dal

listen to the pronunciation of dal
Türkçe - İngilizce
branch

History is a branch of the humanities. - Tarih beşeri bilimlerin bir dalıdır.

He cut some branches off the oak tree. - O, meşe ağacından bazı dallar kesti.

offshoot
twig

The tree has too many twigs and branches. - Ağacın pek çok sürgünleri ve dalları vardır.

I heard a twig crack. - Bir dal çatırtısı duydum.

subsection
(ince) twig
ramification
arm

The baby was sound asleep in her mother's arms. - Bebek annesinin kucağında uykuya dalmıştı.

branch, bough, offshoot; branch, subdivision
naked, bare, uncovered (used only in compounds)
offset
bough

It is about time we bought a new microwave oven. - Yeni bir mikro dalga fırın almamızın zamanı geldi de geçti.

Mary bought Tom a copy of How to Win Friends and Influence People, by Dale Carnegie. - Mary Tom'a Dale Carnegie tarafından yazılmış Nasıl dost kazanılır ve insanları nasıl etkilersin'in bir kopyasını satın aldı.

{f} dive

Bill dived into the river to save the drowning child. - Bill boğulan çocuğu kurtarmak için nehre daldı.

Pat stripped off his clothes and dived in. - Pat elbiselerini çıkardı ve içeri daldı

phylum
outgrowth
department
(Bilgisayar) axis
(İnşaat) dendrite
(Tıp) division
back

Tom tried to go back to sleep. - Tom tekrar uykuya dalmaya çalıştı.

I fell asleep before father came back home - Babam eve dönmeden önce uykuya daldım.

{f} dived

When was the last time you dived? - En son ne zaman dalış yaptın?

She dived into the swimming pool. - Yüzme havuzuna daldı.

posterior
section
embranchment
{f} duck

Why don't we duck back inside? - Niçin içeri dalmıyoruz?

{i} branching
ramus
branching out
diving

Tom enjoys skydiving and scuba diving. - Tom gökyüzü dalışını ve aletli dalışı seviyor.

Tom didn't have the courage to try sky diving. - Tom'un gökyüzü dalışını deneyecek cesareti yoktu.

sprigs
lap

I fell asleep with my laptop on. - Laptopum açıkken uykuya daldım.

gatecrash
dal sürmek
branch
dal budak salmak
branch
dal budak salmak
ramify
dal budak salmak
to shoot out branches, to ramify
dal budak salmış
rampant
dal gibi
willowy
dal gibi
slender, graceful
dal ile sap arası köşe
axil
dal ile sap arası köşe
axilla
dal parçası
stick
yan dal
lateral
ince dal
stick
ince dal
wicker
çocuk dal
(Bilgisayar) child axis
ana dal
majors
dallar
branches
ince dal
twig

He tied the twigs into bundles. - O demetlerin içine ince dallar bağladı.

