ancak

listen to the pronunciation of ancak
Türkçe - İngilizce
hardly

We had hardly arrived when Lucy started crying to go home. - Lucy eve gitmek için ağlamaya başladığında, ancak varmıştık.

However, his girlfriend is selfish and hardly worries about Brian. - Ancak, onun kız arkadaşı bencil ve neredeyse Brian hakkında hiç endişelenmez.

barely

We have barely enough bread for breakfast. - Ancak sabah kahvaltısı için yeterli ekmeğimiz var.

He had barely enough money to buy bread and milk. - Ekmek ve süt alacak kadar parası ancak vardı.

but

He used to eat out every day, but now he can't afford it. - O her gün, dışarıda yemek yerdi, ancak şimdi buna gücü yetmiyor.

All models are wrong, but some are useful. - Tüm modeller yanlış, ancak bazıları yararlı.

solely
however

However, the quantity was not correct. - Ancak, miktar doğru değildi.

In order to study computational linguistics it's necessary to know various languages, however, one also has to be familiar with the use of computers. - Bilişimsel dil bilimi eğitimi yapmak için çeşitli dilleri bilmek gerekli, ancak, insan bilgisayarların kullanımı da bilmelidir.

nevertheless
only

Tom has only himself to blame. - Tom ancak kendini suçlayabilir.

However, only the human community has verbal languages as a means of communication. - Ancak, sadece insan topluluğunun bir iletişim aracı olarak sözlü dili vardır.

yet

John has not come yet, but when he does, I will call you. - John henüz gelmedi, ancak o gelirse, seni ararım.

Yet Japan is still not sufficiently understood by other countries, and the Japanese, likewise, find foreigners difficult to understand. - Ancak Japonya hâlâ diğer ülkeler tarafından yeterince anlaşılamamıştır, ve Japonlar, aynı şekilde, yabancıları anlamayı zor bulmuştur.

on the other hand
skin
hard

We had hardly arrived when Lucy started crying to go home. - Lucy eve gitmek için ağlamaya başladığında, ancak varmıştık.

Tom tried hard, but failed. - Tom çok çalıştı, ancak başarısız oldu.

sole

A lion is certainly much stronger than a sole hyena but there were three times as many hyenas there as lions. - Bir aslan kesinlikle tek sırtlandan çok daha güçlüdür ancak orada aslanların üç katı kadar fazla sırtlan vardı.

save that
provided
by the skin of the one's teeth
nothing else
as late as
providing
purely
but, on the other hand, however
only, solely, merely
scarcely
(Hukuk) save
only, not until
just

Tom wanted to be just friends. However, Mary wanted much more. - Tom sadece arkadaş olmak istedi. Ancak, Mary çok daha fazlasını istedi.

Peace is not the absence of violence but the presence of justice. - Barış şiddetin yokluğu değildir ancak adaletin varlığıdır.

just, hardly, barely
merely
hardly, barely, only, merely, just; but, however
but that
mere

We're not gods, but mere men. - Bizler tanrılar değiliz, ancak katıksız insanlarız.

ancak algılanabilen fark
(Bilgisayar) just discernible difference
ancak ara sıra iyi olan
spotty
ancak masrafını karşılamak
break even
ancak ufak bir grupça bilinen
esoteric
ancak yer yer iyi olan
spotty
ancak bu tarihten itibaren işlemeye başlar
(Hukuk) (sadece) to run only from this date
ancak farkedilebilir fark
(Pisikoloji, Ruhbilim) just-noticeable difference
ancak geçmek (dar bir yerden)
skin through
ancak ölüm çıkar
(Argo) over my dead body
ancak ve ancak
(Matematik) if and only if
ancak ve ancak
if and only
evliyim ancak müsaitim
(Argo) mba (married but available)
Türkçe - Türkçe
"Lâkin", "ama", "yalnız" gibi bir düşünceye karşıt ikinci bir düşünceyi anlatır
Yalnız, sadece" gibi sınırlama anlatır: "Hasan, bu sefer kendisine ancak seyyar tuluatçıların arasında bir yer bulabildi."- O. C. Kaygılı. "Olsa olsa", "en çok", "daha çok", "güçlükle" gibi, bir şeyin daha çoğunun, ilerisinin olmadığını gösterir. "Lakin", "ama", "yalnız" gibi bir düşünceye karşıt ikinci bir düşünceyi anlatır: "Bu büyüklük değil, ancak mertçe bir davranıştır."- N. Araz
"Yalnız, sadece" gibi sınırlama anlatır
"Olsa olsa", "en çok", "daha çok", "güçlükle" gibi, bir şeyin daha çoğunun, ilerisinin olmadığını gösterir
En erken: "Sinema, ancak saat yarımda bitmişti."- P. Safa
En erken
olsa olsa
ancak