nedensiz

listen to the pronunciation of nedensiz
Türkisch - Englisch
irrational
unwarranted
unreasoning
without cause or reason
without a reason
wanton
unprovoked
arbitrary
groundless
unsubstantiated
innocent of reason
gratuitous
causeless
causeless, groundless; without a reason
causelessly
motiveless
blind
pathological
unmotivated
neden
cause

Marriage is the main cause of all divorces. - Bütün boşanmalarının temel nedeni evliliktir.

A lot of human deaths are caused by smoking cigarettes. - İnsan ölümlerinin çoğuna, sigara dumanı neden olmuştur.

neden
reason

Women really are quite dangerous. The more I think about this, the more I'm able to understand the reasoning behind face covering. - Kadınlar gerçekten oldukça tehlikeliler. Bu konuda ne kadar çok düşünürsem, o kadar çok yüz örtüsünün arkasındaki nedeni anlayabileceğim.

There are a good many reasons why you shouldn't do it. - Onu yapmaman için çok sayıda nedenler var.

neden
why

Why did you come to Japan? - Neden Japonya'ya geldin?

Why are there no taxis at the station today? - Neden bugün istasyonda taksi yok?

nedensiz seçilmiş
arbitrary
nedensiz olarak
groundlessly
nedensiz saldırı
wanton attack
nedensiz zenginleşme
(Hukuk) unjust enrichment
neden
{i} ground

Adultery was a ground for divorce. - Zina bir boşanma nedeniydi.

Mars is red because of rusty iron in the ground. - Mars, zemindeki paslı demir nedeniyle kırmızıdır.

neden
motive

Nobody seemed to have a motive for the murder. - Hiç kimsenin cinayet için bir nedeni var gibi görünmüyordu.

Jealousy was the motive for the murder. - Cinayetin nedeni kıskançlıktı.

neden
what for?
neden
causatively
neden
wherefrom
neden
{i} rise

This political problem gave rise to hot discussions. - Bu politik problem sıcak tartışmalara neden oldu.

It may give rise to serious trouble. - O, ciddi bir soruna neden olabilir.

neden
(Kanun) instance
neden
matter for
neden
argument

Why do you always have to get so personal when we have an argument? - Bir anlaşmazlığımız olduğunda, neden her zaman bu kadar şahsi algılıyorsun?

neden
y (why)
neden
why on earth

Why on earth did you sell your newly-built house? - Allah aşkına neden yeni yapılmış evini sattın?

neden
score
neden
grounds
neden
factor

I'm just a simple factory worker. Why do you bother me? - Ben sadece basit bir fabrika işçisiyim. Neden beni rahatsız ediyorsunuz?

neden
matter of
neden
motivation
neden
whyever
neden
incentive
neden
spring

Do you know why spring rolls are called spring rolls? - İngilizcede sigara böreğine neden bahar sarması dendiğini biliyor musun?

neden
point

What's the point of us being here? - Burada olmamızın nedeni ne?

Why do I have to do this? What's the point? - Neden bunu yapmak zorundayım? Anlamı ne?

neden
matter

Why don't we let Tom handle this matter? After all, he's the expert, right? - Neden Tom'un bu mesele ile ilgilenmesine izin vermiyoruz? Nede olsa, o uzman, değil mi?

Language is an important matter, so don't leave it to the linguists. - Dil önemli bir konudur, bu nedenle dilbilimcilere bırakmayın.

neden
whys
neden
to cause
neden
{i} case

That being the case, he had little to say. - Bu nedenle, onun söyleyecek çok az şeyi vardı.

neden
the cause of
neden
the reason
neden
the cause
neden
cause, reason; why, what for
neden
forwhy
neden
room

Why don't we share a room? - Neden bir odayı paylaşmıyoruz?

Although the life of Chinese people is getting better and better now, there is still room for improvement. - Çin halkının yaşamı şimdi gittikçe iyileşmesine rağmen, gelişme için hâlâ bir neden vardır.

neden
causation

Correlation doesn't imply causation. - Korelasyon nedensellik anlamına gelmez.

Correlation doesn't equal causation. - Korelasyon nedenselliğe eşit değildir.

neden
(Hukuk) reason, ground
neden
Why?/What for?/For what reason?/For what reason ...?/Why ...?
neden
cause; reason
neden
occasion
neden
{i} wherefore
neden
whence
neden
wherefores
neden
seeds
neden
{i} inducement
neden
what for
Türkisch - Türkisch
Nedeni olmayan, sebepsiz
Bir sebebi olmadan
nedenli nedensiz
Hiçbir dayanağı yokken, nedeni olsun veya olmasın, sebepli sebepsiz
neden
Bir varlığı veya olayı etkileyen, oluşturan, doğuran şey, sebep, illet
neden
Bir olayı doğuran başka bir olayı sormak için kullanılır; niçin
neden
Bir olayı veya durumu gerektiren veya doğuran başka olay veya durum, sebep
neden
Bir olayı veya durumu gerektiren veya doğuran başka olay veya durum, sebep: "İzmir'in işgali faciası, özel nedenlerden, onu ayrıca ilgilendiriyor."- A. İlhan
neden
Bir olayı doğuran başka bir olayı sormak için kullanılır; niçin: "Biz şarklılar neden ille her şeyi büyütüp efsaneleştiririz?"- H. Taner
nedensiz
Favoriten