arkadan

listen to the pronunciation of arkadan
Türkisch - Englisch
behind

A stranger tapped me on the shoulder from behind. He must have mistaken me for someone else. - Bir yabancı omzuma arkadan dokundu. Beni başka birisiyle karıştırmış olmalı.

We were attacked from behind. - Arkadan saldırıya uğradık.

1. from behind, in the back; behind the back. 2. afterwards
from the rear

He attacked me from the rear. - O bana arkadan saldırdı.

from behind

My neck snapped when my car was hit from behind. - Arabama arkadan çarpıldığı zaman boynum kırıldı.

A stranger tapped me on the shoulder from behind. He must have mistaken me for someone else. - Bir yabancı omzuma arkadan dokundu. Beni başka birisiyle karıştırmış olmalı.

from behind; subsequently
in the back

I trusted them, and they stabbed me in the back. - Onlara güvenmiştim ve beni arkadan bıçakladılar.

I trusted him, and he stabbed me in the back. - Ona güvendim ve o beni arkadan bıçakladı.

from the back
subsequently
arka
back

Music that doesn't transmit feelings, images, thoughts, or memories is just background noise. - Hisleri, görüntüleri, düşünceleri ya da anıları iletmeyen müzik sadece arka fon gürültüsüdür.

While doing the wash she found a condom in the back pocket of her son's pants. - Çamaşır yıkarken oğlunun pantolonunun arka cebinde bir prezervatif buldu.

arka
rear

Please move to the rear of the bus. - Lütfen otobüsün arkasına doğru ilerleyin.

The hijackers moved to the rear of the plane. - Korsanlar uçağın arkasına ilerledi.

arkadan çarpmak
to rear-end collision
arkadan arkaya
secretively
arkadan aydınlatmalı
backlighted , backlit
arkadan döker kamyon
end dump truck
arkadan esen rüzgâr
down wind
arkadan görüntü
background image
arkadan konuşan
backbiter
arkadan konuşan kimse
backbiter
arkadan kuşatmak
take in reverse
arkadan saldırmak
take in the rear
arkadan söylemek
to backbite
arkadan söylemek
to talk behind someone's back, gossip
arkadan vurmak
knife
arkadan vurmak
to stab (someone) in the back
arkadan çekiş
rear drive
arkadan çekişli
rear-wheel drive
arka
{s} stern
arka
{i} backing
arka
friend at court
arka
posterior
arka
{s} tail

The tail at the rear of the plane provides stability. - Uçağın arkasındaki kuyruk denge sağlar.

Your right taillight is busted. - Sağ arka lamban patlamış.

arka
behind

My cat purrs when I scratch behind his ears. - Kulağının arkasını kaşıdığımda,kedim mırıldanır.

Women really are quite dangerous. The more I think about this, the more I'm able to understand the reasoning behind face covering. - Kadınlar gerçekten oldukça tehlikeliler. Bu konuda ne kadar çok düşünürsem, o kadar çok yüz örtüsünün arkasındaki nedeni anlayabileceğim.

arka
end

Applaud, friends, the comedy has ended. - Alkışlıyoruz, arkadaşlar, komedi sona erdi.

Last night, we celebrated a friend's birthday with cases of Champagne, we ended up completely wasted. - Dün gece bir arkadaşınızın doğum gününü, saçıp savurarak tamamen tükettiğimiz şampanya kasalarıyla kutladık.

arka
back board
arka
aft

All in all, after ten years of searching, my friend got married to a girl from the Slantsy region. - Her şeyi düşünerek, on yıllık araştırmadan sonra, arkadaşım Slantsy bölgesinden bir kızla evlendi.

I spent the whole afternoon chatting with friends. - Bütün öğleden sonrayı arkadaşlarla sohbet ederek geçirdim.

arka
(Tıp) superior

Sami felt a little bit superior to his friends. - Sami kendini arkadaşlarından biraz üstün hissetti.

arka
backside
arka
contuniation
arka
back-up
arka
dorsal
arka
buttock
arka
the reverse
arkadan vurmak
(deyim) let down
arka
upholder
arka
hind

Kangaroos have two small forepaws and two large, strong hind paws. - Kanguruların iki küçük ön pençesi ve iki büyük, güçlü arka pençeleri vardır.

