Does detachment from the world really prevent suffering?
- Dünyadan ayrılma acı çekmeyi gerçekten engelliyor mu?
What time does the next train leave?
- Sonraki tren ne zaman ayrılacak?
What time does the first train leave?
- İlk tren ne zaman ayrılacak?
After school, their lives diverged.
- Okuldan sonra onların yaşamları ayrıldı.
They walked along the road together until they reached the village, but then their paths diverged.
- köye ulaşıncaya dek beraber yuruduler fakat sonra yolları ayrıldı
We'll soon be leaving.
- Yakında ayrılıyor olacağız.
Just as we were leaving the exam room the doctor waved his hand saying, 'bye-bye'.
- Muayene odasından tam ayrılırken doktor hoşça kal diyerek elini salladı.
The next train for the airport will depart from platform two.
- Havaalanı için bir sonraki tren 2. platformdan ayrılacak.
May I know the date of you departure?
- Ayrılış tarihinizi öğrenebilir miyim?
Do you know why he put off his departure?
- Ayrılışını niçin ertelediğini biliyor musun?
I heard Tom split up with Mary.
- Tom'un Mary'den ayrıldığını duydum.
Tom split up with Mary.
- Tom Mary ile ayrıldı.
Tom and Mary are splitting up.
- Tom ve Mary ayrılıyorlar.
Did you hear about Tom and Mary splitting up?
- Tom ve Mary'nin ayrılmaları hakkında bir şey duydun mu?
He'll come to see us before he leaves this city.
- Bu şehirden ayrılmadan önce, O bizi görmeye gelecek.
Mary never leaves her house without first putting on makeup.
- Mary önce makyaj yapmadan asla evden ayrılmaz.
When do you usually get off work?
- Genellikle işten ne zaman ayrılırsın?
What time do you get off?
- Ne zaman ayrılıyorsun?
Tom departed last Monday.
- Tom geçen pazartesi günü ayrıldı.
She departed very soon.
- O çok yakında ayrıldı.
Allocate a room for research purposes.
- Araştırma amaçları için bir oda ayırın.
We must be able to differentiate between objects and situations.
- Nesneler ve durumlar arasında ayırım yapabilmeliyiz.
Our teacher separated us into two groups.
- Öğretmen bizi iki gruba ayırdı.
What separates Guangdong from Guangxi?
- Guangdong'u Guangxi'den ne ayırıyor?
I'm not disconnecting their printers.
- Onların yazıcılarını ayırmıyorum.
These devices are distinguished by particularly high-quality workmanship.
- Bu cihazlar özellikle yüksek kaliteli işçilikle ayırt edilir.
The seats were reserved for the party.
- Parti için sandalyeler ayırtıldı.
I didn't detach them.
- Ben onları ayırmadım.
The seats were reserved for the party.
- Parti için sandalyeler ayırtıldı.
We ought to have phoned ahead and reserved a table.
- Telefon edip bir masa ayırtmalıydık.
Would you mind sparing me thirty minutes of the day?
- Bana günün otuz dakikasını ayırır mısın?
I removed her number after severing our friendship.
- Dostluğumuzu kestikten sonra onun numarasını ayırdım.
I'm not disconnecting their printers.
- Onların yazıcılarını ayırmıyorum.
Dan disconnected Linda from her respirator.
- Dan, Linda'yı solunum cihazından ayırdı.
It's faster to reserve a taxi.
- Bir taksi ayırtmak daha hızlıdır.
I'd like to reserve a seat on this train.
- Bu trende yer ayırtmak istiyorum.
Subtle differences in tone discriminate the original from the copy.
- Tondaki ince farklar orijinali fotokopiden ayırt eder.
Do you have much time to spare?
- Ayıracak çok zamanın var mı?
Since there wasn't much time to spare, she took a taxi.
- Ayıracak çok zamanı olmadığı için, taksiye bindi.
English is one language separating two nations.
- İngilizce iki ulusu ayıran bir dildir.
Why is politics separating us, when we ourselves know who is good and who isn't?
- Kimin iyi olduğunu ve kimin olmadığını biz kendimiz bildiğimizde politika neden bizi ayırıyor?
The mother separated the fighting children.
- Anne dövüşen çocukları ayırdı.
Tom is sad, as in German sentences he is often separated from Mary by a comma.
- Tom. Almanca cümlelerde Mary'yi sık sık bir virgülle ayırdığı için üzgün.
Dan disconnected Linda from her respirator.
- Dan, Linda'yı solunum cihazından ayırdı.
Let's decide what needs to be decided, then let's split into two teams, OK?
- Neye karar verilmesi gerektiğine karar verelim, sonra iki takıma ayıralım.
They earmarked enough money for research work.
- Araştırma çalışması için yeterli para ayırdılar.
We dissected a frog to examine its internal organs.
- Bir kurbağayı, iç organlarını incelemek için kesip parçalara ayırdık.
These devices are distinguished by particularly high-quality workmanship.
- Bu cihazlar özellikle yüksek kaliteli işçilikle ayırt edilir.
The original and the copy are easily distinguished.
- Orijinal ve kopya kolayca ayırt edilirler.