x-küçük

listen to the pronunciation of x-küçük
Türkisch - Englisch
x-small
küçük düşürmek
humiliate

I just want to humiliate Tom. - Sadece Tom'u küçük düşürmek istiyorum.

I just want to humiliate her. - Ben sadece onu küçük düşürmek istiyorum.

küçük
little

He is sailing a little boat on the water. - O suda küçük bir bot ile denize açılıyor.

I've brought you a little something. - Sana küçük bir şey getirdim.

küçük
(Hukuk) small

Holland is a small country. - Hollanda küçük bir ülkedir.

My room is very small. - Benim odam çok küçük.

küçük çocuk
kid
küçük
slight

The slightest mistake may lead to a fatal disaster. - En küçük hata ölümcül bir felakete götürebilir.

My wife's hands are slightly smaller than the shop assistant's. - Eşimin elleri tezgahtarınkinden biraz daha küçük.

küçük resim fırçası
pencil
küçük düşürmek
disparage
küçük
kid

When I was a kid, I used to think that fairy floss and clouds were alike. - Küçükken, bulutları pamuk şekere benzetirdim.

That kid is a little demon. - Bu çocuk küçük bir şeytan.

küçük
mini

My DVD collection is absolutely miniscule. - Benim DVD koleksiyonum kesinlikle küçük.

küçük düşme
humiliation
küçük düşürücü
humiliating

The war ended with a humiliating defeat for Britain. - Savaş İngiltere için küçük düşürücü bir yenilgi ile sona erdi.

You can't imagine how humiliating this is. - Bunun ne kadar küçük düşürücü olduğunu hayal bile edemezsin.

küçük şişe
vial
küçük ay
February
küçük
child

Hearing about people kidnapping little children just makes my blood boil. - Küçük çocukları kaçıran insanlar hakkında duymak kanımı kaynatıyor.

The profane language used on network television makes many parents with young children not want to subscribe to cable. - Ağ televizyonda kullanılan saygısız dil küçük çocuklu ebeveynlerin kabloluya abone olmayı istememelerine sebep oluyor.

küçük
baby

Mary's baby is less than a month old. - Mary'nin bebeği bir aydan daha küçük.

The baby has pretty little fingers. - Bebeğin güzel küçük parmakları var.

daha küçük
less
en küçük parça
shred
kadının küçük özel odası
boudoir
küçük
young

Lucy's mother told her to take care of her younger sister. - Lucy'nin annesi, ona küçük kız kardeşine bakmasını söyledi.

My younger brother is watching TV. - Küçük erkek kardeşim TV izliyor.

küçük
peanut

The boy gathered a handful of peanuts and put them in a small box. - Oğlan bir avuç yer fıstığı topladı ve onları küçük bir kutuya koydu.

küçük adam
peanut
küçük adam
pipsqueak
küçük ama mükemmel
bijou
küçük düşürücü
insulting

Slanderous, defamatory, obscene, indecent, lewd, pornographic, violent, abusive, insulting, threatening and harassing comments are not tolerated. - İftira niteliğinde, küçük düşürücü, müstehcen, uygunsuz, iffetsiz, pornografik, şiddet, suistimal, hakaret, tehdit ve taciz yorumlarına katlanılmaz.

küçük düşürücü eleştirme
diatribe
küçük görmek
belittle
küçük halı
rug
küçük kimse
junior
küçük körfez
creek
küçük oda
closet
küçük ve güzel
bijou
kıtalardan küçük kara parçası
subcontinent
marifetli küçük araç
gadget
küçük at
pony

Tom wanted me to buy him a pony. - Tom ona küçük at almamı istedi.

-den küçük
minus
-den küçük
under
daha küçük
under
en küçük
min
iri başlı küçük çivi
tack
kiraz gibi küçük
(Botanik, Bitkibilim) berry
küçük
(Matematik) immeasurably small
küçük
tiny

She got me a tiny toy. - O, bana küçük bir oyuncak aldı.

There's just one tiny problem. - Sadece küçük bir sorun var.

küçük
undersize
küçük
menial
küçük
(Tıp) minimus
küçük
boxy
küçük
(Tıp) mini-
küçük
piccolo
küçük
wee

My dear little cat disappeared a week ago. - Sevgili küçük kedim bir hafta önce kayboldu.