A friend of mine can speak Hindi fluently. - Bir arkadaşım akıcı bir biçimde Hintçe konuşabilir.

arka
tailback
arkadan vurmak
hit sb below the belt
arkadan vurmak
stab in the back
arkadan vurmak
stab from the back
arka
rear of
arka
on back
arka
on the back
arka
back side
arka
on the back of
arka
dors
arka
dorso
arka
{i} supporter

Your father's friends aren't his only supporters. - Senin babanın arkadaşları onun tek destekçileri değil.

He has a wealthy supporter behind him. - Arkasında zengin bir destekleyicisi var.

arka
backer
arka
a back load (of something)
arka
back part, rear, back side, reverse
arka
rearward; stern
arka
situated in the tail or rear section
arka
support

I want to thank my friends and family for supporting me. - Beni destekledikleri için arkadaşlarıma ve aileme teşekkür etmek istiyorum.

I have a lot of friends to support me mentally. - Beni zeka olarak destekleyecek çok arkadaşım var.

arka
back, rear; the reverse (side); continuation, sequel; support, back-up, backing; supporter, backer; backside, buttocks, behind; back; reverse; hind; posterior
arka
hind, back, posterior
arka
powerful friend, backer, supporter; pull, influence
arka
the space behind or beyond
arka
{i} continuation
arka
sequel, the remaining part
arka
backing; continuation; breech; supporter
arka
{i} small

A woman friend of ours took a trip to a small town last week. - Bizim bir bayan arkadaşımız, geçen hafta küçük bir kasabaya bir seyahat yaptı.

We have a small backyard. - Bizim küçük bir arka bahçemiz var.

arka
rump, buttocks, fanny
arka
reverse
arka
rearward
arka
{i} breech
islim arkadan gelsin
(Konuşma Dili) 1. Let's do it just any old way. 2. He is doing it without planning ahead
istim arkadan gelsin
(Konuşma Dili) 1. Let's do what we can with what we now have. 2. He is going ahead without any clear plan
Englisch - Englisch

Definition von arkadan im Englisch Englisch wörterbuch

arka
sun, light; the Vedic hymn
arka
Essence, liquor, arrack
arka
'Arka' is one of the names of the deity of the sun, which is associated with the fire principle (tej) and the sense of sight (vision)
Türkisch - Türkisch

Definition von arkadan im Türkisch Türkisch wörterbuch

arkadan arkaya
Gizli gizli, el altından, gizlice, belli etmeden
arka
eğin
ARKA
(Osmanlı Dönemi) Duvar içinde kerpiç ve taş arasına konulan ağaç
ARKA
(Osmanlı Dönemi) Çadıra diktikleri direk
Arka
zahr
Arka
akab
Arka
mabat
Arka
dal
Arka
peş
arka
İnsanın vücudu, bedeni
arka
Mermer işletmeciliğinde taşın yüzüne paralel olan geri taraf
arka
Arkada olan, arkada bulunan
arka
Geçmiş, geride kalmış zaman
arka
Geri kalan bölüm
arka
Otururken sırtın dayandığıyer
arka
Geri kalan bölüm, kısım
arka
Geçmiş, geride kalmış zaman: "Bütün gözler arkaya, maziye çevrilmişti."- Y. K. Beyatlı
arka
Art, peş
arka
Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı
arka
Otururken sırtın dayandığı yer
arka
Otururken sırtın dayandığı yer: "Otomobile bindiğimiz zaman başını arkaya yaslamış, gözlerini yummuştu."- T. Buğra. İnsanın vücudu, bedeni: "Arkasında beli kemerli, dar, şık bir pardösü vardı."- R. H. Karay
arka
Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi
arka
Koruyucu, kayırıcı, iltimasçı, piston: "Memur olmak için büyük bir arka gerek."- H. R. Gürpınar
arka
Koruyucu, kayırıcı, iltimasçı, piston
arkâ
(Osmanlı Dönemi) half
arkadan
Favoriten