iğrenç

listen to the pronunciation of iğrenç
Türkisch - Englisch
disgusting

My roommate is so disgusting. - Oda arkadaşım çok iğrenç.

I think it's disgusting. - Bunun iğrenç olduğunu düşünüyorum.

hideous

Some things get more hideous, when you clean them. - Bazı şeyler onları temizlediğin zaman daha iğrenç olur.

That is one of the most hideous paintings I have ever seen. - O şimdiye kadar gördüğüm en iğrenç resimlerinden biridir.

foul

The dirty clothes left a foul odor in the air of the locker room. - Kirli giysiler soyunma odasının havasında iğrenç bir koku bıraktı.

There is a foul odor in the air. - Havada iğrenç bir koku var.

repulsive

Do you find me repulsive? - Beni iğrenç buluyor musunuz?

Death, in whatever form, is repulsive. - Ölüm, hangi biçimde olursa olsun, iğrençtir.

dread
sickly
horrible
sick
yuck

It looks yucky to me. - O benim için iğrenç görünüyor.

It looks really yucky. - O gerçekten iğrenç görünüyor.

filthy

You filthy beast, get out of here! - Seni iğrenç canavar, buradan defol!

accursed
crying
accurst
disgusting, loathsome, repulsive, detestable, foul
disgusting, dirty, revolting, hateful, loathsome, repulsive, repugnant, repellent, foul, hideous, offensive, nasty, monstrous, abominable, abject, abhorrent, obnoxious
ghoulish
damned
execrable
dreadful
loathsome

War is a loathsome business. - Savaş iğrenç bir iştir.

Spiders are loathsome little creatures. - Örümcekler iğrenç küçük yaratıklardır.

sickening
abominable

I heard that they found the footprints of an abominable snowman in the Himalayas. - İğrenç bir kardan adamın ayak izlerini Himalayalarda bulduklarını duydum.

I heard that footprints of an abominable snowman have been discovered in the Himalayas. - İğrenç bir kardan adamın ayak izlerinin Himalayalarda keşfedildiğini duydum.

damn
cloying

Ana's boyfriend is so cloying. He's always trying to kiss her and hold her hand. - Ana'nın erkek arkadaşı çok iğrenç. O her zaman onu öpmeye ve onun elini tutmaya çalışıyor.

detestable
distasteful
dirty

Tom's shoes are dirty. - Tom'un ayakkabıları iğrenç.

I don't like dirty jokes. - İğrenç şakalardan hoşlanmıyorum.

frightful
abhorrent

Such an idea is abhorrent to her. - Böyle bir fikir onun için iğrenç.

obscene
{s} rancid
{s} repugnant

It's morally repugnant. - Bu ahlaken iğrençtir.

{s} vile

Wisdom and goodness to the vile seem vile. - Alçak için bilgelik ve iyilik iğrenç görünüyor.

grisly
abject
icky
scum
disgust

The magazine is researching the most disgusting insects on the planet. - Dergi gezegendeki en iğrenç böcekleri araştırıyor.

Her thick makeup is disgusting. - Onun koyu makyajı iğrençtir.

gross

Rat whiskers are gross. - Sıçan bıyıkları iğrençtir.

You saved all your baby teeth in this matchbox? That's gross! - Bütün bebek dişlerini bu kibrit kutusunda biriktirdin mi? Bu iğrenç!

sordid
infamous
revolting

You're really revolting! - Sen gerçekten iğrençsin!

scurvy
morbid
hateful

I can't believe that Tom said such hateful things about Mary. - Tom'un Mary hakkında böylesine iğrenç şeyler söylediğine inanamıyorum.

pestiferous
monstrous
horrid
fulsome
nasty

I didn't expect such a nasty response to my question. - Soruma böyle iğrenç bir yanıt beklememiştim.

His nasty face doesn't scare me even a bit. - Onun iğrenç yüzü beni biraz bile korkutmadı.

grotty
noisome
poisonous
ugly

I'm afraid of cockroaches, because they are disgusting and ugly. - Hamam böceklerinden korkuyorum çünkü onlar iğrenç ve çirkinler.

offensive

His jokes are offensive. - Onun şakaları iğrenç.

Tom's jokes are offensive. - Tom'un esprileri iğrenç.

repellent
heinous

Tom was the victim of a heinous crime. - Tom iğrenç bir suçun kurbanıydı.

Fadil commited a heinous crime in the name of love. - Fadıl, aşk adına iğrenç bir suç işledi.

the sickest
{s} infernal
abhor

Such an idea is abhorrent to her. - Böyle bir fikir onun için iğrenç.

{s} scummy
{s} stinking
god awful
{s} slimy
{s} hateable
{s} grievous
{s} rank
{s} yucky

It looks really yucky. - O gerçekten iğrenç görünüyor.

It looks yucky to me. - O benim için iğrenç görünüyor.

{s} mawkish
{s} squirmy
iğrenç tip
toad
iğrenç bir biçimde
frightfully
iğrenç derecede imalı
fruity
iğrenç herif
pig
iğrenç iş
nasty business
iğrenç kimse
horror
iğrenç kokan kimse
stinker
iğrenç kokan kimse
stinkard
iğrenç kokmak
stink
iğrenç olmak
stink
iğrenç sözler
slop
iğrenç tip
insect
iğrenç tip
jerk
iğrenç tip
stinkpot
iğrenç yemek
swill
iğrenç şekilde
revoltingly
iğrenç şekilde
odiously
iğrenç şekilde
nastily
iğrenç şekilde
foully
iğrenç şey
aversion
iğrenç şey
sickener
iğrenç şey
stinker
'apşto'sınt iğrenç
'Apşto'sınt disgusting
salak ya da iğrenç kişi
shmo
çok iğrenç
It's disgusting
Türkisch - Türkisch
İğrenme duygusu uyandıran, tiksindiren, müstekreh: "Yazık, güzelleşmek istiyorsunuz, hâlbuki iğrenç kılıklara giriyorsunuz."- P. Safa
İğrenme duygusu uyandıran, tiksindiren, müstekreh
İğrenç
müstekreh
iğrenç
Favoriten