He is always in the background.
- O her zaman arka plandadır.
Let's get a picture of us with the sea in the background.
- Arka planda deniz manzaralı bir resmimizi çektirelim.
While doing the wash she found a condom in the back pocket of her son's pants.
- Çamaşır yıkarken oğlunun pantolonunun arka cebinde bir prezervatif buldu.
There is a church at the back of my house.
- Evimin arkasında bir kilise var.
The speeding vehicle skidded and crashed head-on into the rear-end of a truck before the driver could say Jack Robinson.
- Hız aracı Jack Robinson diyemeden önce kaydı ve bir kamyonun arkasına direkt çarptı.
Tom noticed a police car in the rear-view mirror.
- Tom arka dikiz aynasında bir polis arabası fark etti.
It has rained for three days on end.
- Arka arkaya üç gün boyunca yağmur yağdı.
She bought articles of clothing one after another.
- O arka arkaya giyim eşyaları aldı.
The boy hid behind the door.
- Çocuk, kapının arkasına saklandı.
My cat purrs when I scratch behind his ears.
- Kulağının arkasını kaşıdığımda,kedim mırıldanır.
Sami felt a little bit superior to his friends.
- Sami kendini arkadaşlarından biraz üstün hissetti.
Who needs friends! They'll just betray you in the end.
- Kimin arkadaşlara ihtiyacı var! Onlar sonunda sana ihanet edeceklerdir sadece.
Applaud, friends, the comedy has ended.
- Alkışlıyoruz, arkadaşlar, komedi sona erdi.
I asked after my sick friend.
- Hasta arkadaşımın sağlık durumunu sordum.
I spent the whole afternoon chatting with friends.
- Bütün öğleden sonrayı arkadaşlarla sohbet ederek geçirdim.
The horse rose on its hind legs.
- At arka ayaklarının üzerinde yükseldi.
A friend of mine can speak Hindi fluently.
- Bir arkadaşım akıcı bir biçimde Hintçe konuşabilir.
I have a lot of friends to support me mentally.
- Beni zeka olarak destekleyecek çok arkadaşım var.
Her boyfriend was not supportive.
- Erkek arkadaşı destekleyici değildi.
The tail at the rear of the plane provides stability.
- Uçağın arkasındaki kuyruk denge sağlar.
Your right taillight is busted.
- Sağ arka lamban patlamış.
The horse rose on its hind legs.
- At arka ayaklarının üzerinde yükseldi.
We have a doghouse in our backyard.
- Arka bahçemizde bir köpek kulübemiz var.
There is a bird feeder in our backyard.
- Bizim arka bahçede bir kuş besleyici var.
Tom sneaked out the back door.
- Tom arka kapıdan gizlice sıvıştı.
He was too drunk to remember to shut the back door.
- Arka kapıyı kapatmayı düşünemeyecek kadar sarhoştu.
Tom said he found a wallet in the back seat.
- Tom arka koltukta bir cüzdan bulduğunu söyledi.
There's a blanket in the back seat.
- Arka koltukta bir battaniye var.
The robber attacked her on a back street.
- Soyguncu bir arka sokakta ona saldırdı.