This has no relevance to my background.
- Bunun benim arka planımla alakası yok.
Let's get a picture of us with the sea in the background.
- Arka planda deniz manzaralı bir resmimizi çektirelim.
I have a facial boil. There's a painful lump at the back of one nostril.
- Bir yüz çıbanım var.Bir burun deliğinin arkasında acılı bir yumru var.
I am told he has a broad back.
- Bana onun geniş bir arkası olduğu söylendi.
Tom noticed a police car in the rear-view mirror.
- Tom arka dikiz aynasında bir polis arabası fark etti.
Please move to the rear of the bus.
- Lütfen otobüsün arkasına doğru ilerleyin.
It has rained for three days on end.
- Arka arkaya üç gün boyunca yağmur yağdı.
She bought articles of clothing one after another.
- O arka arkaya giyim eşyaları aldı.
The boy hid behind the door.
- Çocuk, kapının arkasına saklandı.
The garden is behind the house.
- Bahçe evin arkasında.
Sami felt a little bit superior to his friends.
- Sami kendini arkadaşlarından biraz üstün hissetti.
Who needs friends! They'll just betray you in the end.
- Kimin arkadaşlara ihtiyacı var! Onlar sonunda sana ihanet edeceklerdir sadece.
Applaud, friends, the comedy has ended.
- Alkışlıyoruz, arkadaşlar, komedi sona erdi.
Tomorrow I’ll go out with friends after having lunch.
- Yarın öğle yemeğinden sonra arkadaşlarla birlikte dışarı çıkacağız.
I've been to Osaka to ask after my sick friend.
- Hasta arkadaşımın hatırını sormak için Osaka'ya gittim.
The horse rose on its hind legs.
- At arka ayaklarının üzerinde yükseldi.
A friend of mine can speak Hindi fluently.
- Bir arkadaşım akıcı bir biçimde Hintçe konuşabilir.
I want to thank my friends and family for supporting me.
- Beni destekledikleri için arkadaşlarıma ve aileme teşekkür etmek istiyorum.
He has a wealthy supporter behind him.
- Arkasında zengin bir destekleyicisi var.
The tail at the rear of the plane provides stability.
- Uçağın arkasındaki kuyruk denge sağlar.
Your right taillight is busted.
- Sağ arka lamban patlamış.
The horse rose on its hind legs.
- At arka ayaklarının üzerinde yükseldi.
We have a doghouse in our backyard.
- Arka bahçemizde bir köpek kulübemiz var.
There is a bird feeder in our backyard.
- Bizim arka bahçede bir kuş besleyici var.
He sneaked around to the back door.
- O, arka kapıdan gizlice içeri süzüldü.
Tom sneaked out the back door.
- Tom arka kapıdan gizlice sıvıştı.
Tom was riding in the back seat.
- Tom arka koltukta gidiyordu.
There's a blanket in the back seat.
- Arka koltukta bir battaniye var.
The robber attacked her on a back street.
- Soyguncu bir arka sokakta ona saldırdı.