I'd like to take a small trip this weekend. - Bu hafta sonu küçük bir gezi yapmak istiyorum.

küçük
dinkey
küçük
lil (little)
küçük
weenie
küçük
small-time
küçük
frugal
küçük
piffling
küçük
weensy
küçük
exiguous
küçük
incidental
küçük ada
cay
küçük adam
small man
küçük aile
small family
küçük azı
(Anatomi) premolar
küçük azıdişine ait
premolar
küçük düşürücü kimse
detractor
küçük filo
escadrille
küçük göl
pond
küçük görmek
scorn
küçük görmek
vilipend
küçük görmek
patronise
küçük görmek
disdain
küçük han
(Turizm) hostelry
küçük hap
(Tıp) capsule
küçük harf
lower-case letter
küçük iş
(Bilgisayar) small business
küçük koy
hamlet
küçük köy
dorp
küçük oda
cubicle
küçük oda
cabinet
küçük ses
(Muzik) mic volüm
küçük suç
(Kanun) petty offence
küçük sözlük
(Bilgisayar) glossary list
küçük sözlük
glossary
küçük taş
pebbles
küçük ton
short ton
küçük ünlü uyumu
(Dilbilim) labial harmony
sonsuz küçük
(Matematik) infinitésimal
çok küçük
wee
çok küçük
smallest

Moncalvo is the smallest Italian city. - Moncalvo çok küçük bir İtalyan şehridir.

çok küçük
fractional
çok küçük
diminutive
çok küçük
(Tıp) nano-
çok küçük
x-small
çok küçük
tiny
küçük orospu
slut
küçük olanı
lesser
En Küçük Ortak Kat
The smallest common multiple
Küçük Kıyamet
(Tarih) The 1509 Constantinople earthquake: an earthquake that occurred in the Sea of Marmara on September 10, 1509 at about 10 p.m
Küçük Kıyamet
(Tarih) Lesser Judgement Day
en küçük ortak kat
Least common multiple
eni küçük olan, dar
Most of the small, narrow
hafif, küçük
lighter, smaller
kavunun küçük olgunlaşmamış şekli
The small unripe melon shape
küçük abdest
small bowel
küçük adımlı kimse
one small step
küçük ayı
little bear
küçük bakır tencere
small copper pot
küçük boylu
small stature
küçük ev
maisonette
küçük görmek
underrate
küçük kahpe
little bitch
küçük kanal
small channels
küçük kokulu kavun
small muskmelon
küçük limon
small lemon
küçük masa
small table
küçük sinek
little fly
küçük tane
small grains
küçük tekke
small lodges
küçük tüfek
young guns
küçük ve sevimli (çocuk, kadın)
small and cute (children, women)
küçük çalı kuşu
small Kinglet
küçük çaplı
minor
yakub peygamberin en küçük oğlu
Jacob is the youngest son of the prophet
küçük küçük kesmek
shred
küçük küçük yemek
pick
Türkisch - Türkisch

Definition von x-küçük im Türkisch Türkisch wörterbuch

küçük
Çocuk
küçük
Niceliği az olan
küçük
Yaş, makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse
küçük
Değersiz, önemsiz
küçük
Daha az yaşlı
küçük
Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, büyük karşıtı
küçük
Büyümesini, gelişmesini henüz tamamlamış olan
küçük
Kısık, parlak olmayan
Küçük Kıyamet
(Tarih) 10 Eylül 1509 günü İstanbul'da gerçekleşen büyük yıkıma yol açmış depreme verilen ad
Küçük kan dolaşımı
Küçük kan dolaşımı, kalbin sağ karıncık kısmından çıkan kirli kanın akciğer toplar damarını izleyerek akciğere gelmesi ve akciğerlerde temizlenmesi sonucunda kalbin sol kulakçık bölümüne dökülmesi olayına denir
küçük hindistan cevizi
(Botanik, Bitkibilim) Muskat, küçük Hindistan cevizi (Myristica) ya da Hint cevizi portakal ağacına benzeyen, anavatanı Banda Adaları olan bir tropik ağaç cinsidir. Hindistan ceviziyle ilgisi yoktur
küçük ünlü uyumu
Türkçe bir kelimede düz ünlülerden (a, e, ı, i) sonra düz ünlülerin, yuvarlak ünlülerden (o,o,u,u) sonra dar yuvarlak (u,u) veya düz geniş (a,e) ünlülerin gelmesi: Evler. Etek. Salkımlar. Ördek, Okul, Sucuların gibi