etkilemek

listen to the pronunciation of etkilemek
Türkisch - Englisch
{f} impress

I wanted to impress you. - Seni etkilemek istiyordum.

You never cease to impress me. - Beni etkilemekten asla vazgeçmiyorsun.

cast a spell on
effect
prejudice
have effect
(Ticaret) manipulation
have an effect upon
impinge upon
have an effect on
possess
work on
enamour
penetrate
act on
fascinate
have a bearing on
impose on
set
impinge on
tip
condition
redound on
impose upon
govern
smite
spellbind
affect

The unstable security situation in Syria also affects Turkey. - Suriye'deki istikrarsız güvenlik durumu Türkiye'yi de etkilemektedir.

Imagination affects every aspect of our lives. - Hayal hayatlarımızın her yönünü etkilemektedir.

influence

Why should they try to influence him? - Neden onu etkilemek için çalışmalılar?

spell
to affect, to colour; to influence; to impress, to fascinate; to move; to sway
enamour [Brit.]
operate
grip
prepossess
turn
to affect, influence, have influence on
enthrall
enamor
lead
impinge
militate
concern
dictate
catch up
touch
reach
enthral
thrill
imprint
glamor
glamour [Brit.]
move
manipulate
strike
shape
colour
leaven
predispose
act
sink
glamour
turn smb.'s head
{f} sway
etkilemek, etki yapmak
to influence, to influence
etkileme
affection
etkileme
infectiousness
etkileme
action
birbirini etkilemek
interact
etkile
affect

Most living creatures in the sea are affected by pollution. - Denizde yaşayan canlıların çoğu, kirlilikten etkilenir.

His speech deeply affected the audience. - Konuşması dinleyicileri derinden etkiledi.

etkileme
influencing
karşılıklı etkilemek
interact
etkileme
grip
etkileme
influence

Why should they try to influence him? - Neden onu etkilemek için çalışmalılar?

Don't let me influence you. - Seni etkilememe izin verme.

etkileme
affecting
etkileme
effecting
etkileme
manipulation
etkileme
coaction
etkileme
act
etkile
{f} obsessed
etkile
{f} affecting
etkile
{f} affected

The event affected his future. - Olay onun geleceğini etkiledi.

Worry affected his health. - Endişe onun sağlığını etkiledi.

etkile
stamp on
etkile
{f} bias
etkile
{f} biased
etkile
impress

I want to learn to speak Hawaiian, so I can impress my girlfriend. - Havaiili konuşmayı öğrenmek istiyorum, böylece kız arkadaşımı etkileyebilirim.

I was impressed by the general knowledge of Japanese students. - Japon öğrencilerinin genel kültür bilgisinden etkilendim.

etkileme
impact
etkileme
leaven
abartılı konuşarak etkilemek
snow
aleyhine etkilemek
militate against
aleyhte etkilemek
bias
dışarıdan etkilemek
crossfertilize
etkile
prejudiced
etkile
stamp#on
etkile
stampon
etkile
(Biyoloji) influence

That type of temple influenced all of the Middle East, mainly Egypt. - O tür tapınak bütün Orta Doğuyu, özellikle Mısır'ı etkiledi.

Human and animal life are influenced by their reactions to the atmospheric environment. - İnsan ve hayvan yaşamı atmosferik çevreye gösterdikleri tepkilerden etkilenirler.

etkileme
affecting, influence, influencing
etkileme
leavening
hafif etkilemek
tincture
hafif etkilemek
tinge
iyi etkilemek
redound
lehine etkilemek
militate in favor of
olumlu bir şekilde etkilemek
prepossess
rüşvetle etkilemek
get at
sonucu etkilemek
turn the scale
Türkisch - Türkisch
Karşısındaki kişiyi kendi duygu ve istekleri doğrultusuna yöneltmek
Etkiye uğratmak, tesir etmek: "Toplumu etkileyen olaylara herkes kendi yorumunu katıyor."- N. Cumalı
Etkiye uğratmak, tesir etmek
Birisi karşısındaki kişiyi kendi duygu ve istekleri doğrultusuna yöneltmek
müessir olmak
elektriklemek
etkileme
Etkilemek işi, tesir
etkilemek
Favoriten