Can I sit beside you?
- Senin yanına oturabilir miyim?
She knelt beside him and asked him what his name was.
- O onun yanına diz çöktü ve onun adının ne olduğunu sordu.
Don't forget to take along the camera.
- Kamerayı yanına almayı unutma.
She sat next to him on the bus.
- O, otobüste onun yanına oturdu.
Tom sat next to Mary at the concert.
- Tom konserde Mary'nin yanına oturdu.
He didn't take an umbrella with him.
- Yanına bir şemsiye almadı.
Tom can't do such a thing and get away with it.
- Tom böyle bir şey yapamaz ve yanına kar kalmaz.
Don't let Tom near my kids.
- Tom'u çocuklarımın yanına salma.
I wouldn't go near it if I were you.
- Yerinde olsam onun yanına gitmem.
Instead of waiting for Tom to come up and speak to you, you should just go up to him.
- Tom'un gelip seninle konuşmasını beklemek yerine, sadece onun yanına gitmelisin.
He went up to her and they shook hands.
- O onun yanına gitti ve tokalaştı.
I took sides with them in the argument.
- Ben, bu tartışmada onların yanında yer aldım.
We walked along side by side.
- Biz yan yana yürüdük.
He got away with what he had done.
This paragraph is well written, but there is a mistake in the last sentence.
- Bu paragraf iyi yazılmış ama son cümlede bir yanlışlık var.
The accident took place near his home.
- Kaza onun evinin yanında gerçekleşti.
The wrong time, the wrong place.
- Yanlış zamanda, yanlış yerde.
Who was at the party beside Jack and Mary?
- Partide Jack ve Mary'nin yanındaki kimdi?
A party will be held next Saturday, that is to say, on August 25th.
- Gelecek Cumartesi, yani 25 Ağustos'ta bir parti düzenlenecek.
We hurried in the direction of the fire.
- Yangın istikametinde koşturduk.
The forest fire began to spread in all directions.
- Orman yangını tüm yönlerde yayılmaya başladı.
A party will be held next Saturday, that is to say, on August 25th.
- Gelecek Cumartesi, yani 25 Ağustos'ta bir parti düzenlenecek.
The house next door is a bit loud. I wonder if they're throwing a party.
- Yandaki ev biraz gürültülü. Onların parti yapıp yapmadıklarını merak ediyorum.
Mary tilted her head sideways.
- Mary başını yana yatırdı.
Tom looked sideways at Mary.
- Tom yanlamasına Mary'ye baktı.
His bed is next to the wall.
- Onun yatağı duvarın yanında.
Some pickpocket stole my wallet on the train.
- Bir yankesici trende cüzdanımı çaldı.
Both buildings burned down.
- Her iki bina da yandı.
Ten houses were burned down.
- On ev yanıp kül oldu.
The old couple sat side by side.
- Yaşlı çift yan yana oturuyordu.
We walked along side by side.
- Biz yan yana yürüdük.
The neighbours have been banging about next door all morning.
- Yan komşular sabahtan beri gürültü yapıyor.
I'll leave a key with my next-door neighbour in case you get here before I do.
- Buraya gelmeden önce buraya gelme ihtimaline karşı, yanımdaki kapı komşuma bir anahtar bırakacağım.
The sentence has got too long again. Then just take out a few of the subordinate clauses.
- Cümle tekrar uzun sürdü. O zaman birkaç yan cümleyi çokarın.
According to some experts the spoken language uses few subordinate clauses.
- Bazı uzmanlara göre, konuşulan dil çok az sayıda yan cümleler kullanır.