karşılıklı

listen to the pronunciation of karşılıklı
Türkisch - Englisch
mutual

The two men understood one another perfectly, and had a mutual respect for each other's strong qualities. - İki insan birbirlerini mükemmel şekilde anlıyorlardı, ve birbirlerinin güçlü niteliklerine karşılıklı saygıları vardı.

As cultural exchange continued between the two countries, their mutual understanding became even deeper. - İki ülke arasında kültürel değişim devam ederken, onların karşılıklı anlayışı daha da derinleşti.

reciprocal
reciprocal, mutual; facing one another; corresponding; mutually; alternatively
opposed
mutual, reciprocal
reciprocating
opposing
tete a tete
conjugate
opposite
opposite, facing one another
inter

Find mutual interests, and you will get along with each other. - Karşılıklı çıkarlar bulursanız, birbirinizle anlaşırsınız.

They want to talk to you about areas of mutual interest. - Onlar karşılıklı ilgi alanları konusunda sizinle konuşmak istiyorlar.

(Hukuk) mutual Karşılıklı Adli Yardımlaşma Sözleşmesi MLA Sözleşmesi - Avrupa Birliğine Üye
(Askeri) bilateral
interactively
synergic
mutually

I think it's mutually beneficial. - Bence bu karşılıklı olark yararlı.

Marriage should be mutually and infinitely educational. - Evlilik karşılıklı olarak ve son derece eğitici olmalı.

reciprocatory
reciprocative
correlative
{i} corresponding
countersigned
alternate
correspondent
karşılık
response
karşılık
provision
karşılıklı etkilemek
interact
karşılıklı konuşma
dialogue
karşılıklı olmak
reciprocate
karşılıklı yapmak
reciprocate
Karşılıklı tanışıklık
mutual acquaintance
karşılıklı anlaşma
mutual agreement
karşılıklı olarak arkadaşça konuşma,sohbet
mutually friendly conversation, chat
Karşılıklı Ekonomik Yardımlaşma Konseyi
(Hukuk) (COMECON) Council for Mutual Economic Assistance (COMECON/CMEA)
Karşılıklı sorumluluk Dairesi
(Askeri) Office of Collateral Responsibility
karşılıklı alıp verme
exchange
karşılıklı alıp vermek
exchange
karşılıklı anlaşarak
by mutual agreement
karşılıklı anlaşma ile
by mutual agreement
karşılıklı aşk
mutual love
karşılıklı bahsetmek
swap
karşılıklı bahsetmek
swop
karşılıklı bağımlı
mutually dependent
karşılıklı bağımlılık
(Hukuk) interdepence
karşılıklı benzeşme ling
mutual assimilation
karşılıklı dava
setoff
karşılıklı dayanışma
interdependence
karşılıklı değişme
reciprocation
karşılıklı değiştirme
swop
karşılıklı değiştirme
swap
karşılıklı değiştirmek
reshuffle
karşılıklı endüktans
mutual inductance
karşılıklı etki
reciprocation
karşılıklı etkili olan
synergistic
karşılıklı fedakârlık
give and take
karşılıklı fedakârlık
give-and-take
karşılıklı güven
(Hukuk) mutual trust
karşılıklı haberleşme
two way communication
karşılıklı iki sayfa
folio
karşılıklı iletkenlik
mutual conductance
karşılıklı ilişki
interrelation
karşılıklı ilişki
reciprocal relationship
karşılıklı ilişki
intercommunion
karşılıklı ilişki
correlation
karşılıklı ilişki
reciprocation
karşılıklı indüksiyon
mutual induction
karşılıklı işlerlik değerlendirme raporu
(Askeri) interoperability assessment report
karşılıklı işlerlik karar destek sistemi
(Askeri) interoperability decision support system
karşılıklı konuşma
duologue
karşılıklı konuşma
dialog
karşılıklı mahvolma
(Hukuk) mutually assured destruction
karşılıklı okunan ilâhi
antiphony
karşılıklı olarak
mutually

Marriage should be mutually and infinitely educational. - Evlilik karşılıklı olarak ve son derece eğitici olmalı.

