His appearance animated the party.
- Onun görünmesi partiyi canlandırdı.
I was afraid of looking stupid.
- Aptal görünmekten korkuyordum.
Sometimes you have to choose between looking good and being comfortable.
- Bazen iyi görünme ve rahat olma arasında seçim yapmak zorundasın.
So far, your action seems completely groundless.
- Şimdiye kadar, eyleminiz tamamen sebepsiz görünmektedir.
I don't want to seem insensitive.
- Ben duyarsız görünmek istemiyorum.
You have to appear in person.
- Bizzat görünmek zorundasın.
I don't want to appear ungrateful.
- Ben nankör görünmek istemiyorum.
Mosquitoes seem to be more attracted to people wearing dark clothes.
- Sivrisinekler koyu giysiler giyen insanlar için daha çekici görünmektedir.
I find her appearance attractive.
- Onun görünümünü çekici bulurum.
The girl appeared sick.
- Kız hasta görünüyordu.
Tom acts like he doesn't want to be seen with us.
- Tom bizimle görünmek istemiyor gibi davranıyor.
Sami didn't want to be seen naked.
- Sami çıplak görünmek istemedi.
Sami didn't want to be seen naked.
- Sami çıplak görünmek istemedi.
Tom acts like he doesn't want to be seen with us.
- Tom bizimle görünmek istemiyor gibi davranıyor.
Your plan seems better than mine.
- Senin planın benimkinden daha iyi görünüyor.
Your suggestion seems reasonable.
- Önerin mantıklı görünüyor.
The world is a place of seemingly infinite complexity.
- Dünya görünüşte sonsuz karmaşanın olduğu bir yer.
Seemingly impossible things sometimes happen.
- Görünüşte imkansız şeyler bazen olur.
You seem to be a little under the weather.
- Biraz keyifsiz gibi görünüyorsun.
He does not seem to be very tired.
- O, çok yorgun görünmüyor.
Tom doesn't want to look foolish.
- Tom aptal görünmek istemiyor.
Men like to look masculine.
- Erkekler erkeksi görünmek isterler.
love is nothing what it seems - aşk göründüğü gibi değildir.