in advance

listen to the pronunciation of in advance
İngilizce - Türkçe
önceden

Önceden rezervasyon yapmak zorundasın. - You have to make reservations in advance.

Siz de ona önceden söyleyebilirsiniz. - You may as well say it to him in advance.

peşin

Peşin ödemek zorundasın. - You must pay in advance.

Plan peşinen kabul edildi. - The plan has been agreed to in advance.

peşin olarak

O peşin olarak ödünç para aldı. - He borrowed the money in advance.

Peşin olarak ödemek zorundayız. - We have to pay in advance.

ileride
peşin ödeme

Peşin ödemek zorundasın. - You have to pay in advance.

Parayı peşin ödemeni istiyorum. - I'd like you to pay the money in advance.

ileride peşin olarak
(Konuşma Dili,Ticaret) avans olarak
zamanından önce
önünde
şimdiden

I would be glad if you could send me the photos. Thank you in advance.

Ona yapabileceğin herhangi bir yardım için şimdiden size teşekkür etmek istiyorum. - I would like to thank you in advance for any help that you are able to give her.

Onun davranışları için şimdiden özür dilerim. - I apologize in advance for his behaviour.

önce

Soruları önceden hazırlamak senin yararına olur. - It would be to your advantage to prepare questions in advance.

Siz de ona önceden diyebilirsiniz. - You may as well say it to him in advance.

önde
before
(İnşaat) önce

Paris'e çalışmaya gitmeden önce Fransızcamı tazelemeliyim. - Before going to study in Paris, I must brush up on my French.

Anime yönetmeni Satoshi Kon, kırk yedinci doğum gününden kısa süre önce 24 Ağustos 2010 tarihinde pankreas kanserinden öldü. - Anime director Satoshi Kon died of pancreatic cancer on August 24, 2010, shortly before his 47th birthday.

before
den önce
before
daha önce

Daha önce böyle harika bir film izlediniz mi? - Have you seen such a wonderful movie before?

Daha önce İngilizce bir konuşma yaptın mı? - Have you made a speech in English before?

before
karşı

Seninle daha önce karşılaştığımı düşünüyorum. - I think I've met you before.

O, efendisinin öfkesi karşısında geri çekildi. - He recoiled before his master's anger.

before
cephesinde
before
önde

John mesleğini ailesinden daha önde tutar. - John puts his career before his family.

before
tercihen
before
mek yerine
before
evvelce

Evvelce sarhoş oldum; daha da çok olacak gibiyim. - I've been drunk before and likely will get drunk many more times.

before
önceden

Sana önceden bildireceğim. - I'll let you know beforehand.

Önceden tüm hazırlıkları yapmadan kışın dağlara tırmanacak kadar aptal değilim. - I know better than to climb mountains in winter without making all necessary preparations beforehand.

before
önünde

Allah önünde bütün insanlar eşittir. - All men are equal before God.

Bir gün hayatın gözlerinin önünde hızla akıp gidecektir. Emin ol, izlemeye değer. - One day your life will flash before your eyes. Make sure it's worth watching.

in advance to
ilerlemek için
in advances
gelişmelerin
ın advance
ilerlemek
be in advance
önde olmak
before
-den önce
before
önden
before
{e} önüne

Adının önüne bir haç yap. - Make a cross before your name.

Sami, çocuklarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarının önüne koydu. - Sami put the needs of his children before his own needs.

before
{e} karşısında

O, efendisinin öfkesi karşısında geri çekildi. - He recoiled before his master's anger.

before
mektense
before
{e} ilerisinde
before
önünde, cephesinde. edat
İngilizce - İngilizce
before
Beforehand; in front
situated ahead or going before; "an advance party"; "at that time the most advanced outpost was still east of the Rockies"
Feature denoting that a payment is due before or at the inception of a payment period
ahead of time, earlier than expected
ahead of time; in anticipation; "when you pay ahead (or in advance) you receive a discount"; "We like to plan ahead"; "should have made reservations beforehand"
beforehand
in advance of
Before; ahead of

He travelled in advance of his master, making the necessary arrangements.

in advance of
ahead of; in front of
in advance

    Heceleme

    in ad·vance

    Türkçe nasıl söylenir

    în ıdväns

    Telaffuz

    /ən ədˈvans/ /ɪn ədˈvæns/

    Etimoloji

    [ 'in, &n, &n ] (preposition.) before 12th century. Middle English, from Old English; akin to Old High German in in, Latin in, Greek en.

    Ortak Eşdizimliler

    in advance of

    Videolar

    ... trying to hopefully advance their own dreams, but also this country's dreams. Soldiers ...
    ... the other team will not advance the ball past mid court. ...

    Günün kelimesi

    pogonip