etkile

listen to the pronunciation of etkile
Türkisch - Englisch
affect

The event affected his future. - Olay onun geleceğini etkiledi.

Worry affected his health. - Endişe onun sağlığını etkiledi.

{f} affecting
{f} obsessed
{f} biased
{f} bias
impress

I want to learn to speak Hawaiian, so I can impress my girlfriend. - Havaiili konuşmayı öğrenmek istiyorum, böylece kız arkadaşımı etkileyebilirim.

I was impressed by the general knowledge of Japanese students. - Japon öğrencilerinin genel kültür bilgisinden etkilendim.

{f} affected

Worry affected his health. - Endişe onun sağlığını etkiledi.

The event affected his future. - Olay onun geleceğini etkiledi.

stamp on
(Biyoloji) influence

That was probably what influenced their decision. - Onların kararını etkileyen muhtemelen oydu.

That type of temple influenced all of the Middle East, mainly Egypt. - O tür tapınak bütün Orta Doğuyu, özellikle Mısır'ı etkiledi.

prejudiced
stampon
stamp#on
etkilemek
{f} impress

I wanted to impress you. - Seni etkilemek istiyordum.

Tom did it just to impress Mary. - Tom sadece Mary'yi etkilemek için yaptı.

etkilemek
cast a spell on
etkilemek
{f} turn
etkilemek
{f} thrill
etkilemek
{f} enthrall
etkilemek
{f} impinge
etkilemek
{f} concern
etkilemek
{f} militate
etkilemek
effect
etkilemek
{f} lead
etkilemek
have effect
etkilemek
impose on
etkilemek
have a bearing on
etkilemek
set
etkilemek
prejudice
etkilemek
redound on
etkilemek
govern
etkilemek
tip
etkilemek
condition
etkilemek
impinge upon
etkilemek
have an effect on
etkilemek
have an effect upon
etkilemek
(Ticaret) manipulation
etkilemek
impinge on
etkilemek
impose upon
etkilemek
possess
etkilemek
work on
etkilemek
enamour
etkilemek
penetrate
etkilemek
act on
etkilemek
fascinate
etkilemek
predispose
etkilemek
leaven
etkilemek
act
etkilemek
colour
etkilemek
shape
etkilemek
spellbind
etkilemek
strike
etkilemek
manipulate
etkilemek
move
etkilemek
smite
etkilemek
touch
etkilemek
influence

Why should they try to influence him? - Neden onu etkilemek için çalışmalılar?

etkilemek
{f} affect

Alzheimer's disease affects nearly 50 million people around the world. - Alzheimer hastalığı tüm dünyada yaklaşık 50 milyon insanı etkilemektedir.

The unstable security situation in Syria also affects Turkey. - Suriye'deki istikrarsız güvenlik durumu Türkiye'yi de etkilemektedir.

kötü etkile
bad influence
etkilemek
glamor
etkilemek
turn smb.'s head
etkilemek
{f} operate
etkilemek
enthral
etkilemek
{f} reach
etkilemek
{f} imprint
etkilemek
glamour [Brit.]
etkilemek
catch up
etkilemek
grip
etkilemek
sink
etkilemek
{f} dictate
etkilemek
{f} sway
etkilemek
spell
etkilemek
{f} prepossess
etkilemek
glamour
etkilemek
{f} enamor
etkilemek
enamour [Brit.]
etkilemek
to affect, to colour; to influence; to impress, to fascinate; to move; to sway
etkilemek
to affect, influence, have influence on
Türkisch - Türkisch

Definition von etkile im Türkisch Türkisch wörterbuch

Etkilemek
müessir olmak
Etkilemek
elektriklemek
etkilemek
Karşısındaki kişiyi kendi duygu ve istekleri doğrultusuna yöneltmek
etkilemek
Etkiye uğratmak, tesir etmek: "Toplumu etkileyen olaylara herkes kendi yorumunu katıyor."- N. Cumalı
etkilemek
Etkiye uğratmak, tesir etmek
etkilemek
Birisi karşısındaki kişiyi kendi duygu ve istekleri doğrultusuna yöneltmek
Englisch - Türkisch

Definition von etkile im Englisch Türkisch wörterbuch

interactive data def. utility etkile
(IDDU) Hizmet Programı
etkile
Favoriten