Dönemi) Hareketsiz, kendi hâlinde. Bir yerde oturan. Kararlı
SAKİN
(Osmanlı Dönemi) Gr: Harekesi olmayıp cezimli (sakin okunan) harf
sakin olmak
Bir yerde yerleşmek, oturmak
sakin olmak
Sakin duruma gelmek
sakin sakin
Heyecan, telâş, kızgınlık göstermeyen
sakin sakin
uslu
sakin sakin
Durgun, dingin olarak
Sakin olmak
(Osmanlı Dönemi) HEDA
Sâkin olmak
(Osmanlı Dönemi) REKU'
Sâkin olmak
(Osmanlı Dönemi) HÜD'
Sâkin olmak
(Osmanlı Dönemi) NEST
Sâkin olmak
(Osmanlı Dönemi) HAFT
Sâkin olmak
(Osmanlı Dönemi) SEKN
Sâkin olmak
(Osmanlı Dönemi) HÜKU'
Sâkin olmak
(Osmanlı Dönemi) UKD
sakin