kurdu

listen to the pronunciation of kurdu
Türkisch - Englisch
buff
kur
courtship

Traditionally, men were expected to take the lead in courtship. - Geleneksel olarak erkeklerin kur yapmada öncülük etmesi bekleniyordu.

kur
{i} rate

What's the exchange rate today? - Bugün döviz kuru nedir?

What's today's exchange rate? - Bugünkü döviz kuru nedir?

kurdu olmuş
(Argo) hard boiled
kum kurdu
lugworm
kur
course

To win his audience, the speaker resorted to using rhetorical techniques he learned from his communication courses. - Seyircisini kazanmak için konuşmacı, iletişim kurslarından öğrendiği retorik teknikleri kullanarak başvurdu.

In this course, we'll spend time helping you sound more like a native speaker. - Bu kursta, daha çok bir yerli gibi konuşmanıza yardım ederek zaman geçireceğiz.

kur
establish

Let's establish some ground rules. - Bazı temel kurallar belirleyelim.

The town was established in the 18th century. - Kasaba 18. yüzyılda kurulmuştur.

iplik kurdu
nematode
kur
{i} class

Last year in the spring I attended a cooking class and learned how to bake bread. - Geçen yıl baharda bir yemek kursuna katıldım ve ekmek nasıl pişirilir öğrendim.

Tom was daydreaming in class. - Tom sınıfta hayal kuruyordu.

kur
institute

The research institute was established in the late 1960s. - Araştırma enstitüsü, 1960'ların sonlarında kurulmuştur.

The education in that institute is simply pathetic. - O kurumdaki eğitim tek kelimeyle içler acısı.

kur
flirt
kur
{f} founded

This school was founded in 1970. - Bu okul 1970'te kuruldu.

Our school was founded in 1990. - Okulumuz 1990'da kuruldu.

bilgisayar kurdu
geeky
elma kurdu
apple maggot
elma kurdu
apple worm
kalp kurdu
(Tıp) dirofilaria immitis
kalp kurdu
dirofilaria
kalp kurdu
(Biyoloji) heartworm
kur
ploughing
kıl kurdu
enterobius vermicularis
kıl kurdu
threadworm
kur
{f} established

Kublai Khan established the Yuan Dynasty in 1271. - Kubilay Han Yuan Hanedanı'nı 1271 yılında kurmuştur.

Disneyland was established in 1955. - Disneyland 1955'te kuruldu.

kur
put together

Let's put together a pro-soccer team for Nagasaki! - Nagasaki yanlısı bir futbol takımı kuralım.

Bush put together a hard-working team. - Bush çalışkan bir ekip kurdu.

kur
{f} establishing
kur
{f} set up

Tom set up a website for Mary. - Tom Mary için bir websitesi kurdu.

The University Administration decided to set up a branch campus in New York. - Üniversite Yönetimi, New York'ta bir şube kampüs kurmaya karar verdi.

kur
pass

They were rescued by a passing ship. - Geçen bir gemi tarafından kurtarıldılar.

He passed the law examination and set up a law office. - Hukuk sınavını geçti ve bir hukuk bürosu kurdu.

kur
setup
kur
install

This new product has been checked twice this week in order to avoid any problem during the installation. - Yeni ürün, kurulum sırasında herhangi bir sorun çıkmasın diye bu hafta iki kez kontrol edildi.

Full body scanners were installed at the airport. - Havaalanına tam beden tarayıcıları kuruldu.

kur
{f} set

It took us half an hour to set up the tent. - Çadırı kurmak yarım saatimizi aldı.

I'll set the alarm for seven o'clock. - Alarmı yediye kuracağım.

kur
{f} installed

Tom had solar panels installed on the roof of his house. - Tom çatısına güneş paneli kurdurdu.

Tom installed a surveillance camera. - Tom bir güvenlik kamerası kurdu.

Ağacın kurdu içinden olur
(Atasözü) Decline begins by internal strife
bağırsak kurdu
intestine worm
kur
{f} assembly

Due to the lack of attendees, we have to postpone the general assembly. - Katılımcı olmaması nedeniyle, genel kurulu ertelemek zorundayım.