Norwegian, Swedish and Danish are mutually intelligible to a high degree. - Norveççe, İsveççe ve Danimarkaca karşılıklı olarak yüksek derecede anlaşılabilirdir.

karşılıklı olarak
face to face
karşılıklı olarak
reciprocally
karşılıklı olarak
one another
karşılıklı olarak
vice versa

Everybody knows that he likes her and vice versa. - Onun onu sevdiğini herkes bilir ve karşılıklı olarak.

karşılıklı olarak yapma
exchange
karşılıklı olarak yapmak
exchange
karşılıklı olma
reciprocity
karşılıklı oynamak
(poker) whipsaw
karşılıklı pohpoh
back scratching
karşılıklı pohpoh
back slapping
karşılıklı sefer
shuttle service
karşılıklı sefer
shuttle
karşılıklı sevgi
mutual love
karşılıklı sigorta
mutual insurance
karşılıklı suçlama
recrimination
karşılıklı taahhüt
agreement, mutual agreement
karşılıklı tanı ma
(Hukuk) (n) mutual recognition
karşılıklı tanıma
(Hukuk) mutual recognition
karşılıklı tanıma ilkesi
(Hukuk) principle of mutual recognition
karşılıklı teminat
collateral
karşılıklı tercihli rejim
(Hukuk) mutual preferential regime
karşılıklı ticareti serbestleştirme
(Hukuk) reciprocal trade liberalization
karşılıklı ve dengeli güç indirimi
(Hukuk) mutual and balanced force reduction (MBFR)
karşılıklı yapraklar
opposite leaves
karşılıklı yarar
(Hukuk) mutual advantage
karşılıklı yararlı etkiler
(Hukuk) mutually beneficial effects
karşılıklı yardım
mutual assistance
karşılıklı yargılama
(Hukuk) reciprocal application
karşılıklı yağ çekme
back scratching
karşılıklı yağ çekme
back slapping
karşılıklı yer değiştirmek
(for two officials) to exchange posts
karşılıklı çekim
mutual attraction
karşılıklı çıkar
(Hukuk) mutual benefit
karşılıklı ödün verme
half measure
karşılıklı özveri
give-and-take
karşılık
counterpart
karşılık
equivalent

A kilo of ketchup is equivalent to two kilos of tomatoes. - Bir kilo ketçap, iki kilo domatese karşılık gelir.

karşılık
reply

Marie blushed exceedingly, lowered her head, and made no reply. - Marie aşırı derecede kızardı, başını indirdi ve hiç karşılık vermedi.

karşılık
response, reaction; answer, response, reply, acknowledgement; reciprocity; equivalent, counterpart; recompense, compensation, allowance; reward, consideration
karşılık
{i} counter

He countered their proposal with a surprising suggestion. - O, onların teklifine şaşırtıcı bir öneri ile karşılık verdi.

karşılık
payoff
karşılık
remuneration
karşılık
{i} reward
karşılık
(Bilgisayar) feedback
karşılık
(Kanun) reserve
karşılık
(Ticaret) rejoinder
karşılık
(Ticaret) collateral
karşılık
price
karşılık
comeback
karşılık
(Ticaret) request
karşılık
(Havacılık) in turn
karşılık
quid pro quo
karşılık
cash cover
karşılık
retribution
karşılık
answerback
karşılık
repayment
karşılık
retort

He retorted immediately. - O, derhal karşılık verdi.

karşılık
redress
karşılık
riposte
karşılık
consideration
karşılık
reciprocation
Askeri Güçlerin Karşılıklı ve Dengeli İndirimi Müzakereleri
(Hukuk) Mutual and Balanced Forces Reductions Negotiations
Ceza İşlerinde Karşılıklı Adli Yardım Avrupa Sözleşmesi, 1959
(Hukuk) European Convention on Mutual Assistance in Criminal Matters, 1959
Ceza İşlerinde Karşılıklı Adli Yardım Avrupa Sözleşmesine Ek Protokol, 1978
(Hukuk) Additional Protocol to the European Convention on Mutual Assistance in Criminal Matters, 1978
Devletler arasında karşılıklı adli yardımlaşma sözleşmesi)
(Hukuk) Mutual Legal Assistance ConventionMLA Convention - Convention on mutual assistance in criminal matters between the Member States of European Union
Müttefik Bilgi Sistemleri Karşılıklı İşlerlik Ajanlığı
(Askeri) Allied Data Systems Interoperability Agency
Müşterek Taktik Komuta ve Kontrol Sistemlerinin Karşılıklı İşlerliği
(Askeri) Joint Interoperability of Tactical Command and Control Systems
Müşterek Taktik Komuta ve Kontrol Sistemlerinin Karşılıklı İşlerliği (JINTACCS)
(Askeri) Joint Interoperability of Tactical Command and Control Systems (JINTACCS) automated message preparation system
NATO Karşılıklı Destek Kanunu
(Askeri) North Atlantic Treaty Organization (NATO) Mutual Support Act
antlaşmaların karşılıklı bozulması
(Hukuk) mutuus disensus
aynı konuyu yazan karşılıklı iki sayfa
story or advertisement that covers two pages
aynı konuyu yazan karşılıklı iki sayfa
spread
açıklayıcı/örnekleyici planlama senaryosu; karşılıklı işlerlik planlama sistemi
(Askeri) illustrative planning scenario; interoperability planning system
dalları geniş ve karşılıklı olan
brachiate
diplomaların karşılıklı tanınması
(Hukuk) mutual recognition of diplomas
işlevsel karşılıklı işlerlik yapısı
(Askeri) functional interoperability architecture
karşılık
opposite, contrary
karşılık
return

