göndermek

listen to the pronunciation of göndermek
Türkisch - Englisch
dispatch
send

You have our permission to include our software on condition that you send us a copy of the final product. - Nihayi ürünün bir kopyasını göndermek şartıyla bizim yazılımı dahil etmeniz için iznimiz var.

I want to send a parcel to Japan. - Japonya'ya bir koli göndermek istiyorum.

to send; to transmit; to consign; to dispatch; to forward; to refer; to see (sb) off
see somebody off
deliver
discharge
dismiss
send in
get off
pack off
transmit
flash
relay
submit
forward to
(Bilgisayar) export
transmit on
refer to
return
turn out
dispatched
route
(Hukuk) forward, expedite, refer
send out
to see (someone) off
ship off
freight
send off
address

Mummy, what is Santa Claus's address? I want to send him a letter. - Anne, Noel Babanın adresi nedir? Ona bir mektup göndermek istiyorum.

expedite
bundle off
send forth
remit
send away
to send off
to send, dispatch, transmit
forward
conjure away
relegate
consign
refer

Her doctor wants to refer her to a specialist. - Doktoru, onu bir uzmana göndermek istiyor.

ship
order away
move on
emit
get sth off
sürgüne göndermek
exile
gönderme
sending

I stopped sending Christmas cards a few years ago. - Üç yıl önce Noel kartları göndermeyi durdurdum.

I apologize for the delay in sending the agenda. - Toplantı gündemini göndermedeki gecikme için özür dilerim.

göndermek (kurye/mektup)
dispatch
göndermek (para)
remit
göndermek işi, irsal
To submit work, sending
gönderme
{i} shipping
geri göndermek
return
gönder
(Bilgisayar) submit

The teacher submitted a request for more funds. - Öğretmen daha fazla para için talep gönderdi.

Thank you for submitting your work to this journal. - Çalışmanızı bu dergiye gönderdiğiniz için teşekkürler.

gönder
{f} relay
gönder
flagpole
gönder
{f} forward

Please forward this message along with the seminar information to the appropriate managers in your firm. - Lütfen bu mesajı seminer bilgisiyle birlikte şirketinizdeki uygun yöneticilere gönderin.

I forwarded the schedule you sent me to Tom. - Bana gönderdiğin programı Tom'a gönderdim.

gönderme
{i} consignment
gönderme
delivery
havale göndermek
remit
postayla göndermek
post
(mal) göndermek
(Ticaret) route
-e teleksle mesaj göndermek
telex
başka bir yere göndermek
send away
celpname göndermek
cite
delege olarak göndermek
delegate
dışarı göndermek
send out
dışarıya mal göndermek
export
ekspresle göndermek (mektup)
express
elçi göndermek
accredit
fatura göndermek
invoice
frekans göndermek
transmit
gemi ile göndermek
(Askeri) ship
gönder
(Bilgisayar) export
gönder
(Bilgisayar) send to

I had to send Tom home. - Tom'u eve göndermek zorundaydım.

I didn't send Tom any wine. - Tom'a hiç şarap göndermedim.

gönder
(Bilgisayar) sent to

If you sign up to Facebook, your information will be sent to intelligence agencies. - Facebook'a üye olursanız, bilgileriniz istihbarat örgütlerine gönderilecektir.

He was sent to jail for murder. - O, cinayet nedeniyle hapse gönderildi.

gönder
{f} shipping

We offer free shipping. - Biz ücretsiz gönderim sunuyoruz.

The soldiers are shipping off tomorrow. - Yarın askerler gönderiliyor.

gönderme
rendering
gönderme
(Bilgisayar) do not send
gönderme
dismissal
gönderme
routing
gönderme
remittance
gönderme
send

You must send the answer to the letter right away. - Mektuba derhal bir cevap göndermelisin.

Don't forget to send that letter. - O mektubu göndermeyi unutma.

gönderme
(Askeri) transmit
gönderme
submission
gönderme
(Ticaret) freight
gönderme
despatch
haber göndermek
send a message to
haber göndermek
send word
havale göndermek
send a money order
ilişikte göndermek
enclose
mesaj göndermek
send message
nakliye şirketiyle göndermek
(Ticaret) express
postayla göndermek
mail
pusula göndermek
drop a line
pusula göndermek
note
pusula göndermek
drop line
selam göndermek
send one's compliments
sürgüne göndermek
ostracize
teleksle mesaj göndermek
telex
telsizle (haber) göndermek
radio
uçakla göndermek
airmail
yurduna geri göndermek
repatriate
ücretsiz göndermek mektup
frank
gönder
{f} forwarded

I forwarded the schedule you sent me to Tom. - Bana gönderdiğin programı Tom'a gönderdim.