2016 was declared the International Year of Pulses by the United Nations General Assembly. - 2016 birleşmiş milletler genel kurulu tarafından uluslararası bakliyat yılı ilan edildi.

kur
attention
kur
addresses
kur
{f} mounting
sibirya kurdu
(Hayvan Bilim, Zooloji) Husky
yaprak kurdu
leaves formed
Kur
(abbr. for Kurmay) mil
Kur
G.S. (general staff)
Kur
G.S.O. (general staff officer)
akciğer kurdu
lungworm
alman kurdu
German shepherd
alman kurdu
German police dog
ağaç kurdu
ağaçkurdu
ağaç kurdu
a wood-boring maggot
bağırsak kurdu
worm
bağırsak kurdu
(Tabiat Doğa) (hayvan) [syn.: bağırsak kurdu, şerit, tenya, aptesbozan] tapeworm
deniz kurdu
Nereid
deniz kurdu
old salt, salt, old seadog
deniz kurdu
old salt
deniz kurdu
old seadog
deniz kurdu
sea dog
deniz kurdu experienced sailor, sea dog
an old salt
domates kurdu
tomato worm
domates kurdu
tomato fruitworm
domates kurdu
(Botanik, Bitkibilim) manduca sexta
domates kurdu
(Botanik, Bitkibilim) tobacco hornworm
ekin kurdu
weevil
elma kurdu çeşidi
codling moth
et kurdu
flyblow, maggot in meat
fındık kurdu gibi
small and lively
fındık kurdu gibi small and plump and lively
(woman)
gemi kurdu
(Hayvan Bilim, Zooloji) shipworm
gemi kurdu
(Hayvan Bilim, Zooloji) pileworm
gemi kurdu
teredo
gemi kurdu
(Hayvan Bilim, Zooloji) terdo
gemi kurdu
(Hayvan Bilim, Zooloji) teredinid
gine kurdu
guinea worm
ibrişim kurdu
silkworm ipekböceği
iplik kurdu
(Tıp) nematoidean
iskele kurdu
(Hayvan Bilim, Zooloji) shipworm
iskele kurdu
(Hayvan Bilim, Zooloji) pileworm
iskele kurdu
(Hayvan Bilim, Zooloji) teredinid
iskele kurdu
marine borer
iskele kurdu
(Hayvan Bilim, Zooloji) terdo
iskele kurdu
teredo
kitap kurdu
bookworm

He is, so to speak, a bookworm. - Deyim yerindeyse, o bir kitap kurdudur.

He is what you might call a bookworm. - o, kitap kurdu diyebileceğin bir kişidir.

kitap kurdu bookworm
(insect or person)
kur
courting, wooing
kur
flirtation
kur
{i} rush
kur
par

I contacted my parents. - Ebeveynlerimle temas kurdum.

In addition many groups have been formed so that the elderly can socialize with one another and remain active participants in American life. - Ek olarak yaşlılar birbirleriyle sosyalleşebilsin ve Amerikan hayatının aktif üyeleri olarak kalabilsinler diye birçok topluluk kurulmuştur.

kur
wooing

He tried wooing her with love poems. - O aşk şiirleriyle ona kur yapmaya çalıştı.

kur
puttogether
kur
constituted
kur
lead

The leader should know where to set up the tent. - Liderin çadırı nereye kuracağını bilmesi gerekir.

This is as heavy as lead. - Bu kurşun kadar ağır.

kur
rate of exchance
kur
{i} suit

Geppetto did not have a penny in his pocket, so he made his son a little suit of flowered paper, a pair of shoes from the bark of a tree, and a tiny cap from a bit of dough. - Geppetto'nun cebinde bir kuruşu yoktu, bu yüzden oğluna çiçekli bir kağıttan küçük bir takım, bir ağacın kabuğundan bir çift ayakkabı ve biraz hamurdan küçük bir kep yaptı.

He began courting her in earnest when he found out that she had another suitor. - Onun diğer talibinin olduğunu öğrendiğinde, ciddi olarak ona kur yapmaya başladı.

kur
{i} court

He began courting her in earnest when he found out that she had another suitor. - Onun diğer talibinin olduğunu öğrendiğinde, ciddi olarak ona kur yapmaya başladı.

