i̇hlal

listen to the pronunciation of i̇hlal
Türkisch - Englisch

Definition von i̇hlal im Türkisch Englisch wörterbuch

ihlal
infringement

The complaint against Apple over patent infringements was filed by Motorola, owned by Google. - Google'a ait Motorola tarafından patent ihlalleri üzerine Apple'a karşı dava açıldı.

Copyright infringement is against the law. - Telif hakkı ihlali, kanuna aykırıdır.

ihlal
breach

We have a security breach. - Bir güvenlik ihlâlimiz var.

If you do that, I'll sue you for breach of contract! - Eğer onu yaparsan sözleşmenin ihlali için sana dava açacağım.

ihlal
violation

You're in violation of the restraining order. - Yasaklama emrini ihlal ediyorsun.

Violence against women is one of the most frequent violations of human rights worldwide. - Kadına şiddet dünya çapında sıkça yaşanan insan hakları ihlallerindendir.

ihlal etmek
violate

You are not allowed to violate the rules. - Size kuralları ihlal etmek için izin verilmez.

ihlal
intrusion
ihlal
infraction
ihlal
infringe

Copyright infringement is against the law. - Telif hakkı ihlali, kanuna aykırıdır.

The complaint against Apple over patent infringements was filed by Motorola, owned by Google. - Google'a ait Motorola tarafından patent ihlalleri üzerine Apple'a karşı dava açıldı.

ihlal
(Ticaret) infringements

The complaint against Apple over patent infringements was filed by Motorola, owned by Google. - Google'a ait Motorola tarafından patent ihlalleri üzerine Apple'a karşı dava açıldı.

ihlal
trendy
ihlal
negligence
ihlal
delictum
ihlal
(Kanun) aggression
ihlal
derogation
ihlal
violation, disobeying, infraction, infringement, transgression, breach
ihlal
(Hukuk) infringement, breach, violation
ihlal
transgression

Plagiarism is a serious transgression of academic ethics. - İntihal, akademik etiğin ciddi bir ihlalidir.

ihlal
contravention
ihlal
delict
ihlal
invasion
ihlal etme
(Ticaret) infringement
ihlal etmek
invade
ihlâl etme
violation
ihlal cezası
(Kanun) break penalty
ihlal eden
violating
ihlal edici
derogatory
ihlal edilmiş
violated
ihlal etme
violating
ihlal etme
transgression
ihlal etme
(Ticaret) annulment
ihlal etme
infringing
ihlal etmek
derogate from
ihlal etmek
mar
ihlal etmek
(Politika, Siyaset) abuse
ihlal etmek
disturb
ihlal etmek
(Kanun) impair
ihlal etmek
contravene
ihlal etme
violation
ihlaller
violations
açık ihlal
(Hukuk) clear violation
bir ihlal davası açmak
(Hukuk) to bring an action for an infringement
ihlal altyordamları
(Bilgisayar,Teknik) violation subroutines
ihlal davası
(Kanun) infringement case
ihlal davası
(Hukuk) action for infringement
ihlal davası
(Kanun) infringement suit
ihlal durumu
(Hukuk) case of infringement
ihlal durumunun olmaması
(Kanun) noninfringement
ihlal eden kimse
infringer
ihlal edilemez
(Kanun) shall not be violated
ihlal edilmemiş olma
inviolateness
ihlal etmek
trespass on
ihlal etmek
infringe
ihlal etmek
trespass upon
ihlal etmek
break

The judge found Scopes guilty of breaking the law. - Hakim Scopes'i yasayı ihlal etmekle suçlu buldu.

Don't be afraid to break the rules a little. - Kuralları azıcık ihlal etmekten korkma.

ihlal etmek
to break to, to infringe, to violate, to contravene
ihlal etmek
to break, infringe, violate (a law, treaty, or agreement)
ihlal etmeme
nonintrusion
ihlal etmeme
(Kanun) noninfringement
ihlal hali
(Hukuk) case of infringement
ihlal içinde
in violation
ihlal maliyeti tazminatı
(Ticaret) breakage costs indemnity
ihlal nedeniyle dava açmak
(Hukuk) to bring an action for an infringement
ihlal olayı
(Hukuk) case of infringement
ihlal tarihi
(Kanun) date of breach
ihlal tehdidi
(Kanun) threatened breach
ihlal yok
(Bilgisayar) no breach
ihlal ön raporu
(Askeri) violation immediate report
ihlâl eden
transgressor
ihlâl eden kimse
violator
ihlâl edilebilir
violable
ihlâl edilemez
infrangible
ihlâl edilmiş
broken
Türkisch - Türkisch
(Osmanlı Dönemi) Helâl kılmak
(Osmanlı Dönemi) (Mahal. den) Yer değiştirmek. Vermek. Yerleştirmek
ihlal
Bozma, feshetme
ihlal
Bozma, zarar verme
ihlâl
(Osmanlı Dönemi) bozma
ihlal etmek
Bozmak, zarara uğratmak
i̇hlal
Favoriten