onaylamak

listen to the pronunciation of onaylamak
Türkçe - İngilizce
ratify
confirm

I'd like to confirm my hotel reservation on May 5th. - Otel rezervasyonumunu 5 Mayıs'ta onaylamak isterim.

I'd like to confirm my reservation for the 30th. - 30'u için rezervasyonumu onaylamak istiyorum.

certify
approve

The Senate acted quickly to approve the treaty with Britain. - İngiltere ile anlaşmayı onaylamak için Senato hızlı davrandı.

All the delegates voted to approve it. - Tüm delegeler, onu onaylamak için oy verdi.

endorse
acknowledge

Tom seems to be unwilling to acknowledge that Mary is a better swimmer than he is. - Tom Mary'nin ondan daha iyi bir yüzücü olduğunu onaylamak için isteksiz görünüyor.

validate
corroborate
approve of
verify
seal
(Politika, Siyaset) endorsement
hold with
assent
(Politika, Siyaset) prove
applaud
pass
ok
favor
countenance
(Kanun) legitimatise
ok, ok
(Kanun) legitimise
give countenance to
sustain
assent to
favour
(Kanun) legalize
recognize
Approve, confirm; ratify, certify
hear
to approve; to ratify; to certify
authorize
authorise
countersign
legitimate
homologate
accept

You have to accept it. - Onu onaylamak zorundasın.

to approve, to ratify, to applaud, to accept, to accede (to), to countenance, to okay, to OK
grant
bear out
O.K
indorse
(Hukuk) to approve, to ratify, to uphold
accept , approve
affirm
okay
legitimize
legitimatize
attest
vise
accede
sign on the dotted line
uphold
say the word
carry
approbate
be recognizant of
smile on
{f} stamp
(deyim) go along
{f} sanction
{f} witness
lend countenance to
{f} subscribe
{f} visa
{f} vouch
onaylama
approval

Tom nodded his head in approval. - Tom onun kafasını onaylama içinde salladı.

onaylama
sanction

Tom will never sanction this. - Tom bunu asla onaylamaz.

onaylamak ve kabul etmek
(Ticaret) approve and adapt
başı ile onaylamak
nod
onaylama
{i} subscription
onayla
approve of

I don't approve of his decision. - Onun kararını onaylamıyorum.

Father will never approve of my marriage. - Babam, evliliğimi asla onaylamayacak.

onaylama
acknowledge

Tom seems to be unwilling to acknowledge that Mary is a better swimmer than he is. - Tom Mary'nin ondan daha iyi bir yüzücü olduğunu onaylamak için isteksiz görünüyor.

onayla
acknowledged
onayla
{f} approve

My mother finally approved of our plan. - Annem sonunda planımızı onayladı.

Both houses of Congress approved Jefferson's proposal. - Kongre'nin her iki meclisi Jefferson'un teklifini onayladı.

onaylama
(Askeri,Politika, Siyaset) endorsement
onaylama
confirmation

You will receive a confirmation email after your account has been activated by an administrator. - Hesabınız aktif edildikten sonra bir yöneticiden onaylama e-postası alacaksınız.

onaylama
validation
onaylama
ratification
yasa tasarısını onaylamak
(Politika, Siyaset) pass a bill
yeniden onaylamak
reaffirm
onayla
(Bilgisayar) confirm

You will receive a confirmation email after your account has been activated by an administrator. - Hesabınız aktif edildikten sonra bir yöneticiden onaylama e-postası alacaksınız.

I will call in order to confirm it. - Bunu onaylamak için arayacağım.

onayla
(Bilgisayar) verify
onayla
(Bilgisayar) check

Please endorse this check. - Lütfen bu çeki onayla.

onaylama
(Askeri,Ticaret) ratify
onaylama
assent
onaylama
favor
onaylama
(Askeri) consent

My father consented to my going abroad. - Babam yurt dışına gitmemi onaylamadı.

onaylama
corroborate
onaylama
endorsing
onayla
{f} attesting
onayla
{f} approved

My mother finally approved of our plan. - Annem sonunda planımızı onayladı.

Both houses of Congress approved Jefferson's proposal. - Kongre'nin her iki meclisi Jefferson'un teklifini onayladı.

onayla
{f} validating

Validating an angry client's feelings is an effective way of defusing the situation. - Kızgın bir müşterinin duygularını onaylama durumun yatıştırılmasında etkili bir yoldur.

onayla
validate
onayla
{f} certified
onayla
{f} validated
onayla
approbate
onayla
{f} confirmed

Tom's doubts have been confirmed. - Tom'un şüpheleri onaylandı.

The spokesman confirmed that the report was true. - Sözcü raporun doğru olduğunu onayladı.

onayla
avouch
onaylama
{i} confirming
onaylama
approbation
onaylama
favour
onaylama
legitimation
başıyla onaylamak
nods to
onayla
{f} acknowledge

Tom seems to be unwilling to acknowledge that Mary is a better swimmer than he is. - Tom Mary'nin ondan daha iyi bir yüzücü olduğunu onaylamak için isteksiz görünüyor.

onayla
certify
onayla
corroborate

Tom corroborated Mary's story. - Tom Mary'nin hikayesini onayladı.

Onaylama
acknowledgment
babası olduğunu onaylamak
legitimate
babası olduğunu onaylamak
legitimize
babası olduğunu onaylamak
legitimatize
başı ile onaylamak
nod one's assent
incelemeden onaylamak
rubber stamp
onayla
okay
onayla
confirming
onayla
probate
onaylama
appro

He didn't approve of wasting time. - Boşa zaman kaybını onaylamadı.

The Senate acted quickly to approve the treaty with Britain. - İngiltere ile anlaşmayı onaylamak için Senato hızlı davrandı.

onaylama
(Hukuk) endorsement, ratification, confirmation, granting, approval
onaylama
approval, ratification
onaylama
{i} acceptance
onaylama
recognition
onaylama
approval; ratification; certification
onaylama
certification
onaylama
(tasarı vb) carriage
onaylama
attestation
onaylama
{i} corroboration
oylayarak onaylamak
vote through
rezervasyonumu onaylamak istiyorum
I'd like to confirm my reservation
sonunda onaylamak
put the seal on
sonunda onaylamak
set the seal on
vasiyetnameyi onaylamak
probate
yeminle onaylamak
swear to
Türkçe - Türkçe
Yapılan bir işi doğru ve yerinde bularak kabul etmek, tasdik etmek: "Bu kitabın ahlak bozucu olduğunu elbet siz de onaylarsınız."- S. Birsel
Yapılan bir işi doğru ve yerinde bularak kabul etmek, tasdik etmek
Denetlemek, doğrulamak
kabul etmek
tasdik etmek
onaylama
Onaylamak işi, tasdik
onaylamak