I forwarded the message I got from Tom to Mary. - Tom'dan aldığım mesajı Mary'ye gönderdim.

gönder
sent away
gönder
mast
gönder
send

Don't forget to send the letter. - Mektubu göndermeyi unutma.

I'm sending her to California. - Onu Kaliforniya'ya gönderiyorum.

gönder
send away
gönder
pack off
gönder
transmit on
gönder
{f} route
gönder
{f} routed
gönder
relegate
gönder
{f} routing
gönder
{f} sent

Roger Miller entered the United States Army at the age of seventeen. He was sent to an army base near Atlanta, Georgia. - Roger Miller Amerikan Birleşik Devletleri Ordusu'na on yedi yaşında katıldı. Atlanta, Georgia'ya yakın bir üsse gönderildi.

The United Nations sent peacekeepers to Bosnia. - Birleşmiş Milletler Bosna'ya arabulucular gönderdi.

gönder
{f} forwarding
gönder
forward to

Sophie had been looking forward to getting another letter from the unknown sender. - Sophie bilinmeyen göndericiden bir mektup daha almayı dört gözle bekliyordu.

gönder
{f} sending

Thank you very much for sending me such a nice present. - Bana böyle hoş bir hediye gönderdiğin için çok teşekkür ederim.

Sending year-end gifts is one of the customs peculiar to Japan. - Yıl sonu hediyeleri gönderme Japonya'ya özgü geleneklerden biridir.

gönder
send out

The captain decided to send out a scout. - Kaptan bir keşif gemisi göndermeye karar verdi.

gönderme
transportation
gönderme
transmission
gönderme
dispatch
gönderme
cross reference
Gönderme
allusion

The film is full of allusions to Hitchcock.

gönder
consign
gönder
sent out

He sent out the parcel the day before yesterday. - O, koliyi evvelsi gün gönderdi.

The princess was sent out to the lake to be fed to the dragon. - Prenses, ejderhanın beslenmesi için göle gönderildi.

resim göndermek
send pictures
topu ağlara göndermek
(Spor) score a goal
(gemiyle) göndermek
ship off
acele ile göndermek
rush
ahrete göndermek
to send (someone) to the next world, send (someone) to his/her reward, kill
bildirim göndermek
place a notice
bildirim göndermek
send a notice
bildirim göndermek
post a notice
bohça göndermek
to send presents in a bundle
bu koliyi new york'a göndermek istiyorum
I'd like to send this package to New York
bu valizi londra'ya göndermek istiyorum
I'd like to send this baggage to London
bunu ekspres posta ile göndermek istiyorum
I'd like to send this by express post
bunu havayolu ile göndermek istiyorum
I'd like to send this by airmail
bunu taahhütlü mektup ile göndermek istiyorum
I'd like to send this by registered mail
bunu özel gönderim ile göndermek istiyorum
I'd like to send this by special delivery
canını cehenneme göndermek
to kill
cennete göndermek
send to glory
dalga dalga göndermek
roll
davetiye göndermek
send out and invitation
davetiye göndermek
send an invitation
deniz yoluyla göndermek
(Ticaret) send by sea
devriyeleri göndermek
(Askeri) dispatch patrols
e mail yoluyla mesaj göndermek istiyorum
I'd like to send a message by e mail
ekspresle göndermek
to express
ekspresle göndermek
express
ekte göndermek
send in attachment
faks göndermek
to send (sb) a fax
faks göndermek
send somebody a fax
faks yoluyla mesaj göndermek istiyorum
I'd like to send a message by fax
faksla göndermek
to fax (something) to (someone)
fototelgraf ile göndermek
phototelegraph
geri göndermek
to return
geri göndermek
to send back
geri göndermek
(tutuklu) remand
gönder
flagstaff
gönder
flagstick
gönder
sentaway
gönder
oxgoad
gönder
pole

The children sent their Christmas lists to the North Pole with the hope that Santa would read them. - Çocuklar Noel listelerini, Noel Baba okur umuduyla Kuzey Kutbu'na gönderdi.

gönder
shaft
gönder
staff
gönder
sent#out
gönder
sendout
gönder
packoff
gönder
sent#away
gönder
sendaway
gönder
{f} dispatch

Your order has been dispatched. - Siparişiniz gönderildi.