If I had known before I courted, I never would have courted none. - Kur yapmadan önce bilseydim hiç kur yapmazdım.

kır kurdu
prairie wolf
kır kurdu
coyote
kırbaç kurdu
(Tabiat Doğa) (hayvan) whipworm
mum kurdu
(Arılık) bee moth
palolo kurdu
palolo
pamuk kurdu
boll weevil

The boll weevil has long plagued cotton crops. - Pamuk kurdu uzun zamandır pamuklu bitkilerin başına bela olmuş durumda.

petek kurdu
(Arılık) apimyiasis
peynir kurdu
(Tabiat Doğa) (böcek, haşere) cheese mite
peynir kurdu
minute mite
peynir kurdu
cheese mite
sinek kurdu
maggot
sirke iplik kurdu
(Tabiat Doğa) (hayvan) vinegar eel
sirke kurdu
vinegar eel
sirke kurdu
vinegar worm
sirke kurdu
eelworm
tahta kurdu
(Tabiat Doğa) (böcek, haşere) [syn.: tahta kurdu, tahta böceği] woodworm
tuzlu su kurdu
(Hayvan Bilim, Zooloji) brine warm
un kurdu
meal worm
şüphe kurdu
(a) gnawing doubt
Englisch - Englisch

Definition von kurdu im Englisch Englisch wörterbuch

Kur
In Sumerian mythology, primarily a mountain or mountains, and usually referred to the Zagros mountains to the east of Sumer
kur
A course of treatment
kur
A course of treatment Also known as cure
kur
to produce
kur
Key User Requirements
kur
A planned course of treatment or supervised series of spa treatments over a period of time
Türkisch - Türkisch

Definition von kurdu im Türkisch Türkisch wörterbuch

kitap kurdu
Kitapları yiyerek zarar veren bir böcek
kitap kurdu
Çok kitap okuyan, toplayan ve kitaplarla uğraşan kimse
KÛR
(Osmanlı Dönemi) (C.: Kûrân) f. Kör, âm
Medine kurdu
İnsan ve birçok başka memelinin, deri altı katılgan dokusunda yaşayan sıcak ülkeler solucanı (Filaria medinensis)
kurdu
Genellikle elma ve erik gibi yemiş ağaçlarına zarar veren bir kurt
ağaç kurdu
Ağaçları kemirerek beslenen birtakım sinek kurtçuklarına verilen ad
bağırsak kurdu
Omurgalıların ve de özellikle insanların bağırsağında yaşayan asalak solucan
deniz kurdu
Deneyimli, eski denizci, usta denizci
fındık kurdu
Fındık bitinin fındık içinde gelişerek onun dökülmesine, değerini yitirmesine yol açan kurtçuğu
ibrişim kurdu
İpek böceği
iplik kurdu
İpsiler sınıfına bağlı türlerden her biri
kur
Karşı cinsten birine ilgi göstererek onun hoşuna gitme, gönlünü kazanmaya çalışma
kur
Kurs değeri
kur
Birinin duygularını okşayacak biçimde davranarak onu elde etmeye çalışma
kur
Kurs değeri (II)
kur
Yabancı paraların ulusal para cinsinden değeri
kur
Cilve yapma
kök kurdu
Danaburnu
kırbaç kurdu
Çeşitli türleri insanların ve hayvanların kalın bağırsağında yaşayan, boyu 5 cm olan, eni gözle görülmeyecek incelikte bir asalak, trikosefal (Trichuris trichiura)
tahta kurdu
Tahtadan yapılma eşyayı kemirerek delik deşik eden kın kanatlı böcek (Anobium punctatum)
tel kurdu
Ekin ve sebze köklerini kemirerek büyük zararlara yol açması sebebiyle tarım için çok zararlı tarla böceği kurtçuklarına verilen ad
yaprak kurdu
Yaprak böceği
yıldız kurdu
Ateş böceği
zeytin kurdu
Kınkanatlılar takımından kahverengi veya siyah renkte zeytin ağacına musallat olan ve onların kurumasına yol açan zararlı bir böcek
şüphe kurdu
İnsanı çok tedirgin eden kuşku
kurdu
Favoriten