look at

listen to the pronunciation of look at
İngilizce - Türkçe
seyretmek
göz önüne almak
göz atmak

Pul koleksiyonuna bir göz atmak istiyorum. - I'd like to have a look at your stamp collection.

Buna bir göz atmak ister misin? - Would you like to take a look at it?

(Fiili Deyim ) bakmak , incelemek , gözden geçirmek
gözden geçirmek
(Bilgisayar) bakılacaklar
bak

Bu Japon arabasına bak. - Look at this Japanese car.

Çocukken çimin üstünde sırtüstü uzanır beyaz bulutlara bakardım. - As a boy, I used to lie on my back on the grass and look at white clouds.

bakmak

Sabah güneşi bakmak için çok parlak. - The morning sun is too bright to look at.

O, postere bakmak için durakladı. - He paused to look at the poster.

ele almak
yargılamak
eye
{i} göz

Annem gözlerinde yaşlarla bana baktı. - My mother looked at me with tears in her eyes.

Bu şarkı o kadar acıklı ki gözlerimi yaşarttı. - This song is so moving that it brings tears to my eyes.

eye
yatak istinadı
look at me
bak bana
eye
delik

Tom'un delikli bir kaşı var. - Tom has a pierced eyebrow.

eye
{f} gözle

Annem gözlerinde yaşlarla bana baktı. - My mother looked at me with tears in her eyes.

Bu şarkı o kadar acıklı ki gözlerimi yaşarttı. - This song is so moving that it brings tears to my eyes.

eye
iğne deliği
eye
bakış

Onun gözündeki bakışına göre onun şaka yollu konuştuğunu söyleyebilirdim. - By the look in his eye I could tell that he was speaking tongue in cheek.

Tom'un gözlerinde terör bakışını gördüm. - I saw the look of terror in Tom's eyes.

a look at
bir göz at
eye
{i} tomurcuk
eye
{f} gözetlemek
eye
{f} süzmek
eye
(isim) göz, bakış, nazar, görüş, bakış açısı, kanı, ilmik, ilik, tomurcuk
eye
dişi kopça
eye
çeşm
eye
göze benzer herhangi bir şey
eye
toplanma noktası
eye
{i} görüş

Ben normal görüşe sahibim. - I have normal eyesight.

Benim görüşüm kötüleşiyor. - My eyesight is getting worse.

eye
{f} dikkatle bakmak
eye
{i} kanı

Onun gözü şişmişti ve burnu kanıyordu. - His eye was swollen and his nose was bleeding.

eye
gözünü dikip bakmak
İngilizce - İngilizce
to study (something) visually
to observe or watch (something)
take into consideration for exemplifying purposes; "Take the case of China"; "Consider the following case"
{f} consider, think about carefully; take into consideration; observe something; study mentally and visually
look at carefully; study mentally; "view a problem"
eye
lay eyes on
eyeball
view

Try to look at it from Tom's point of view. - Try to look at it from Tom's point of view.

look at

    Türkçe nasıl söylenir

    lûk ät

    Telaffuz

    /ˈlo͝ok ˈat/ /ˈlʊk ˈæt/

    Etimoloji

    [ 'luk ] (verb.) before 12th century. Middle English, from Old English lOcian; akin to Old Saxon lOcOn to look.

    Ortak Eşdizimliler

    look at me

    Videolar

    ... that we've got to look at the energy source of the future, like wind and solar and biofuels, ...
    ... So let's take a look at two videos. ...

    Günün kelimesi

    groundling