ince dal
rod
ince dal
sprig
ince dal
switch
ince dal
vimen
ince dal gibi
viminal
meyve veren kısa dal
spur
yaprak ile dal arası köşe
axil
yeni budanmış dal
stool
İngilizce - İngilizce
alternative spelling of dahl
a metric unit of volume or capacity equal to 10 liters
of Cajanus Indicus
(pl Dallim), "the Poor" or "the Meek", related to "'Ani" above and "Ebion" below
General Data Access Library
Dal
Dal is an Indian dish made from pulses such as chick peas or lentils. Variant of dahl. decaliter
[From Hindi /dal/ ] diagonal, incline -- something arranged obliquely or slanted
from dail, a field The English equivalent is 'dale'
Dedicated Access Line A non-switched circuit from the customer to a carrier
1 Dedicated Access Line 2 See Data Access Language
Split pulse, esp
This is the Indian term for all varieties of dried beans, split peas, and lentils There are many different varieties of dal, all of which have a specific use in Indian cooking
Dedicated access line An analog special-access line that runs from a caller's own equipment directly to a long distance company's switch or POP Usually provided by a local telephone company The line may go through the local telco central office, but the local telco does not switch calls on this line
From the," "by the "
A group of persons
Dedicated Access Line
defended asset list; A ranked listing of facilities, forces, and national political items that require protection from attack or hostile surveillance The list is compiled from federal departments and agencies, unified and specified commands, and the armed services to ensure national security emergency preparedness functions
Dal River
River, southern central Sweden. Formed by two forks, the ster Dal and Vässter Dal, it flows southeast for some 325 mi (520 km) from the mountains along the Norwegian border into the Gulf of Bothnia
dal segno
A direction to go back to the sign &?; and repeat from thence to the close
-dal
[From Hindi /dal/ ] diagonal, incline -- something arranged obliquely or slanted
-dal
1 Dedicated Access Line 2 See Data Access Language
-dal
A group of persons
-dal
from dail, a field The English equivalent is 'dale'
-dal
defended asset list; A ranked listing of facilities, forces, and national political items that require protection from attack or hostile surveillance The list is compiled from federal departments and agencies, unified and specified commands, and the armed services to ensure national security emergency preparedness functions
-dal
Dedicated Access Line
-dal
Dedicated Access Line A non-switched circuit from the customer to a carrier
-dal
Dedicated access line An analog special-access line that runs from a caller's own equipment directly to a long distance company's switch or POP Usually provided by a local telephone company The line may go through the local telco central office, but the local telco does not switch calls on this line
-dal
(pl Dallim), "the Poor" or "the Meek", related to "'Ani" above and "Ebion" below
-dal
This is the Indian term for all varieties of dried beans, split peas, and lentils There are many different varieties of dal, all of which have a specific use in Indian cooking
-dal
General Data Access Library
-dal
From the," "by the "
-dal
Dal
-dal
dekaliter: a metric unit of volume or capacity equal to 10 liters
Türkçe - Türkçe
(Osmanlı Dönemi) Azdırıcı, sapkın
(Osmanlı Dönemi) Şaşkın
(Osmanlı Dönemi) Yaban sediri denen bir ot
(Osmanlı Dönemi) (L) Kur'ân ve imân yolundan sapan. Dalâlete giden, azan
(Hukuk) Davet eden, sebep olan
Boyun, ense, omuz
Boyun, ense. Çıplak, yalın
Kol, bölüm
çıplak
Ağacın gövdesinden ayrılan kollardan her biri
Canlıların bölümlenmesinde, sınıfların bir araya gelmesiyle oluşan birlik, şube
Kol
Ağacın gövdesinden ayrılan kollardan her biri: "Cılız dallar, yeşili fersiz, tırnak kadar yapraklar!"- T. Buğra
Kol. Omuz: "Belikler dalına dökülür gelir / İnce bel üstüne sal ala gözlüm."- Halk türküsü
Omuz, omuz başı
Yaban sediri
Arka, sırt
Boyun, ense; omuz
Çıplak, yalın
Arka
Zaman belirten kelimelerin başına getirildiğinde kelimenin anlamını güçlendirir
budak
şube
DAL'
(Osmanlı Dönemi) Ağır yük götürmek
DAL'
(Osmanlı Dönemi) Meyl. Eğrilik. Kuvvet
dal (IV)
Zaman belirten kelimelerin başına getirildiğinde kelimenin anlamını güçlendirir
dal (V)
Arap alfabesinde de harfi
dal (VI)
Dekalitrenin kısaltması
A'DAL
(Osmanlı Dönemi) (İdl. C.) Eşitler, denkler, müsaviler
MU'DAL
(Osmanlı Dönemi) (Mu'dıl) Güç, içinden çıkılmaz, girift
ana dal
Ağaç, ağaççık veya çalılarda gövdeden ilk çıkan ve bitkinin çatısını oluşturan dal
ana dal
Yüksek öğretimde öğrencinin devam ettiği temel alan
dallar
(Osmanlı Dönemi) ağsan
doruk dal
Aşıdan gelişen sürgünün dik uzaması ile oluşan ve ağacın gövdesini meydana getiren dal
İ'DAL
(Osmanlı Dönemi) Güç olmak, zor olmak
İngilizce - Türkçe
(Askeri) savunulan malzeme listesi (defended asset list)
dal