arkada

listen to the pronunciation of arkada
Türkçe - İngilizce
behind

A stranger tapped me on the shoulder from behind. He must have mistaken me for someone else. - Bir yabancı omzuma arkadan dokundu. Beni başka birisiyle karıştırmış olmalı.

Unable to keep up with his friends, he fell behind at last. - Arkadaşlarına ayak uydurmadığı için, o sonunda geride kaldı.

back, behind
to the rear
back

Tom and Mary were my backup singers back when I used to perform. - Eskiden konser verdiğimde Tom ve Mary arkada benim yedek şarkıcılarımdı.

He never turns his back on a friend in need. - Muhtaç arkadaşlarına asla sırtını dönmez.

astern
behindhand
comate
frater

Company policy precludes fraternization between co-workers. - Şirket politikası, farklı mevkilerdeki meslektaşları arkadaşlık etmekten men ediyor.

arka
back

I am told he has a broad back. - Bana onun geniş bir arkası olduğu söylendi.

There is a church at the back of my house. - Evimin arkasında bir kilise var.

arka
rear

Tom noticed a police car in the rear-view mirror. - Tom arka dikiz aynasında bir polis arabası fark etti.

The hijackers moved to the rear of the plane. - Korsanlar uçağın arkasına ilerledi.

arkada kalmak
to stay behind
arkada bırakma
leave behind
arkada bırakmak
to leave behind
arkada bırakmak
to pass, to overtake; to outdistance, to leave behind
arkada kalan
behindhand
arkada kalanlar
those left behind (by one who has died or departed)
arkada kalmak
1. to stay behind; to be left behind. 2. to be overshadowed, lose by comparison
arka
{s} stern
arka
{i} backing
arka
posterior
arka
friend at court
arka
{s} tail

The tail at the rear of the plane provides stability. - Uçağın arkasındaki kuyruk denge sağlar.

Your right taillight is busted. - Sağ arka lamban patlamış.

arka
back-up
arka
contuniation
arka
buttock
arka
(Tıp) superior

Sami felt a little bit superior to his friends. - Sami kendini arkadaşlarından biraz üstün hissetti.

arka
back board
arka
end

I've decided to end our friendship. - Arkadaşlığımızı bitirmeye karar verdim.

Tom and his mates went on a pub crawl and all ended up pretty drunk. - Tom ve arkadaşları alemlere akıp zil zurna sarhoş oldu.

arka
backside
arka
behind

The boy hid behind the door. - Çocuk, kapının arkasına saklandı.

My cat purrs when I scratch behind his ears. - Kulağının arkasını kaşıdığımda,kedim mırıldanır.

arka
aft

I spent the whole afternoon chatting with friends. - Bütün öğleden sonrayı arkadaşlarla sohbet ederek geçirdim.

All in all, after ten years of searching, my friend got married to a girl from the Slantsy region. - Her şeyi düşünerek, on yıllık araştırmadan sonra, arkadaşım Slantsy bölgesinden bir kızla evlendi.

arka
the reverse
arka
dorsal
arka
hind

A friend of mine can speak Hindi fluently. - Bir arkadaşım akıcı bir biçimde Hintçe konuşabilir.

Kangaroos have two small forepaws and two large, strong hind paws. - Kanguruların iki küçük ön pençesi ve iki büyük, güçlü arka pençeleri vardır.

arka
upholder
arka
tailback
arka
back side
arka
rear of
arka
on the back of
arka
on back
arka
on the back
arka
{i} continuation
arka
dors
arka
{i} breech
arka
{i} supporter

Your father's friends aren't his only supporters. - Senin babanın arkadaşları onun tek destekçileri değil.

He has a wealthy supporter behind him. - Arkasında zengin bir destekleyicisi var.

arka
{i} backer
arka
rearward
arka
hind, back, posterior
arka
dorso
arka
a back load (of something)
arka
back part, rear, back side, reverse
arka
rearward; stern
arka
situated in the tail or rear section
arka
support

I have a lot of friends to support me mentally. - Beni zeka olarak destekleyecek çok arkadaşım var.

He has a wealthy supporter behind him. - Arkasında zengin bir destekleyicisi var.

arka
back, rear; the reverse (side); continuation, sequel; support, back-up, backing; supporter, backer; backside, buttocks, behind; back; reverse; hind; posterior
arka
powerful friend, backer, supporter; pull, influence
arka
the space behind or beyond
arka
sequel, the remaining part
arka
backing; continuation; breech; supporter
arka
rump, buttocks, fanny
arka
{i} small

There is a small pond in back of my house. - Evimin arkasında küçük bir gölet var.

A woman friend of ours took a trip to a small town last week. - Bizim bir bayan arkadaşımız, geçen hafta küçük bir kasabaya bir seyahat yaptı.

arka
reverse
gözü arkada kalmak
to leave with something left undone or with a desire left unsatisfied
İngilizce - İngilizce

arkada teriminin İngilizce İngilizce sözlükte anlamı

arka
sun, light; the Vedic hymn
arka
Essence, liquor, arrack
arka
'Arka' is one of the names of the deity of the sun, which is associated with the fire principle (tej) and the sense of sight (vision)
Türkçe - Türkçe
(Osmanlı Dönemi) ŞERİK
(Osmanlı Dönemi) ÜNSÎ
arka
eğin
ARKA
(Osmanlı Dönemi) Duvar içinde kerpiç ve taş arasına konulan ağaç
ARKA
(Osmanlı Dönemi) Çadıra diktikleri direk
Arka
zahr
Arka
akab
Arka
mabat
Arka
dal
Arka
peş
arka
İnsanın vücudu, bedeni
arka
Mermer işletmeciliğinde taşın yüzüne paralel olan geri taraf
arka
Arkada olan, arkada bulunan
arka
Geçmiş, geride kalmış zaman
arka
Otururken sırtın dayandığıyer
arka
Koruyucu, kayırıcı, iltimasçı, piston
arka
Geri kalan bölüm, kısım
arka
Geçmiş, geride kalmış zaman: "Bütün gözler arkaya, maziye çevrilmişti."- Y. K. Beyatlı
arka
Art, peş
arka
Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı
arka
Otururken sırtın dayandığı yer
arka
Otururken sırtın dayandığı yer: "Otomobile bindiğimiz zaman başını arkaya yaslamış, gözlerini yummuştu."- T. Buğra. İnsanın vücudu, bedeni: "Arkasında beli kemerli, dar, şık bir pardösü vardı."- R. H. Karay
arka
Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi
arka
Koruyucu, kayırıcı, iltimasçı, piston: "Memur olmak için büyük bir arka gerek."- H. R. Gürpınar
arka
Geri kalan bölüm
arkâ
(Osmanlı Dönemi) half
arkada