eser

listen to the pronunciation of eser
Türkçe - İngilizce
work

The painter produces many fine works of art. - Ressam birçok güzel sanat eserleri üretir.

Tom has a lot of projects in the works. - Tom'un eserlerde çok sayıda projesi var.

piece

She became rich by making ceramic pieces. - O, seramik eser yaparak zengin oldu.

This musical piece is composed of four movements. - Bu müzik eseri dört hareketten oluşur.

vestige
work, work of art, achievement, product; trace, sign, mark
creation

Is this one of your creations? - Bu, eserlerinden biri mi?

tincture
mark
dash
baby
ghost
(isim) Work (of art)
production

Everyone has the right to the protection of the moral and material interests resulting from any scientific, literary or artistic production of which he is the author. - Herkesin yarattığı, her türlü bilim, edebiyat veya sanat eserlerinden mütevellit manevi ve maddi menfaatlerin korunmasına hakkı vardır.

work, opus, work of art
achievement
trace, sign, mark, evidence
handiwork
effort
consequence
{i} monument

Our house is a historic building and is listed as a protected monument. - Evimiz tarihi bir yapıdır ve koruma altındaki bir eser olarak listelenmiştir.

grief
sign
smell
shadow
opus

This novel is his greatest opus, in my opinion. - Bence, bu roman onun en büyük eseri.

strain
spark
suggestion
blows

A wind from the ocean blows at this time of the year. - Okyanustan gelen bir rüzgâr, yılın bu zamanında eser.

The wind blows in the willows. - Rüzgar söğütlere eser.

of works
writing

There were a lot of writings about homosexuality. - Eşcinsellikle ilgili birçok yazılı eser vardı.

eser hırsızlığı
plagiarism

Honestly, I don't believe it is a matter of plagiarism. - Dürüst konuşmak gerekirse bunun bir eser hırsızlığı olduğuna inanmıyorum.

eser elementler
(Kimya,Tıp) trace elements
eser sahibi
author
eser sahipliği
(Kanun) authorship
eser; yapılmış şey; istisna akdinin konusu
work, the things that were done, the subject of contractual exclusions
eser element
(Tıp) rareearth element
eser hırsızlığı
plagiary
eser hırsızlığı yapma
plagiarising
eser hırsızlığı yapma
plagiarizing
eser hırsızlığı yapmak
plagiarise
eser hırsızlığı yapmak
purloin
eser hırsızlığı yapmak
plagiarize
eser hırsızı
purloiner
eser hırsızı
plagiarist
eser korsanlığı
(Hukuk) product piracy
eser miktar
trace amount
eser miktarda çözünür
(Tıp) sparingly soluble
eser sözleşmeleri
contracts for work and labor
eser yaratmak
compose
eski eser
relic
derleme eser
compilation
son eser
swan song
taklit eser
imitation
tarihi eser
historical artifact
tarihi eser
historical artifacts
tarihi eser
historical building

This city has many historical buildings. - Bu şehirde birçok tarihi eser var.

Fırsat bir rüzgardır ki bilinmez nereden eser
(Atasözü) A chance comes without warning
edebî eser
Literary work

Can computers translate literary works? - Bilgisayarlar edebi eserleri çevirebilir mi?

Can computers actually translate literary works? - Bilgisayarlar gerçekten edebi eserleri çevirebilir mi?

eserler
the works

The works of Jorge Luis Borges were translated into more than twenty-five languages. - Jorge Luis Borges'in eserleri yirmi beşten fazla dile çevrildi.

Some people think that the works attributed to Shakespeare were written by somebody else. - Bazı insanlar Shakespeare'e atfedilen eserlerin başka biri tarafından yazılmış olduğunu düşünür.

eserler
works

This book is one of the poet's best works. - Bu kitap şairin en iyi eserlerinden biridir.

I have the complete works of Shakespeare. - Şekspir'in tüm eserlerine sahibim.

tarihi eser
Historical monument
tarihi eser
Historical work/piece etc
yazma eser
manuscripts
bilimsel eser
treatise
emay işi eser
enamel
emekle yapılmış eser
lucubration
en büyük eser
magnum opus
ilmi eser
treatise
kabartmalı eser
anaglyph
kalıpla basılmış eser
stereotype
klasik eser
classic
küçük eser
opuscule
oyma eser
carving
pastoral eser
pastoral
telif eser original work
(as opposed to a translation)
uyarlama eser lit
(an) adaptation
yazılı eser
literature
çok renkli eser
polychrome
Türkçe - Türkçe
(Osmanlı Dönemi) Meydana getirilen kitap. Kitap te'lifi
(Osmanlı Dönemi) Bir şeyin varlığına delâlet eden te'sir
(Osmanlı Dönemi) Yapı, birinin meydana getirdiği şey
(Osmanlı Dönemi) Bir hususa dâir Peygamberimizden (A.S.M.) rivâyet bulunması. Sünen-i Resul
Belirti
İz, işaret, im
Emek sonucu ortaya konan ürün, yapıt
Yayın, kitap, yapıt
Yayın, kitap, yapıt: "Bütün özlediğim eserlerle bir kütüphane yapabilsem artık yapılacak bir iş kalmayacak."- H. Z. Uşaklıgil. İz, işaret, im
Soyut kavramlarda belirti: "Sarı sakalları uzamış, bu yanık yüzde, en küçük bir pişmanlık eseri yoktu."- H. Taner
Emek sonucu ortaya konan ürün, yapıt: "Boğaziçi doğrudan doğruya Türklerin eseridir."- Y. K. Beyatlı
(Osmanlı Dönemi) VEKTE
(Osmanlı Dönemi) EBLAD
(Hukuk) YAPIT
(Osmanlı Dönemi) ÂYET
ürün
tarihi eser
Tarihsel bir konuyu işleyen eser
Eserler
(Osmanlı Dönemi) ÂSÂR
edebi eser
Edebiyatta sanat değeri taşıyan değişik edebiyat türlerinde kaleme alınmış eserlerin her biri
yazma eser
Basım tekniğinin gelişmediği dönemlerde, elle yazılmış eser
eser