idareli

listen to the pronunciation of idareli
Türkisch - Englisch
(someone) who is a good administrator
efficient, good at managing; economical; thrifty, fruugal
economical
frugal
sparing
economical (person or thing)
chary
careful
thrifty
provident
economically
canny
idare
{i} administration

Our school administration decided to do away with that school rule. - Okul idaremiz o okul kuralını ortadan kaldırmaya karar verdi.

idare
management

See how Lenny can swallow an entire hot dog without chewing or choking? That's why upper management loves him so much. - Lenny'nin nasıl çiğnemeden veya boğulmadan tam bir sosisli sandvici yutabildiğine bak? Bu nedenle üst idare onu bu kadar fazla sever.

idareli kullanmak
eke out
idareli biçimde
carefully
idareli harcamak
save
idareli harcamak
to economize
idareli kullanma
sparingness
idareli kullanma
husbandry
idareli kullanmak
economize
idareli kullanmak
to skimp, to scamp, to economize, to eke sth out
idareli kullanmak
spare
idareli kullanmak
be sparing of
idareli kullanmak
go slow
idareli kullanmak
harvest
idareli olmak
hold the purse strings
idare
{i} government

Many offices of the municipal government are in the town hall. - Belediye idaresinin pek çok bürosu belediye binasındadır.

idare
manipulation
idare
ruling
idare
{i} stewardship
idare
steering
idare
handling

Tom isn't handling the situation very well. - Tom durumu çok iyi idare etmiyor.

I have great difficulty in handling the child. - Çocuğu idare etmekte büyük zorluk çekiyorum.

idare
{i} helm
idare
retrench
idare
manipulate

They think they can manipulate us. - Onlar bizi idare edebileceklerini düşünüyor.

Are you trying to manipulate me? - Beni idare etmeye mi çalışıyorsun?

idare
board
idare
disposal
idare
frugality
idare
austerity
idare
admin

He administered his friend's affairs. - O, arkadaşlarının işlerini idare etti.

A new principal is administering the school. - Okulu yeni bir okul müdür idare etmektedir.

idare
discipline
idare
rudder
idare
grip
idare
service
idare
direction
idare
governance
idare
administered

He administered his friend's affairs. - O, arkadaşlarının işlerini idare etti.

idare
administrating
idare
{i} control

He who seeks to control fate shall never find peace. - Kaderi idare etmek isteyen asla barış bulamaz.

idare
{i} supervision
idare
{i} thrift
idare
{i} economy
idare
{i} rule

Our school administration decided to do away with that school rule. - Okul idaremiz o okul kuralını ortadan kaldırmaya karar verdi.

idare
{i} dominion
idare
{i} wire
idare
{i} steerage
idare
{i} regimen
idare
sparing
idare
oversight
idare
policy
idare
{i} sway
idare
rein
idare
chancellery
idare
night-light (small kerosene or oil lamp)
idare
management, managing, direction, administration, governing, control
idare
conn
idare
conduct

All of these meetings are conducted in English. - Bu toplantıların tümü İngilizce olarak idare edilmektedir.

idare
administrative office, front office
idare
{i} mastery
idare
{i} disposition
idare
dominium
idare
management, direction, conduct; control; administration, government; board; economy, thrift, frugality, austerity
idare
careful management; thrift, economy
idare
steering, driving, piloting
parasını idareli harcamak
hold the purse strings
Türkisch - Türkisch
İdare etmesini bilen, iyi yöneten
Tutumlu
Tutuma elverişli, ekonomik olarak
Tutuma elverişli, ekonomik olarak: "Sattıkları küpenin parasını çok idareli kullanıyorlardı."- P. Safa
idare
Bir kurum veya kuruluşun yönetildiği yer: "Meğer Gazi Paşa gelecekmiş. İdare her sınıfa Afet Hanım'ın Yurt Bilgisi kitabından üçer nüsha dağıttı."- H. Taner
idare
Yönetme, yönetim, çekip çevirme. Ülke işlerinin yürütülmesi, kamuya ilişkin hizmetlerin bütünü
idare
Bir kurum veya kuruluşun yönetildiği yer
idare
Bir kurumun işlerini yürüten kurul
idare
Yönetme, yönetim, çekip çevirme
idare
Tenekeden yapılan gaz lambası
idare
Tutum
idare
İdare kandili veya lambası
idare
Tutumlu kullanma
idare
Hoşgörme, yetinme, göz yumma
idare
Hoşgörme, yetinme, göz yumma: "Bu son hatıralarla sonuna kadar idareye çalışıyorum."- S. F. Abasıyanık
idare
Bir kurumun işlerini yürüten kurul: "Gazete idaresi tarafından zarf kazara açılmış."- P. Safa
idare
Ülke işlerinin yürütülmesi, kamuya ilişkin hizmetlerin bütünü
İDARE
(Osmanlı Dönemi) Devrettirmek. Çekip çevirmek. Döndürmek. Kullanmak. Becermek
İdare
(Osmanlı Dönemi) İDARÎ
idareli
Favoriten