If you really have grounds for acting the way you did, then please tell me.
- Yaptığınız şekilde hareket etmek için gerçekten sebebiniz varsa, o halde lütfen bana söyleyin.
We'll have to act fast.
- Hızlı hareket etmek zorunda kalacağız.
Look, Tom, we have to move.
- Bak, Tom, hareket etmek zorundayız.
They would have to move fast.
- Onlar hızlı hareket etmek zorunda kalacaktı.
He is about to leave for London.
- O, Londra'ya hareket etmek üzeredir.
When I arrived at the station, the train was just about to leave.
- İstasyona vardığımda tren tam hareket etmek üzereydi.
If we are to be there at six, we will have to start now.
- Biz altıda orada olacaksak, şimdi hareket etmek zorundayız.
The bus was about to start.
- Otobüs hareket etmek üzere idi.
Tom had no desire to move to Boston.
- Tom Boston'a hareket etmek için hiç isteğe sahip değildi.
George felt the train begin to move.
- George trenin hareket etmeye başladığını hissetti.
You'll have to get a move on if you want to catch the train.
- Eğer trene yetişmek istiyorsan derhal hareket etmelisin.
The people who live in Japan must act according to the Japanese country constitution.
- Japonya'da yaşayan insanlar Japon ülkesi anayasasına göre hareket etmelidir.
You must act more wisely.
- Daha akıllıca hareket etmelisin.
George felt the train begin to move.
- George trenin hareket etmeye başladığını hissetti.
If you find yourself in quicksand you'll sink more slowly if you don't move.
- Kendinizi kayan kumda bulduğunuzda, hareket etmezseniz daha yavaş batarsınız.
The driver was shouting because the car in front of him wasn't moving.
- Sürücü, önündeki araç hareket etmediği için bağırıyordu.
I've got to keep moving.
- Hareket etmeyi sürdürmek zorundayım.