About thirty firefighters were dispatched. - Yaklaşık otuz itfaiyeci gönderildi.

gönder
sentout
gönder
pole, staff; flagpole, mast; goad
gönder
flagpole, flagstaff
gönderme
reference, direction to some source of information
gönderme
conveyance
gönderme
transmitting
gönderme
sending off
gönderme
sending, transmission; dispatch; reference
gönderme
reference

He made reference to the previous director. - O bir önceki yönetmene gönderme yaptı.

gönderme
forwarding
gönderme
sending, dispatching, transmittal
gönderme
(Nükleer Bilimler) shipment
haber göndermek
send word to
haber göndermek
to send a message
haber göndermek
to send a message (to)
hasta göndermek
send patient
havale göndermek
to send a money order
havale göndermek
make remittance
havale göndermek
send money order
havale göndermek/yollamak
to send a money order
içeriye göndermek
send in
kabule göndermek
(Ticaret) send for acceptance
kargo ile göndermek
send by cargo
kargoyla göndermek
send by cargo
konsinye göndermek
(Ticaret) send on a memorandum
konsinye olarak göndermek
to send/ship (goods) on consignment
kurye ile göndermek
send something by courier
köye göndermek
rusticate
numune göndermek
send sample
okula göndermek
school

Tom's parents worked hard to send him to private school. - Tom'un ebeveynleri onu özel okula göndermek için çok çalıştı.

How much was it costing you per month to send Tom to boarding school? - Tom'u yatılı okula göndermek sana her ay ne kadara mal oluyordu?

para göndermek
remit
posta ile göndermek
post
postayla göndermek
to post, to mail
resim göndermek
send a picture
roket ile göndermek
rocket
selam etmek/göndermek
to send (someone) one's regards, say hello to
selam göndermek
to send one's compliments
selâmlâr göndermek
convey greetings
sirküler göndermek
(Ticaret) circularize
sürgüne göndermek
to send (someone) into exile
sürgüne göndermek
to send into exile, to exile
taahhütlü göndermek
to register
taahhütlü göndermek
register

I want to have this letter registered. - Bu mektubu taahhütlü göndermek istiyorum.

taahhütlü olarak göndermek
to register
tahsilata göndermek
(Ticaret) send for collection
tahsile göndermek
(Ticaret) send for collection
Türkisch - Türkisch
Bir yere doğru yola çıkarmak, yollamak, ulaşmasını, gitmesini sağlamak, irsal etmek: "Hepimizi esir edip Malta'ya gönderecekleri ağızlarda dolaşıyordu."- H. E. Adıvar
Bir kaynaktan çıkıp gelmek, ulaşmak
Bir yere doğru yola çıkarmak, yollamak, ulaşmasını, gitmesini sağlamak, irsal etmek
Yolcu etmek
Yetki vererek gitmesini sağlamak
yollamak
(Hukuk) İRSAL ETMEK
GÖNDER
(Hukuk) Bayrak çekilen direk
GÖNDER
(Osmanlı Dönemi) Ucuna birşey takılan uzun sopa veya sırık. Kullanış şekline göre isim alır: Bayrak, sancak gönderi
GÖNDER
(Osmanlı Dönemi) Sancak çekmek için geminin kı
GÖNDER
(Osmanlı Dönemi) Çift sürerken öküzleri dürtmekte kullanılan ucu iğneli uzun sopa
GÖNDER
(Osmanlı Dönemi) Tar: Seferde ordunun ve ileri gelen vezir ve diğer devlet ricalinin atlarına bakmak ve sair zamanlarda ise has ahır ve çayır hizmetlerinde kullanılmak üzere gayr-ı müslimlerden ve hasseten Bulgarlardan tertip edilmiş bir sınıf olan voynukların her mıntıkada iki, üçü ve dördü hakkında kullanılır bir tâbirdir
Gönderme
(Hukuk) İRSAL
Gönderme
(Osmanlı Dönemi) İZHAB
gönder
Üvendire
gönder
ince düz ve uzunca olarak çekilmiş çubuklar
gönder
Kayık ve yelkenli gemilere yön vermeye yarayan, ucunda metal olan ağaç sopa
gönderme
Atıf yapma işi
gönderme
Bir madde başını işlerken, ilgisi dolayısıyla başka bir madde başına yollama
gönderme
Atıf yapmak işi
gönderme
Göndermek işi, irsal
gönderme
Sözlükçülükte bir madde başını işlerken, ilgisi dolayısıyla başka bir madde başına yollama
göndermek
Favoriten