Eve bir göz atmak için gideceğim.
- I will go and take a look at the house.
Pul koleksiyonuna bir göz atmak istiyorum.
- I'd like to have a look at your stamp collection.
Bu resme her bakışımda, babamı hatırlarım.
- Every time I look at this picture, I think of my father.
Meg bile bana bakmadı.
- Meg didn't even look at me.
Tom arabaya yakından bakmak için durdu.
- Tom stopped to take a close look at the car.
Sabah güneşi bakmak için çok parlak.
- The morning sun is too bright to look at.
Bu şarkı o kadar acıklı ki gözlerimi yaşarttı.
- This song is so moving that it brings tears to my eyes.
Annem gözlerinde yaşlarla bana baktı.
- My mother looked at me with tears in her eyes.
Tom'un gözlerinde terör bakışını gördüm.
- I saw the look of terror in Tom's eyes.
Baştan çıkarıcı bakışların var.
- You have bedroom eyes.
Sakin olmak için gözlerimi kapattım.
- I closed my eyes to calm down.
Annem gözlerinde yaşlarla bana baktı.
- My mother looked at me with tears in her eyes.
Tom'un delikli bir kaşı var.
- Tom has a pierced eyebrow.
Onun gözü şişmişti ve burnu kanıyordu.
- His eye was swollen and his nose was bleeding.
Benim görüşüm kötüleşiyor.
- My eyesight is getting worse.
Benim kötü görüşüm var.
- I have poor eyesight.
Try to look at it from Tom's point of view.
- Try to look at it from Tom's point of view.
... I can bring up the details and look at is this a ...
... But now we are going to look at every departure, every ...