aktarmak

listen to the pronunciation of aktarmak
Türkisch - Englisch
transfer
change
quote
enroll
transpose
translate
transplant
(Tıp) decant
(Ticaret) to tranship
get across
interchange
extract
convey
narrate
switch
relay
tranship
retile
endorse
transmit

We have to transmit our culture to the next generation. - Biz gelecek nesillere kültürümüzü aktarmak zorundayız.

sports to pass
(Hukuk) to transfer, to convey
adapt
med. to transplant
to retile (a roof)
to plow (new ground)
transfuse
cite
to transfer (something, someone) from (one place) to (another); to move (something) from (one container) to (another)
mus. to transpose
hand on; register
to transfer; to transmit" " iletmek; to cite, to quote" " alıntılamak, iktibas etmek; to translate" " çevirmek; to narrate" " anlatmak; (çatı) to retile
carry over
quest
rebroadcast
search for
look for
rummage
seek
ransack
hand on
aktarma
transfer

She transferred from the bus to the subway. - Otobüsten metroya aktarma yaptı.

Where do I have to transfer to get to Shinjuku? - Shinjuku'ya gitmek için nerede aktarma yapmam gerekiyor?

aktarmak (kayıt)
post
aktarmak (bir başka yere)
transpose to
aktarma
transmission
aktar
{i} herbalist
aktarma
(Spor) passing
aktarma
quotation
içeri aktarmak
import
aktar
seller of medicinal herbs
aktar
(Bilgisayar) transit
aktar
(Bilgisayar) transfer it
aktarma
(Bilgisayar) switching
aktarma
(Bilgisayar) relay
aktarma
(Ticaret) carry forward
aktarma
trans-ship
aktarma
(Dilbilim) borrowed word
aktarma
(Otomotiv) drive line
aktarma
carryover
aktarma
citation
aktarma
(Dilbilim) loan
aktarma
interchange
aktarma
rebroadcasting
aktarma
transit
aktarma
(Dilbilim) borrowing
aktarma
(Dilbilim) alienism
aktarma
transplantation
aktarma
changeover
aktarma
(Dilbilim) loan word
aktarma
(Dilbilim) translation
aktarma
(Dilbilim) alien word
aktarma
quote
aktarma
(Pisikoloji, Ruhbilim) transference
aktarma
(Dilbilim) borrow
aktarma
retiling
aktarma
(Dilbilim) metaphrase
aktarma
(Bilgisayar) copy
telefon aktarmak
transfer one's call to someone
aktar
one who sells small items pertaining to dress
aktar
decant
içe aktarmak
(Bilgisayar) Import: "Do you want this software to import settings from other browsers?"
aktar
one who collects or grows herbs (especially for their medicinal qualities); haberdasher
aktar
seller of herbs and folk remedies and of small wares and notions
aktar
seller of medicinal herbs, herbalist; dealer in small wares
aktar
{f} transfer

Is there a transfer point? - Aktarma noktası var mı?

He has transferred all his knowledge to his son. - O, tüm bilgisini oğluna aktardı.

aktar
{i} haberdasher
aktar
tranship
aktarma
transfer, change (of trains, buses)
aktarma
plowing a field for the first or second time, breaking new ground
aktarma
quotation, the use of excerpts
aktarma
{i} transposition
aktarma
sports pass
aktarma
transposition; transshipment
aktarma
{i} adaptation
aktarma
movement of cargo from one vehicle or means of transportation to another for further shipment; adaptation
aktarma
transfer; change, connection; quotation, quote, citation, excerpt" " alıntı, iktibas; (çatı) retiling; pass
aktarma
connection
aktarma
transhipment
aktarma
the repair of a tile roof, retiling
başka gemiye aktarmak
transship
değişik kayıt sistemine aktarmak
transcribe
dışarı aktarmak
export
gelecek nesillere aktarmak
hand down the next generations
kan aktarmak
to give (someone) a blood transfusion
perdeye aktarmak
to make (a novel, story, play) into a motion picture
yanlış aktarmak
misquote
Türkisch - Türkisch
Sürülmemiş tarlayı ilk ve ikinci kez sürmek
Alıntılamak: "Onun yerine Salâh Birsel'in bir şiirini aktaracağız."- S. Birsel
Bir kitaptan veya bir yazıdan bir bölümü almak, iktibas etmek
Bir kitabı, daha çok Kur'an'ı başından sonuna kadar okumak
Çatı kiremitlerini gözden geçirerek kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak
Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek
Bir dilden başka bir dile çevirmek, tercüme etmek
Toprağı alt üstüne gelecek biçimde iyice bellemek. İletmek, bildirmek: "Derdini size aktarıp arınmış, sizi zehirleyip bırakmıştır."- H. Taner
Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak
İletmek; bildirmek
Bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek
Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak
Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek
devretmek
AKTAR
(Hukuk) Kokular, güzel şey, iğne, iplik, baharat gibi şeyler satan kimse
AKTAR
(Osmanlı Dönemi) Güzel kokulu yağlar vesaire satan adam. Güzel kokular tâciri
AKTAR
(Osmanlı Dönemi) Mahalle aralarında bazı baharatla iğne, iplik vesaire satan satıcı
AKTAR
(Osmanlı Dönemi) (Kutr. C.) Kuturlar. Çaplar. Dâirenin merkezinden geçen doğru hatlar
AKTAR
(Osmanlı Dönemi) Her taraf
AKTAR
(Osmanlı Dönemi) Ecza, ilâç satan adam
Aktarma
nakil
Aktarma
dilasyon
aktar
Koku satıcısı
aktar
Baharat satıcısı
aktar
Baharat, ev ilaçları, gereçleri satan kimse yada dükkan
aktar
Baharat veya güzel kokular satan kimse veya dükkân, attar
aktar
Anadolu'da iğne, iplik ,baharat, zarf, kağıt,tütün vs satan kimse veya dükkan
aktar
iğne, iplik, baharat, zarf, kâğıt gibi şeyler satılan dükkân
aktar
Anadolu'da iğne, iplik, baharat, zarf, kâğıt, tütün vb. satan kimse veya dükkân, attar
aktar
Baharat satan kimse veya dükkân, attar
aktarma
Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme
aktarma
Para aktarımı
aktarma
Bir taşıttan başka bir taşıta geçme
aktarma
Aktarmak işi
aktarma
Alıntı, iktibas
aktarma
Bir taşıttan başka bir taşıta geçme: "Bebek'ten aktarma Rumeli kıyısı vapurları bulunurdu."- R. H. Karay
aktarma
Arıları bir kovandan ötekine geçirme
aktarma
Bir hesaptan başka bir hesaba para havale etme, virman
aktarma
Alıntı
aktarma
Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi
aktâr
(Osmanlı Dönemi) her taraf, her yer; çaplar
aktarmak
Favoriten