so much

listen to the pronunciation of so much
English - Turkish
çok

Para için o kadar çok kaygılanma. - Don't worry about money so much.

Çok fazla ağırlık kaldırırken kolunu incitti. - He hurt his arm lifting so much weight.

o kadar

O kadar çok televizyon izlemeseydi, çalışmak için daha fazla zamanı olurdu. - If he did not watch so much television, he would have more time for study.

O kadar fazla ödemeye param yetmez. - I cannot afford to pay so much.

o kadar çok

Para için o kadar çok kaygılanma. - Don't worry about money so much.

O kadar çok sigara içmesen iyi olur. - You had better not smoke so much.

bu kadar

Lenny'nin nasıl çiğnemeden veya boğulmadan tam bir sosisli sandvici yutabildiğine bak? Bu nedenle üst idare onu bu kadar fazla sever. - See how Lenny can swallow an entire hot dog without chewing or choking? That's why upper management loves him so much.

Keşke bacağım bu kadar çok acımasa. - I wish my leg didn't hurt so much.

all
{i} hepsi

Onların hepsi lezzetliydi! - All of it was delicious!

Onların hepsi sadece kızları götürmek için buradalar. - All of them are just here to pick up girls.

all
{i} her şey

Parlayan her şey altın değildir. - All that glitters is not gold.

Şu ana kadar yaptığın bütün şey her şeye kusur bulmak, keşke daha yapıcı bir şey söyleyebilsen. - All you ever do is nitpick. I wish you could say something more constructive.

so much as
ne kadar çok olursa
all
her biri

Ben dünyadaki tüm kuşların efendisiyim ve sadece düdüğüme üflemek zorundayım ve her biri bana gelecektir. - I am master of all the birds in the world, and have only to blow my whistle and every one will come to me.

Her biri için bir dizüstü bilgisayar yerine bütün konularım için üç halkalı klasör kullanırım. - I use a three-ring binder for all my subjects instead of a notebook for each one.

all
tamamen

Tom tamamen bitkindi. - Tom was all worn out.

Bütün gün boyunca çiftlikte çalıştığı için, o tamamen yorgundu. - Having worked on the farm all day long, he was completely tired out.

all
her iki taraf
all
bütün

Bahçedeki bütün çiçekler sarı. - All the flowers in the garden are yellow.

Ana ve çocuk özel ihtimam ve yardım görmek hakkını haizdir. Bütün çocuklar, evlilik içinde veya dışında doğsunlar, aynı sosyal korunmadan faydalanırlar. - Motherhood and childhood are entitled to special care and assistance. All children, whether born in or out of wedlock, shall enjoy the same social protection.

so much for
-in sonu
so much of
çok ve
so much so
o kadar ki
all
{s} özbeöz

O özbeöz Amerikalı bir adamla evlenmek istedi. - She wanted to marry an all-American man.

all
all night bütün gece
all
büsbütün

Tom büsbütün o kadar kötü olamaz. - Tom can't be all that bad.

all
tümü

Futbol takımımız kasabadaki diğer takımların tümünü yendi. - Our soccer team beat all the other teams in the town.

Üzgünüm, mantıların tümü bitti. - I'm sorry, we're all out of manti.

all
alayı
all
{s} tüm

Bebek tüm gece ağladı. - The baby cried all night.

Diğer tüm diller Uygurca'dan daha kolaydır. - All the other languages are easier than Uighur.

all
{s} bütün, tüm; hepsi: All roses have thorns. Bütün güller dikenlidir. He worked all day. Bütün gün çalıştı
all
tümü, tümünü
all
{s} her

Parlayan her şey altın değildir. - All that glitters is not gold.

Bir resim açın ve bir resim düzeni seçin. Bir resim açmak için Aça tıklatın. Programdan çıkmak için Çıkışı tıklatın. Resim Düzeni özelliği herhangi bir düzende göstermenize olanak tanır. - Open an image and select an image layout. Click Open for opening an image. Click Quit for quitting the program. Image Layout feature allows you to view in any layout.

all
all his life butun ömrünce
all
all fours dört ayak
all
diğe

Ben uyandığımda, diğer tüm yolcular inmişti. - When I woke up, all other passengers had gotten off.

Tüm İngilizce sözcüklerin %80'i diğer dillerden gelmiştir. - 80% of all English words come from other languages.

so much for
-e bakın
English - English
A particular amount, often a large or excessive amount

There is only so much you can remember.

A demonstrated amount

So much, he replied, sprinkling a small pile of the powder on the table.

To a certain degree or extent

Identical twins are so much alike, it is difficult to identify them.

Great in quantity, degree etc

There has been so much snow, I can't open the door.

very, extremely; to such an extent; to a great degree
of so extreme a degree or extent; "such weeping"; "so much weeping"; "such a help"; "such grief"; "never dreamed of such beauty"
all

Don't want to go? All the better since I lost the tickets.

so much as
Even; suggests a minimum, especially regarding what might be expected

Without so much as asking, he walked into the office and started digging through their files.

so much for
An expression of disregard, or resignation; something said upon giving up, quitting, or disposing of something

Well, I guess it'll never work. So much for that idea.

so much for
(deyim) Enough has been said or done about. Used to point out that you have finished with one thing or are going to take up something else

I have nothing more to say to you, Tommy, and so much for that, Mary said angrily.

so much as
Used as an intensive to indicate something unexpected; even: He wouldn't so much as look at me
so much so
to the extent that -, to the point that -
so much

    Turkish pronunciation

    sō mʌç

    Pronunciation

    /ˈsō ˈməʧ/ /ˈsoʊ ˈmʌʧ/

    Etymology

    [ 'sO, esp before adj or adv ] (adverb.) before 12th century. Middle English, from Old English swA; akin to Old High German sO so, Latin sic so, thus, si if, Greek hOs so, thus, Latin suus one's own; more at SUICIDE.

    Videos

    ... become much more of your personal memory. ...
    ... ROMNEY: No, no. How much did you cut licenses and permits on federal land and federal waters? ...

    Word of the day

    taboo
Favorites