I only wish I could return the favor. - Keşke iyiliğe karşılık verebilsem.

What does Tom expect in return? - Tom karşılık olarak ne bekliyor?

karşılık
(Hukuk) set-off, counterpart
karşılık
response, reply
karşılık
recompense
karşılık
offset
karşılık
response, reaction
karşılık
bargain
karşılık
counterbalance
karşılık
amount paid; equivalent given in return
karşılık
payment
karşılık
equivalent (of a term)
karşılık
as against
karşılık
appropriation, designated fund
karşılık
provisions
karşılık
quittance
karşılık
answer

She knows better than to answer back to him. - Ona karşılık vermeyecek kadar akıllıdır.

The dog answers to the name John. - Köpek John adına karşılık veriyor.

karşılık
requital
karşılık
wages
karşılık
counterweigh
karşılık
allowance
karşılık
setoff
karşılık
quid
karşılık
feed back
karşılık
alternate
mesleki niteliklerin karşılıklı tanınması
(Hukuk) mutual recognition of professional qualifications
müşterek karşılıklı işlerlik değerlendirme sistemi
(Askeri) joint interoperability evaluation system
müşterek karşılıklı işlerlik istihkam teşkilatı
(Askeri) joint interoperability engineering organization
müşterek karşılıklı işlerlik test komutanlığı
(Askeri) joint interoperability test command
müşterek muharip karşılıklı işlerlik gösterisi K
(Askeri) joint warrior interoperability demonstration
onaylama belgelerinin karşılıklı olarak verilmesi
(Hukuk) exchange of the instruments of ratification
otomatik karşılıklı yardım gemi kurtarma sistemi
(Askeri) automated mutual-assistance vessel rescue system
rasyonalizasyon, standardizasyon ve karşılıklı işlerlik
(Askeri) rationalization, standardization, and interoperability
takip karşılıklı ilişkisi
(Askeri) track correlation
uluslar arası bilgi programı; karşılıklı işlerlik geliştirme programı
(Askeri) international information program; interoperability improvement program
Türkisch - Türkisch
Birbirine karşı bulunan
Birbirine karşı bulunan: "Salıncağın üzerinde karşılıklı ayakta duran kızlar, fıldır fıldır dönüyorlardı."- O. C. Kaygılı
Birbiriyle ilgili olarak
İki kişi veya iki topluluğun arasında geçen ve karşılaşılan harekete eş değer bir hareketle beliren, mütekabil
Birbirlerine karşılık olarak: "Çevredeki halk ise iki olmuş, bir kısmı satana, öbürü alana yardım ediyor; karşılıklı bağrışıyorlar."- R. H. Karay
Birbirlerine karşılık olarak
mütekabil
zikzak
karşılıklı yapraklar
Sapların her düğümünde karşılıklı olarak ikişer ikişer bulunan yapraklar
Karşılık
annaç
Karşılık
mukabil
Karşılık
ivaz
Karşılık
(Osmanlı Dönemi) MÜCAZAT
karşılık
Bir davranışın karşı tarafta uyandırdığı, gerektirdiği başka davranış, mukabele: "Haykırışlarına etraftan karşılık gelmiyordu."- H. R. Gürpınar
karşılık
Bir şey alınırken karşı tarafa verilen başka şey, bedel: "Bir buçuk aylığının karşılığı olan üç yüz lira hatırı sayılır bir para idi."- R. H. Karay
karşılık
Cevap, yanıt
karşılık
Bir davranışın karşı tarafta uyandırdığı, gerektirdiği başka davranış, mukabele
karşılık
Bir iş için ayrılmış para, ödenek, tahsisat
karşılık
Bir dildeki bir sözü başka bir dilde aynı anlamda karşılayan söz
karşılık
Bir şey alınırken karşı tarafa verilen başka şey, bedel
karşılıklı
Favoriten