o kadar çok

listen to the pronunciation of o kadar çok
Turkish - English
all that

I don't like traveling all that much. - Seyahat etmeyi o kadar çok sevmiyorum.

Tom has money. However, he's not all that happy. - Tom'un parası var. Fakat o kadar çok mutlu değil.

such

The noisy of heavy traffic was such that the policeman could not make himself heard. - Yoğun trafiğin gürültüsü o kadar çoktu ki polis kendini duyuramadı.

The frost was such that the birds fell on the fly. - Soğuk o kadar çoktu ki kuşlar aniden düştü.

so much

How come you know so much about Japanese history? - Nasıl oluyor da Japon tarihi hakkında o kadar çok şey biliyorsun?

You had better not smoke so much. - O kadar çok sigara içmesen iyi olur.

o kadar çok
Favorites