iğrenç

listen to the pronunciation of iğrenç
Türkçe - İngilizce
disgusting

Her thick makeup is disgusting. - Onun koyu makyajı iğrençtir.

That attitude of his is quite disgusting. - Onun bu tutumu oldukça iğrençtir.

hideous

Tom rolled up his sleeve, exposing a hideous scar. - İğrenç bir yara izini açığa çıkarmak için kolunu sıvadı.

What a hideous-looking couch. - Ne iğrenç görünümlü bir kanepe.

foul

I wonder why Tom was in such a foul mood. - Tom'un neden böyle bir iğrenç ruh hali içinde olduğunu merak ediyorum.

The dirty clothes left a foul odor in the air of the locker room. - Kirli giysiler soyunma odasının havasında iğrenç bir koku bıraktı.

repulsive

Do you find me repulsive? - Beni iğrenç buluyor musunuz?

Death, in whatever form, is repulsive. - Ölüm, hangi biçimde olursa olsun, iğrençtir.

sickly
horrible
dread
sick
yuck

It looks yucky to me. - O benim için iğrenç görünüyor.

It looks really yucky. - O gerçekten iğrenç görünüyor.

disgusting, dirty, revolting, hateful, loathsome, repulsive, repugnant, repellent, foul, hideous, offensive, nasty, monstrous, abominable, abject, abhorrent, obnoxious
execrable
dreadful
loathsome

War is a loathsome business. - Savaş iğrenç bir iştir.

Spiders are loathsome little creatures. - Örümcekler iğrenç küçük yaratıklardır.

abominable

I heard that they found the footprints of an abominable snowman in the Himalayas. - İğrenç bir kardan adamın ayak izlerini Himalayalarda bulduklarını duydum.

I heard that they discovered the footprints of an abominable snowman in the Himalayan mountains. - İğrenç bir kardan adamın ayak izlerini Himalaya dağlarında keşfettiklerini duydum.

sickening
damned
damn
cloying

Ana's boyfriend is so cloying. He's always trying to kiss her and hold her hand. - Ana'nın erkek arkadaşı çok iğrenç. O her zaman onu öpmeye ve onun elini tutmaya çalışıyor.

detestable
distasteful
dirty

Tom's shoes are dirty. - Tom'un ayakkabıları iğrenç.

Tom told some dirty jokes. - Tom bazı iğrenç fıkralar anlattı.

frightful
ghoulish
abhorrent

Such an idea is abhorrent to her. - Böyle bir fikir onun için iğrenç.

filthy

You filthy beast, get out of here! - Seni iğrenç canavar, buradan defol!

accurst
crying
accursed
disgusting, loathsome, repulsive, detestable, foul
obscene
{s} rancid
{s} vile

Wisdom and goodness to the vile seem vile. - Alçak için bilgelik ve iyilik iğrenç görünüyor.

grisly
{s} repugnant

It's morally repugnant. - Bu ahlaken iğrençtir.

sordid
disgust

That attitude of his is quite disgusting. - Onun bu tutumu oldukça iğrençtir.

The magazine is researching the most disgusting insects on the planet. - Dergi gezegendeki en iğrenç böcekleri araştırıyor.

scum
abject
icky
infamous
gross

You saved all your baby teeth in this matchbox? That's gross! - Bütün bebek dişlerini bu kibrit kutusunda biriktirdin mi? Bu iğrenç!

Rat whiskers are gross. - Sıçan bıyıkları iğrençtir.

revolting

You're really revolting! - Sen gerçekten iğrençsin!

monstrous
horrid
hateful

I can't believe that Tom said such hateful things about Mary. - Tom'un Mary hakkında böylesine iğrenç şeyler söylediğine inanamıyorum.

fulsome
nasty

He is not such a nasty fellow as you think. - O, sandığın gibi iğrenç adam değil.

I didn't expect such a nasty response to my question. - Soruma böyle iğrenç bir yanıt beklememiştim.

noisome
poisonous
ugly

I'm afraid of cockroaches, because they are disgusting and ugly. - Hamam böceklerinden korkuyorum çünkü onlar iğrenç ve çirkinler.

offensive

His jokes are offensive. - Onun şakaları iğrenç.

Tom's jokes are offensive. - Tom'un esprileri iğrenç.

repellent
heinous

Sami might have committed this heinous act. - Sami bu iğrenç eylemi işlemiş olabilirdi.

Tom was the victim of a heinous crime. - Tom iğrenç bir suçun kurbanıydı.

pestiferous
morbid
grotty
scurvy
the sickest
filth

You filthy beast, get out of here! - Seni iğrenç canavar, buradan defol!

{s} shocking

I wish I could say this was shocking. - Keşke bunun iğrenç olduğunu söyleyebilsem.

{s} slimy
{s} squirmy
{s} mawkish
{s} yucky

It looks really yucky. - O gerçekten iğrenç görünüyor.

It looks yucky to me. - O benim için iğrenç görünüyor.

{s} rank
{s} grievous
{s} hateable
gruesome
ghastly
foulness
iğrenç tip
toad
iğrenç bir biçimde
frightfully
iğrenç derecede imalı
fruity
iğrenç herif
pig
iğrenç iş
nasty business
iğrenç kimse
horror
iğrenç kokan kimse
stinker
iğrenç kokan kimse
stinkard
iğrenç kokmak
stink
iğrenç olmak
stink
iğrenç sözler
slop
iğrenç tip
insect
iğrenç tip
stinkpot
iğrenç tip
jerk
iğrenç yemek
swill
iğrenç şekilde
odiously
iğrenç şekilde
revoltingly
iğrenç şekilde
nastily
iğrenç şekilde
foully
iğrenç şey
aversion
iğrenç şey
sickener
iğrenç şey
stinker
'apşto'sınt iğrenç
'Apşto'sınt disgusting
salak ya da iğrenç kişi
shmo
çok iğrenç
It's disgusting
Türkçe - Türkçe
İğrenme duygusu uyandıran, tiksindiren, müstekreh: "Yazık, güzelleşmek istiyorsunuz, hâlbuki iğrenç kılıklara giriyorsunuz."- P. Safa
İğrenme duygusu uyandıran, tiksindiren, müstekreh
İğrenç
müstekreh
iğrenç