olsa

listen to the pronunciation of olsa
Türkçe - İngilizce
at
olsa bile
even if

One professor says that even if Alex is using words, it's wrong to call it a language. - Bir profesör, Alex kelimeler kullanıyor olsa bile buna dil demenin yanlış olacağını söylüyor.

Even if he's very nice, I don't really trust him. - Çok kibar olsa bile ona kesinlikle güvenmiyorum.

olsa olsa
at best

She is a second-rate singer at best. - Olsa olsa o, ikinci sınıf bir şarkıcı.

olsa da
though

He could not refrain from smiling, though with a slight sense of guilt. - Hafif bir suçluluk duygusu olsa da o kendini gülmekten alamadı.

Even though he has a college degree, Tom works as a janitor. - Bir üniversite diplomasına sahip olsa da, Tom hademe olarak çalışır.

olsa bile
even so

The boy's expression showed his disappointment, but even so he looked up at our faces with a glimmer of hope. - Çocuğun ifadesi hayal kırıklığını gösterdi, ama öyle olsa bile o umut ışığı ile yüzümüze baktı.

Even so, you are a human. - Öyle olsa bile, sen bir insansın.

olsa bile
even though

Tom said he didn't care about Mary's past even though he really did. - Tom gerçekten ilgilenmiş olsa bile Mary'nin geçmişiyle ilgilenmediğini söyledi.

Even though it's small, it's still a great car. - Küçük olsa bile hala harika bir arabadır.

olsa bile
even then
olsa da
even though

Even though he has a college degree, Tom works as a janitor. - Bir üniversite diplomasına sahip olsa da, Tom hademe olarak çalışır.

Even though Tom is quite ugly, Mary still fell in love with him. - Tom oldukça çirkin olsa da, Mary hala ona aşık.

olsa gerek he/she/it must be: O kişi yabancı olsa gerek
That person must be a foreigner
olsa olsa
at the outside
olsa olsa
at most

The traditional way of learning a language may satisfy at most one's sense of duty, but it can hardly serve as a source of joy. Nor will it likely be successful. - Bir dil öğrenmenin geleneksel yolu olsa olsa birinin görev duygusunu tatmin edebilir ama o bir sevinç kaynağı olarak hizmet edemez. Ayrıca muhtemelen başarılı olmayacaktır.

olsa olsa
at the very most
olsa olsa
at the furthest
olsa olsa
at (the) most, at the (very) outside
olsa olsa
at the utmost
olsa olsa/olsun olsun at the most, at most: Olsa olsa oraya dört saatte gidilir
It takes at the most four hours to get there
ol
be
ol
became
ne olsa
anything

I am quite willing to do anything for you. - Senin için ne olsa yapmaya hazırım.

ol
are
ol
is
ol
was
nasıl olsa
anyhow

Anyhow it will be a good idea to hurry up. - Nasıl olsa acele etmek iyi bir fikir olacak.

ol
were
olsa bile
evenif
bile olsa
although
bile olsa
even though
böyle olsa bile
even so
nasıl olsa bana inanmazsın
(Ev ile ilgili) you wouldn't believe me anyway
nasıl olsa bana inanmazsın
(Ev ile ilgili) not like you would believe me anyway
ol
for
olsa bile
ever if
ol
am
ol
{f} happening
ol
come about
ol
grew into
ol
been of
ol
grow into
ol
be of
ol
been
ol
happen
ol
become
ol
to be
ol
{f} becoming
ol
being
Bahtın borusu öterse kim olsa oynar
(Atasözü) He dances well to whom the fortune pipes
az da olsa
even if just a bit
nede olsa
What if the
ateş olsa cirmi/cürmü kadar yer yakar
(Konuşma Dili) He cannot do much harm
güneş olsa kimsenin üstüne doğmamak
never to think of helping others
iki eli kanda olsa
no matter how busy he is
itin/köpeğin duası kabul/makbul olsa/olsaydı gökten kemik yağar/yağardı
(Atasözü) If scoundrels ran the world it would be uninhabitable for the rest of us
kelin ilacı olsa başına sürer/ilaç bilse kendi başına sürer
(Atasözü) You shouldn't seek help from someone who has the same problem you do
kim olsa
anybody

Anybody could do this. - Bunu kim olsa yapabilir.

kim olsa
anyone
köpekin duası kabul/makbul olsa/olsaydı gökten kemik yağar/yağardı
(Atasözü) If scoundrels were to run the world, it'd be an uninhabitable place
nasıl olsa
anyway

Wouldn't you like to learn a foreign language? — Who cares? These days, everyone speaks English anyway! - “Yabancı bir dil öğrenmek istemez misin?” — “Boş versene. Bugünlerde nasıl olsa herkes İngilizce konuşuyor!”

You didn't have to tell Tom to do that. He'd have done it anyway. - Tom'a onu yapmasını söylemek zorunda değildin. O nasıl olsa onu yapardı.

nasıl olsa
somehow or other, sooner or later
nasıl olsa
in any case; whether you want to or not, like it or not
ne de olsa
nevertheless, nonetheless
ne de olsa
still
nerede olsa yatan kimse
dosser
nerede olsa yatmak
doss down
ol
that; those
ol
he; she; it
ol
befall
ol
betide
ol
olive
ol
befallen
ol
befell
ol
archaic
yağmur olsa kimsenin tarlasına düşmez/yağmaz
(Konuşma Dili) He won't lift a finger to help anybody
öyle de olsa
even though
İngilizce - İngilizce

olsa teriminin İngilizce İngilizce sözlükte anlamı

OL
my wife, my girlfriend, my mother (Internet abbreviation)
ol
Oliver's List of Newton Easter Eggs http: //www geocities com/SiliconValley/Bay/4931/index html
ol
Ordered List The Ordered List element represents a list of items sorted by sequence or order of importance Typical remdering is a numbered list of items
ol
OFFICE LIGHT DISTRICT
ol
on the label
ol
{ font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 10pt; margin-top: auto; margin-bottom: auto; color: #000000} The OL tag style creates a default look for an orderedlist in the HTML file item one item two
ol
A suffix denoting that the substance in the name of which it appears belongs to the series of alcohols or hydroxyl derivatives, as carbinol, glycerol, etc
ol
Operating loans, farm
ol
Overall Length
ol
orienting line
Türkçe - Türkçe

olsa teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

olsa olsa
Ancak
olsa olsa
Son ihtimal olarak, nihayet
OL
(Hukuk) O
Olsa da
velev ki
ol
O gösterme sıfatı
ol
O gösterme sıfatı: "Dedi gördüm ol habibin aneasın"- Süleyman Çelebi. O gösterme zamiri
İngilizce - Türkçe

olsa teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı

OL
(Askeri) çalıştırma mahalli (operating location)
olsa