etkileme

listen to the pronunciation of etkileme
Türkisch - Englisch
affection
action
infectiousness
influencing
grip
influence

Why should they try to influence him? - Neden onu etkilemek için çalışmalılar?

Don't let me influence you. - Seni etkilememe izin verme.

affecting
manipulation
coaction
act
effecting
leaven
affecting, influence, influencing
leavening
impact
etkilemek
{f} impress

You never cease to impress me. - Beni etkilemekten asla vazgeçmiyorsun.

I want to impress everyone. - Herkesi etkilemek istiyorum.

birbirini etkileme
interaction
etkilemek
cast a spell on
etkilemek
{f} turn
etkile
affect

Most living creatures in the sea are affected by pollution. - Denizde yaşayan canlıların çoğu, kirlilikten etkilenir.

His speech deeply affected the audience. - Konuşması dinleyicileri derinden etkiledi.

etkilemek
{f} enthrall
etkilemek
{f} concern
etkilemek
{f} impinge
etkilemek
{f} thrill
etkilemek
{f} militate
etkilemek
effect
etkilemek
{f} lead
etkilemek
impinge on
etkilemek
impose upon
etkilemek
fascinate
etkilemek
act on
etkilemek
penetrate
etkilemek
enamour
etkilemek
work on
etkilemek
possess
etkilemek
have an effect upon
etkilemek
(Ticaret) manipulation
etkilemek
prejudice
etkilemek
have an effect on
etkilemek
have a bearing on
etkilemek
impose on
etkilemek
have effect
etkilemek
condition
etkilemek
redound on
etkilemek
set
etkilemek
govern
etkilemek
tip
etkilemek
impinge upon
doğal etkileme
chemistry
etkile
{f} affecting
etkile
{f} obsessed
etkile
impress

I want to learn to speak Hawaiian, so I can impress my girlfriend. - Havaiili konuşmayı öğrenmek istiyorum, böylece kız arkadaşımı etkileyebilirim.

I was deeply impressed by the scenery. - Manzaradan derinden etkilendim.

etkile
{f} biased
etkile
{f} bias
etkile
stamp on
etkile
{f} affected

Most living creatures in the sea are affected by pollution. - Denizde yaşayan canlıların çoğu, kirlilikten etkilenir.

The event affected his future. - Olay onun geleceğini etkiledi.

etkilemek
spellbind
etkilemek
smite
etkilemek
shape
etkilemek
strike
etkilemek
move
etkilemek
manipulate
etkilemek
touch
etkilemek
colour
etkilemek
act
etkilemek
leaven
etkilemek
predispose
etkilemek
affect

The unstable security situation in Syria also affects Turkey. - Suriye'deki istikrarsız güvenlik durumu Türkiye'yi de etkilemektedir.

Imagination affects every aspect of our lives. - Hayal hayatlarımızın her yönünü etkilemektedir.

etkilemek
influence

Why should they try to influence him? - Neden onu etkilemek için çalışmalılar?

etkile
stamp#on
etkile
stampon
etkile
prejudiced
etkile
(Biyoloji) influence

That type of temple influenced all of the Middle East, mainly Egypt. - O tür tapınak bütün Orta Doğuyu, özellikle Mısır'ı etkiledi.

Human and animal life are influenced by their reactions to the atmospheric environment. - İnsan ve hayvan yaşamı atmosferik çevreye gösterdikleri tepkilerden etkilenirler.

etkilemek
dictate
etkilemek
catch up
etkilemek
enthral
etkilemek
glamour [Brit.]
etkilemek
imprint
etkilemek
glamor
etkilemek
operate
etkilemek
grip
etkilemek
enamour [Brit.]
etkilemek
to affect, influence, have influence on
etkilemek
enamor
etkilemek
prepossess
etkilemek
to affect, to colour; to influence; to impress, to fascinate; to move; to sway
etkilemek
spell
etkilemek
reach
etkilemek
{f} sway
etkilemek
glamour
etkilemek
sink
etkilemek
turn smb.'s head
etkileme
Favoriten